Yeni Lisan Hareketi Ve Türkçüler Günü

Yeni Lisan Hareketi

1911 Nisan’ında Selanik Osmanlı Türk Devleti sınırları içinde idi. İstanbul’dan sonra ülkenin ikinci büyük kültür merkeziydi. Birçok gazete ve dergi orada çıkarılıyordu. Bu dergilerden biri de Genç Kalemler adını taşımaktaydı. 1911 Nisan’ında üç Türkçü genç Selanik’te, Genç Kalemler dergisinde buluşmuşlar ve Türk dili ve edebiyatında bir “ihtilal” yapmaya karar vermişlerdi. 24 yaşındaki Ali Canip (Yöntem), 27 yaşındaki Ömer Seyfettin ve 35 yaşındaki Ziya Gökalp. Tanzimat’tan beri devam eden dilde sadeleşme hareketine bir çeki düzen vermek, İstanbul’un konuşma dilini yazı dili hâline getirmek ve bu dil ile bir “millî edebiyat” oluşturmak için harekete geçtiler. İnançlı, azimli ve yetenekli idiler. Nisan ayından başlayarak dergide yazdıkları “Yeni Lisan” adlı yazılar kısa zamanda bütün ülkede, ülkenin şair ve yazarları arasında büyük yankı uyandırdı. Onların görüşlerine başlangıçta itiraz eden bazı yazar ve şairler bile birkaç yıl içinde “yeni lisan” kavramında birleştiler. türkçüler, atsız.

1912’deki Balkan Harbi sonunda Osmanlı Türk Devleti Balkanları kaybetti. Selanik bile elden çıktı. 1914’te de Birinci Dünya Harbi’ne girdik. Yüzyıllarca hoşgörülü idaremiz altında yaşayan bütün azınlıklar isyan etmişti. Avrupa, Türklüğü Anadolu’dan da atmak istiyordu.Türklüğe sarılmaktan başka çare yoktu. 1912’de kurulan Türk Ocağı neredeyse bütün aydınların karargâhı olmuştu. Türk Yurdu, Türk Sözü, Yeni Mecmua gibi dergiler, Türk’ü, Türklüğü anlatan, yazı, şiir ve araştırmalarla çıkıyordu. Romanımız, hikâyemiz, şiirimiz millî konuları işliyordu. Edebiyatçılar bu döneme “Millî Edebiyat” adını verdiler.

Türk dili tarihinde, içinde bulunduğumuz dönem “Modern Türkiye Türkçesi” adını alır. Daha önceki döneme ise “Osmanlı Türkçesi” denmektedir. İşte Yeni Lisan hareketi, Osmanlı Türkçesi döneminden yeni döneme geçişi sağlayan harekettir.

İlk Yeni Lisan yazısının üzerinden tam 100 yıl geçti. Ahmet Kabaklı’nın kurmuş olduğu Türk Edebiyatı Vakfı, Türk Dil Kurumunun iş birliği ile 29-30 Nisan 2011 günlerinde İstanbul’da “100. Yılında Yeni Lisan Hareketi ve Millî Edebiyat” adlı akademik bir çalıştay düzenledi. Düzenlemesini Prof. Dr. Hülya Argunşah’ın yaptığı toplantıda konunun uzmanları tarafından birçok orijinal bildiri okundu ve meseleler tartışıldı.Bildiri ve tartışmalar, Türk Edebiyatı Vakfı’nın değerli başkanı Servet Kabaklı tarafından yayımlanacak.Türklüğe, Türk dil ve edebiyatına ilgi duyan okuyucuların kitabı merakla beklediklerinden eminim.

Türkçüler Günü

Yeni Lisan hareketinin başarıya ulaştığı yıllarda Osmanlı Türk Devleti yedi düvelle savaşmaktaydı. Haçlı kini Anadolu’yu da elimizden almaya kalkıştı. İşte o zaman Türk’ün damarındaki kan kaynadı ve tarihteki sayısız destanlarına bir de Kurtuluş Savaşı destanı ekledi. Savaşın önderi Bozkurt Mustafa Kemal devletin de başına geçti ve Cumhuriyet’i “milliyetçilik” temeli üzerine kurdu. Atatürk devrinde Türklük yüce bir gurur kaynağı oldu. Gençler Türklük gurur ve şuuru ile yetiştirildi.

Atatürk’ten sonra durum değişti. Türklük artık o kadar vurgulanmıyordu. Ders müfredatlarıyla “hümanist” bir gençlik yetiştirmeyi ön plana çıkardılar. Moskova’ya bağlı Komünizm fikrine inananlar basında yer tutmaya başladı. Bir kısmı da Millî Eğitim’de görev aldı. Türkçü fikirleriyle Atatürk devrinde sivrilmiş olan Nihâl Atsız 1944 yılının Mart ve Nisan aylarında Orhun dergisinde Başbakan Şükrü Saracoğlu’na iki açık mektup yazarak ilgilileri uyardı. Atsız aleyhine dava açıldı. 3 Mayıs 1944’teki ikinci duruşma sırasında binlerce milliyetçi genç Anafartalar ve Ulus’ta büyük bir gösteri yaparak Atsız’a destek verdi ve Komünizm’i kınadı.

***

Açık mektuplar ve bu gösteri tek parti devrinde olağan üstü bir şeydi. Birkaç gün içinde yüzlerce Türkçü göz altına alındı. İçlerinde Atsız, Zeki Velidi, Alparslan Türkeş’in de bulunduğu 23 Türk milliyetçisi tutuklandı ve aylarca işkence gördü. Sıkı Yönetim Mahkemesi tarafından mahkûm edildilerse de Askerî Yargıtay hepsinin beraatine karar verdi. Türk milliyetçileri 3 Mayıs’ı Türkçülüğün “aksiyon” a geçtiği bir tarih kabul ettiler. O günden beri 3 Mayıs, “Türkçüler Günü” olarak anılmakta ve kutlanmaktadır. Bugünün genç Türkçüleri, tarihlerinin bu şerefli isim ve anlarını iyi öğrenmeli ve her zaman anmalıdırlar.

Ahmet B. ERCİLASUN 

Bir Cevap Yazın