Uygur İmparatorluğu

Orta Asya Türk halklarının en büyüklerinden biri olan kadim Uygurlar, Orta Çağlar boyunca bu bölgenin etnik ve siyasi tarihi üzerinde çok önemli rol oynamışlardır. Uygurların en erken tarihi aşamaları, Hunların kabile/kavimler konfederasyonunda yer alan “di” ya da “kırmızı di” diye adlandırılan göçebe kabilelerle irtibatlandırılmaktadır.[1]Uygurların tarihini iki ana döneme ayırmak uygun olacaktır: Birincisi; Moğolistan ve Cungarya’daki erken dönem kabile devletleri ya da Kağanlıklar (Milattan Önce 4. ve 5. yüzyıllardaki Guçe Hanlığı ya da “Yüksek arabalar”, Birinci Uygur Kağanlığı, 648-689 ve İkinci Uygur Kağanlığı 744-840); ikincisi 9.-13. yüzyıllarda Doğu Türkistan ve Çin’in Kansu bölgesinde yerleşik Uygur devletlerinin oluşumu ve uzun tarihsel varoluşu (Bugünkü Çin’de Sincan Uygur Özerk Bölgesi). Moğolistan sonrası dönemde kadim Uygurlar tamamen Doğu Türkistan’daki modern Uygur (Yeni Uygurlar) ve küçük bir grup oluşturan Kansu’daki Sarı Uygur (Yugurlar) etnik kompozisyonuna dahil oldular.[2]uygur devleti

Orta Çağ Uygur devletleri arasında en önemlisi Uygur Kağanlığı olarak da bilinen İkinci Uygur Kağanlığı’dır. Bir asır süren varlığı sırasında sadece Uygurların değil bütün diğer Türk halklarının tarihlerinde de kalıcı izler bırakmıştır. Bu dönem, Çin’deki Tang Hanedanı ve Tibet ile birlikte döneminin en güçlü üç devletinden biri haline gelen Kadim Uygurların en büyük yükselme periyodudur. Uygur Kağanlığı’nın siyasi tarihi başta Uygur dönemlerinin Türk runik metinleri ve Çin yıllıkları olmak üzere yazılı kaynaklarda oldukça iyi anlatılmıştır.

Türk Kağanlığı (VI-VII. asır) döneminde Uygur kabileleri/aşiretleri sürekli mücadele halinde oldukları Türklerin isyankar tebalarıdır.[3] Yazılı kaynakların analizi bozkırlardaki hakimiyet mücadelesinin birkaç aşamasının ayırt edilmesine imkan verecektir: a) Liderliğini Uygurların yaptığı Dokuz-Oğuz (Tokuz-Oğuz) kabilelerinin 630-647 yılları arasında Türklere karşı zaferi ve Kuzey Moğolistan’da Birinci Uygur Kağanlığı’nın kurulması (647-689); b) 681-689 yıllarında Türklerin Dokuz- Oğuz kabile konfederasyonuna karşı zaferi ve Doğu Türk Kağanlığı’nı ihya etmeleri; c) 716-725 yılları arasında Dokuz Oğuz (Uygur) kabilelerinin birkaç kez ayaklanması, Türk karşıtı Uygur, Basmil ve Karluk koalisyonunun kurulması; Karlukların batıdaki Türgeş Kağanlığı’na göçü ve bozkırlarda tam bir Uygur hakimiyetinin tesisi (744-840).

Mücadelenin ilk aşamasında (742) Uygurlar Basmiller ve Karluklarla birleşti ve bu durumu Basmillerin başı çektiği yeni bir siyasal ittifakın oluşumuyla neticelendi. Bir sonraki aşamada, Uygurlar Basmil Kağanı’nı yenilgiye uğratmak için Karluklarla birleşti ve Uygur Şefi Güli Peilo’yu bozkırın üstün hakimi/yöneticisi olarak ilan ettiler. O da Kutlu Bilge Kağan ünvanını kabul etti.[4]

742-744 yılları arasında bozkırlardaki durum iki hükümdarlı bir devlet şeklindeydi: Bozkırlardaki kabileler Türkler ve Basmiller liderliğinde olmak üzere birbirine karşı savaşan iki harekete dönmüştü. Türk hakimiyeti henüz yok olmadan, eş zamanlı olarak, diğer bir siyasi oluşum kuruldu. Uygurlar 744 yılında Basmillerin yerini aldıktan sonra da iki hükümdarlı yapı son Türk liderinin 745 yılı başlarındaki ölümüne kadar devam etti.

Türk hakimiyetini yıkmak için faaliyet gösterenler arasında yer alanlardan biri de Tang Hanedanı’ydı. Türk Kağanı Ozmiş’in ana kuvvetleri Çin ile komşu olan Gobi Çölü’nün güneyine yürüdüklerinde, Tang orduları bu kuvvetlere saldırdı, Uygurlar ve Karluklarla birlik olarak Türklerin batı kanadını boyunduruk altına aldılar.[5] 742 yılının sekizinci ayında yaklaşık bin Türk çadırı Çin’e göç etti.[6]

Bu, o zamanlar Türklerin Tang Kağanlığı’na yaptıkları ilk göçleriydi. 744 yılında Tang ordularının diğer bir seferi ile Apa-Tarkan liderliğindeki 11 Türk kabilesi daha boyunduruk altına alındı.[7] Türklerin Çin’e son göçü ise 745 yılında gerçekleşti.[8] Türk Kağanlığının çökmesiyle başta Türklerin kabile hiyerarşisinde ikinci sırada gelen Aşina ve Aşide klanlarının pek çok soylusu olmak üzere Türklerin önemli bir kısmı Çin’e göç etmek zorunda bırakıldılar ve ülkenin kuzey sınır bölgelerine yerleştirildiler.

Eskiden müttefik olan Karluklar ile Uygurlar arasında gittikçe artan bölünmeyi Karlukların 746 yılında bozkırlardan Batıdaki Türgeş hakimiyetindeki topraklara sürülmesi takip etti ve bunun neticesinde Moğolistan’da Uygur hakimiyeti kuruldu.

Uygur Kağanlığı’nın kurucusu Bilge Kül Kağan 747 yılında vefat etti.[9] Bilge Kül Kağan’ın liderliğinde Uygurlar bozkırlarda siyasi hakimiyet için hak iddia eden Türkler, Basmiller ve Karluklar gibi başlıca unsurları yok etmesine rağmen, Kağan güçlü merkezi bir Uygur hakimiyeti kurmakta başarısız oldu. Uygurlar hakimiyet haklarını geri almak için diğer pek çok kabile ile savaşmak zorunda kaldılar.

Yine de, Çin kaynaklarında adı “Guli Peilo” (Türk. Kullug Boyla) olarak geçen ilk Uygur Kağanı uzun süre Uygurların tarihi belleklerinde yer etti. Bu Kağan’ın ismi sadece Turfan bölgesindeki Uygur el yazmalarında geçmekle kalmayıp, aynı zamanda XI. asırda Karahanlılar Kağanlığı döneminde ünlü Türk ilim adamı Kaşgarlı Mahmut’un kaleme aldığı meşhur “Dîvânü’l-Lügati’t-Türk” adlı eserde de geçmektedir.[10]

Dokuz-Oğuz (Uygur) kabilelerinin asıl güç konsolidasyonu ve merkezi bir Uygur Devleti kurulması, tahta geçmeden önce Bayan Çor olarak bilinen, ilk Kağan’ın halefi ve büyük oğlu El Etmiş Bilge Kağan (747-759) tarafından gerçekleştirilmiştir. Bilge Kağan döneminde Uygur Kağanlığı’ndaki siyasi gelişmeler en iyi şekilde Terh (753) ve Mogon Şin Usu (759-60) runik kitabeler ve Uygur anıt yazıtlarında tasvir edilmektedir.[11]

Bu anıt-yazıtlara göre El Etmiş Bilge Kağan “iç” ve “dış” düşmanlara karşı savaşmakta, yeni kurulan Uygur Kağanlığı’nın topraklarını genişletmekte ve sınırlarını güçlendirmekte başarılı olmuştur. Aynı zamanda Bilge Kağan’ın ordusu Oğuz kabilelerinin başkaldırılarını bastırmış ve bozkırlarda hakimiyet kurma iddiasında olan diğer rakip kabileleri yok etmiştir.

Uygur Kağanlığı’nda İç Savaşlar

Yaklagar’ın Uygur Hanedanı’nın düşmanlarına karşı zaferi Dokuz-Oğuz kabilelerinin/boylarının birleşmesine vesile olmak yerine birbirlerine karşı yıkıcı mücadelelerinin başlamasına yol açmıştır.

Dokuz-Oğuz kabileleri arasındaki hakimiyet mücadelesi Uygur Kağanlığı’nda bir dizi iç savaşa yol açmıştır. Uygurların kendi aralarındaki iç savaşlar sorununa A.N. Bernshtam ve L. Gumilev’in çalışmalarında şöyle değinilmektedir. A.N. Bernstham bu iç çatışmaları sınıf çatışmaları olarak[12] L. Gumilev ise farklı dini grupların bir çatışması olarak açıklamaya çalışmaktadır.[13] Her iki yorum da kabul edilebilir gözükmüyor. Çin ve Uygur kaynaklarının analizi iç savaşların ana aşamalarını yeniden inşa etmeye ve bu savaşların sebep ve bazı sonuçlarını ortaya çıkarmaya imkan verecektir. Uygur hakimiyetine karşı Oğuz kabilelerinin üç baş kaldırısı bulunmaktadır.

Bunlardan ilki ve en büyüğü 747-749 yılları arasında Tay Bilge Tutuk’un liderliğini yaptığı ayaklanmadır. Bu başkaldırının lideri, Uygur kabileleri Tang Çin’inin topraklarına (Kansu, Ordos) göçe zorlandıkları zaman Dokuz-Oğuz kabile konfederasyonunun lideri konumunda bulunan Dokuz-Oğuz kabilelerinden “bayarku”nun şefidir. Mogon Şin Usu’daki Uygur kitabelerinde anlatılmakta olan Sekiz-Oğuz kabilelerinin başkaldırısı Kağan’ın orduları tarafından bastırılmış ve isyancılardan bir grup Karlukların himayesi altında Batı’ya göç etmiştir.

Doğu Türkistan’da yaşayan Karlukların topraklarına göç edenler yagma ve bayarku kabileleriydi. Sekiz-Oğuz isyanının lideri Tay Bilge Tutuk 749 yılında Tang Hanedanı’ndan askeri yardım alma teşebüssünde başarısız oldu.[14] Uygurların “dahili düşmanlara” karşı zaferi ve Oğuz kabileleri arasında birliği ihya etmesi, 752-754 yılları arasında Basmiller, Karluklar, Turgeşler, Çikler ve Yenisey Kırgızları dahil olmak üzere “harici düşmanların” Uygur karşıtı koalisyonuyla savaşlarında neticeyi belirleyen kararlı bir faktör olmuştur.

Tay Bilge Tutuk’un başkaldırısının bastırılmasından sonra da Oğuz isyanları bir süre daha devam etmiştir, ancak bunlar ilki kadar büyük olmamış ve tüm Oğuz boylarının katılımını sağlayamamıştır. 750’deki başkaldırı, Türkler ve Oğuzların Tang Kağanlığı topraklarından bozkırlara dönmesi gibi bir dış faktör yüzünden patlak vermiştir. 752-753 yılları arasında cereyan eden bu başkaldırılardan birine Abuz-yabgu liderlik etmiştir. Bir diğer isyan ise 757-759 yılları arasında patlak vermiştir.

Abuz-yabgu, bir Oğuz (Uygur) boyu olan ve 742 yılında Türk soylularıyla birlikte Çin’e kaçan ve 752’de bozkırlara geri dönüşü Türklerin Kuzey Çin’den geriye doğru göçünün ve Türk Aşina boyu hakimiyetinin ihyası için mücadelenin sürdürüleceği olasılığı açısından ciddi bir uyarı olarak kabul edilen Abuz kabilesinin şefiydi. Uygur Devleti’ndeki bütün iç savaşlar Uygurların Yaglakar Hanedanı’nın bütün düşmanlarının bastırılması ve Uygur kabilesinin Dokuz-Oğuz kabile hiyerarşisinde üstünlüğünün tesisi ile neticelendi. Bu tarihten sonra “Uygur” ismi bütün Dokuz-Oğuz boylarına teşmil edildi.

Kuruluşunun ilk yıllarında Uygur Kağanlığı’nın dış politikasını belirleyen ana unsurlardan biri Uygurların Tang Çin’indeki iç olaylara karışmasıydı. Uygur hakimiyeti geniş alanlara yayıldıkça ve Uygurlar Orta Asya bozkırlarındaki pozisyonlarını güçlendirdikçe, Tang Kağanlığı ciddi siyasi krizlere maruz kaldı. Bunlardan en vahimi An Luşan ve haleflerinin 755-762 yılları arasındaki Tang karşıtı isyanlarıydı.[15] Bu isyana bir Kuzey Çin valiliğinin genel valisi olan yarı Sogdiyan yarı Türk soyundan gelme An Luşan liderlik etmekteydi. An Luşan, ülkeyi yıkımın eşiğine getiren bir iç savaşlar serisine soktu. Tang Hanedanı Uygurların yardımları sayesindedir ki iktidarlarını koruyabildiler ve isyanı bastırabildiler.

İsyan sırasında, Uygur orduları Çin’e, 756, 757, 759 ve 762 yıllarında olmak üzere dört ayrı sefer düzenlediler. Bu seferlerden ancak sonuncusu isyanları sona erdirebildi ve Çin’de Tang iktidarının yeniden ihyasına yardımcı oldu. Çin’deki iç savaşa imparator ordularının safında yer alarak katılan Uygurlar her şeyden önce kendi ekonomik çıkarlarını korumaya çalışıyorlardı. Uygurların her askeri seferine karşılık Tang sarayının iyi ödemeler yaptığı ve Çin’de Uygurların yüklü ganimetler elde ettiği bilinmekteydi. Uygurlar Tang Hanedanı’na yardım etmek suretiyle sadece zenginleşme gibi ekonomik amaçlar gütmüyor, aynı zamanda da yazılı kaynaklarda açıkça ifşa edilmeyen belirli siyasi amaçlar da hedefliyorlardı. İlmi eserler arasında sadece iki yerde Uygurların Tang Hanedanı’na siyasi nedenlerle yardım ettiğini göstermektedir.

Rus tarihçi L. Gumilev’e göre, Uygurlar Çin’e Tang emperyal ordusunu yok etmek üzere sefer düzenledilerini “ki bu Uygur Kağanlığı’nın tam bağımsızlığını vaad ediyordu” belirtmektedir.[16] Dış müdahaleler olmaksızın da Çin’deki iç savaşlar ülkeyi tahrip ettiğinden, bu tür yorumlar doğru gözükmemektedir. Tanglara iktidarda kalmaları konusunda yardım etmek suretiyle Uygurların, Çin Kağanlığı’nın zayıflamasına katkıda bulundukları tezi de olası değildir. Aynı zamanda Uygur Devleti’nin bağımsızlığı Çin’in gücüne bağımlı değildi.

Uygurların Tang Hanedanı’na yardım etmesi konusunda ilginç bir görüş de Amerikalı bilim adamı L. W. Moses’e aittir. Moses, Uygurların Orta Çağ Çinli tarihçilerinin iddia ettiği gibi efendilerine karşı görevlerini yerine getirme duygusuyla değil, tam tersine başkaldırılarda bulunan ve Türk kabile hiyerarşisinde soyluluk açısından ikinci sırada yer alan Aşide boyundan An Luşan’ın liderliğine karşı düşmanca bir hareket olduğunu düşündükleri için yardım etmişlerdir.[17] Yine de, An Luşan’ın orijini Uygurların kendisine karşı düşmanlığını ispatlayan bir argüman olmaktan uzaktır, çünkü emperyal güçler içinde Sogdiyan-Türk melezi benzer pek çok üst düzey subay bulunmaktaydı.

An Luşan’ın önde gelen kişisel düşmanlarından biri General Ge Şuhan idi ve Şuhan’ın babası bir batı Türküyken, annesi de bir Soğdlu idi. Bundan dolayı, Uygurların Çin’e sefer düzenlemekte askeri-siyasi motivasyonlarla hareket ettiklerini kabul etsek bile, L. W. Moses’in argümanları bunu açıklamaktan tamamen uzaktır. Öte yandan, bu motivasyonlar tam olarak Uygurların 756’da Çin’e ilk seferleri hakkında Çinlilerin tuttukları hesapların tam bir analizi vasıtasıyla ortaya çıkarılabilir. İsyancılara karşı ilk Uygur-Tang ortak askeri hareketini oluşturan bu ilk sefer Uygur Kağanlığı’nın nadiren araştırılmış bir bölümü olarak kalmıştır.

Uygur Kağanlığı’nın ilk yıllarında varlığını sürdüren Türk Kağanlığı’nın ihya edilmesinin önüne geçmek için An Luşan-Şih Çaoyi’nin isyanları sırasında 756 yılında Uygurların Kuzey Çin’e (Ordods) düzenledikleri ilk sefer hakkında Çin vakayinamelerinin analizi, Uygurların siyasi ve askeri hedeflerinin açığa çıkarılmasını mümkün kılacaktır. İki yönetici hanedanın çıkarlarının çakışması, Tang karşıtı isyanın bastırılmasında ve Türklerin, özellikle de Çin iç savaşında isyancılardan yana olan hanedan kabilesi/boyu Aşina’nın temsilcilerinin yok edilmesinde Yaklakar Uygur Hanedanı ve Tang Hanedanı’nın gayretlerinin birleştirilmesine imkan tanımıştır.

Çin’de An Luşan isyancılarına karşı savaşan Uygur orduları aslında kendi düşmanları olan ve isyancı güçlerle birlikte hareket eden Türkleri de yok etmekteydiler. Tang Hanedanı’na yardım etmek suretiyle, Uygurlar aynı zamanda kendi güney sınırlarını muhtemel bir Türk işgaline karşı güvence altına da almış oluyorlardı. An Luşan isyanının bastırılmasından sonra Türkler Tang Kağanlığı’nda artık önemli bir rol oynayamaz hale geldiler.

Siyasi Yapı

Uygur Devleti’nin siyasi yapısı Uygur Kağanlığı’nın ilk 10 yılında oluşturuldu. Uygur Devleti’nde yüksek irade/iktidar üç ana bölümden oluşmaktaydı;

Kağan’ın hanedan kabilesi/boyu, Büyük buyruklar ve Dokuz-Oğuz (Uygur) kabilelerinin Tutuk namlı şefleri idi. Daha önceki Türk hanedanlarında olduğu gibi devletin başı, daha önceki devirlerde görevleri tanımlanmış olan, Kağan idi. Kağan’a en yakın kişiler yine Kağan tarafından en yakın akrabaları arasından atanan şad ve yabgu idi. Bunlar devletin batı ve doğu kesimlerini yönetirlerdi ve kumandan olarak da Uygur ordusunun batı ve doğu “kanatlarını” komuta ederlerdi (Kağan bütün ordunun başındaydı ve merkezde yer alırdı).

Uygur Devlet mekanizmasının bir sonraki aşaması Terkh ve Tez yazıtlarında anlatılmaktadır. Devlet mekanizması dokuz Büyük Buyruk’tan oluşur. “Buyruk” kelimesi eski Türkçe metinlerde geçmektedir ve ilk kullanılışı Milat’tan Önce 551’de kurulan Türk Hanedanı’na kadar uzanmaktadır. Fakat, İlk Türk Kağanlığı’na ait yazıtlar-Sogdça yazılmış Bugut yazıtları, Türklerin en üst mertebeleri sıralanırken bu ünvandan bahsetmez.[18] Bu yüzden, buyrukların ortaya çıkışının VI. asrın son çeyreğinden önceye dayanmadığı tahmin edilmektedir.

İkinci Doğu Türk Kağanlığı döneminde buyruklar güç yapısı içinde önemli bir yer tutarlardı. Bilge Kağan ve Kül Tigin yazıtlarında buyruklar Kağandan hemen sonra anılmaktadır. Bu yazıtların yazarına göre, Türk Devleti’nin geleceği Kağan ve onun buyruklarının “akıl” ve “cesaretine” bağlıdır. Yine de runik metinlerde Türk Kağanlığı’ndaki buyrukların somut imtiyazlarından bahsedilmemektedir.

“Emir”in karşılığı olan “Buyruk” kelimesinin anlamından yola çıkan bilim adamları genellikle bu ünvanın Türklerin askeri ve siyasi sistemlerinde çok üst düzeye denk gelmediğini düşünmektedirler.[19] Ancak, Bilge Kağan onuruna dikilen yazıtların içeriği bu anlayışla çelişmektedir: Bu yazıtlarda “Dahili buyrukların” başı Kül irkin diye bir ifade geçmektedir. Açıkçası, buyruklardan bazıları Türk Kağanlığı’nda üst düzey pozisyonlarda bulunmaktaydı.

Buyrukların rolü Uygur Kağanlığı’nın siyasi ve idari sisteminde daha açıktır. Uygur saltanatının runik yazıtlarında “buyruk” kelimesine aşağıdaki bağlamda rastlanmaktadır: “Dahili buyrukların başı Inaçu bağa tarkan (hep birlikte), 9 büyük buyruk vardır”, “dokuz buyruklar… senguns ve bütün halkın babam Turian’a bir Han olarak saygı duymaları istendi”, “dokuz buyruklar. benim Uygurlarım” vs.[20]

Uygur Kağanlığı’nda buyruklar “büyük” altında alt kategorilere bölünmekte ve bu ünvana sahip olmayanlar üst pozisyonlara gelememekteydiler. Aynı zamanda dokuz buyruklar “dahili” ve “harici” buyruklardan oluşmaktaydı. “Dahili buyruklar” sıralamalarda ilk önce anıldığından, yönetici boyun hiyerarşisinde önde geldikleri varsayılabilir. Büyük buyrukların sayısı (dokuz) Dokuz-Oğuz kabile konfederasyonunun kabile adedini yansıtmaktadır. Büyük buyruk ile 9 kabilenin sayılarının korelasyonu Tang Hanedanı Tarihi (Jiu Tangshu) tarafından da doğrulanmaktadır.

Bu kaynak, dokuz Uygur bakanının (zaixiang) dokuz kabileyi temsil ederek Tang prensi Tai-he’nin 621 yılında Uygurların başkenti Ordu-Balık’ta taç giyme törenine katıldıklarına dair bilgiler vermektedir. Terh yazıtlarına göre ise her büyük buyruk aynı zamanda, “yüz askerin başı”, “beş yüz askerin başı” vs. gibi bir de askeri ünvana sahipti.[21] Bu ünvan o buyruğun askeri sistemdeki pozisyonunu göstermekteydi. Buyrukların komutası altındaki asker sayısı (500’den 5000’e kadar) onun askeri rütbesini değil, kabilesinin Kağan’ın ordusuna temin ettiği asker sayısını yansıtmaktaydı.

Buyruklar hakkında daha ayrıntılı veriler Çin kaynaklarında mevcuttur. Tang Hanedanı tarihçilerine göre, 647 yılında kendisini Kağan ilan eden Uygurların Şefi Tumidu Türklerinkine benzer pozisyonlar oluşturdu. Birçok şeyin yanısıra, oluşturdukları arasında “altı harici ve üç dahili bakanlık (zaixiang)” vardı. Bu açıkça büyük buyrukların Çin yıllıklarında “bakanlar” olarak kullanıldığı anlamına gelmektedir.

“Zaixiang” kelimesinin yanısıra Çin kaynakları Türk ünvanı “buyruk” yerine diğer bazı kelimeleri de kullanmaktadır, ki bunlar temel olarak aynı kelimenin bazen diğer kelimelerle birleşerek değişik yazımından ibarettir: “meilu”, “meilu-jiangjun (buyruk-sengun, meilu-cho (buyruk-çor), milu (biruk), zaixiang-meilu (minister-buyruk) ” ve benzeri…[22] Bu örnekler, “zaixiang” ünvanı ve diğer kelimelerle birlikte olmak üzere “meilu” kelimesi ile iki grup kombinasyonu vermektedir.

Belki de, “meilu” Çinli tarihçiler tarafından sıradan buyruklar için ve “zaixziang-meilu” ise mesela; Büyük Buyruklar gibi en yüksek mertebedeki buyruklar için kullanılmaktaydı.

Çin kaynaklarında “Dış buyruklar” Uygurlarla Çin arasındaki temasların anlatımında sık sık zikredilmektedir. “Zaixziang” (bakanlar), An Luşan-Şi Çaoyi isyanları sırasında Tang Hanedanı’na yardım etmek için Çin’e gelen Uygur süvarilerin Uygur komutanları arasında bulunmaktaydı. Askeri seferlerin ortak liderliği, kendi oğlu gibi, Kağanın yakınlarına ait olmasına rağmen, bunlara sık sık bakanlar-zaixziang da eşlik etmekteydiler. Doğu Türkistan’ın siyasi hakimiyeti için VIII. asrın sonlarında yapılan Uygur-Tibet savaşı sırasında Uygur ordusunu Uygurların Başbakanı El Ugasi (Xieyujiasi) kumanda etmekteydi. Büyük buyrukların üstlendikleri rol en iyi şekilde Uygur asıllı Tang generali Pughu Huaien’in 764 yılında başkaldırısı sırasında gözler önüne serildi.

Başkaldırının lideri Uygur Bögü Kağan’ın (759-779) kayınpederi idi. Bu yüzden, 765 yılında Tang hanedanına karşı ayaklandığında Uygur lideri iki bin süvari göndererek ona destek verdi. Kadim Tang Hanedanı Tarihi, Çin’e yürüyen süvarilere eşlik eden Uygur komutanların listesini de içermekte, ki bu El Etmiş Bilge Kağan’ın (747-759) Terh yazıtlarında muhafaza edilmiş Büyük Buyrukları ile mukayase edilebilir.

Askeri seferlere katılmanın yanı sıra Büyük Buyruklar diplomatik meselelerde de yer almaktaydılar. Fakat bu onların temel faaliyet alanları arasında değildi.

Tang kaynakları, Uygur Kağanlığı’nın sona ermesinden (840) sonra Büyük Buyrukların rolünün çok güçlendiğini göstermektedir. Kağanın çok güçlü olduğu Uygur Kağanlığı’nın erken dönemlerinde buyruklar iktidar yapılanmasında teba pozisyonundayken, Kağanın merkezi gücünün zayıflamasına paralel olarak nüfuzları tedrici olarak yükseldi. Bu değişimi yansıtan ilk olay eski bakan-Büyük Buyruk Ton Baga Tarkan’ın 779’da bir darbe ile iktidarı ele geçirmesidir.

Takip eden dönemde, Kağanların seçim sürecine Büyük Buyrukların müdahalesi Ordu-Balık’ta bir gelenek haline geldi. 795’de genç kağan öldüğünde, Ediz klanından bir bakan kendini Kağan ilan etti. Uygur Kağanlığı’nın son on yılında, Büyük buyruklar Uygur Kağanlığı’nın çökmesiyle sonuçlanacak değişik Uygur aristokrat grupları arasındaki iktidar mücadelesine aktif bir şekilde katıldılar.

Uygurların yönetici hanedanı -Yaglakar- kutsal bir statüye sahipti. Kağanlıkta iktidara gelme hakkı sadece bu kraliyet klanına ait olmakla mümkündü. Bu klanın yerini 795 yılında Ediz Hanedanı’nın alması da Yaglakarların bu statüsünü değiştirmedi. Başka orijinlerden gelseler bile VII. asır sonları ve IX. asır başlarındaki Uygur kağanları kendilerini Yaglakar klanının birer temsilcisi olarak görmekteydiler.

Yazılı kaynakların analizi, Uygur Kağanlığı sırasında esas değişikliğin “Büyük Buyruklar” tarafından temsil edilen merkezi iktidar mekanizmasının rolünde gerçekleştiğini gösterecektir. Büyük Buyruklar, daha önceki Türk yönetimlerine kıyasla iktidar sisteminde çok daha önemli rol oynamaya başladılar. Kağan’ın gücünün zayıflamasıyla eş zamanlı olarak Büyük Buyrukların güçlenmesi Uygur Kağanlığı’nın ileride çökmesine neden olan temel faktörlerden biri olmuştur.

Uygur İdarecilerin Batı Politikası

Uygur Kağanlığı ortaya çıkışının ilk yıllarından itibaren Doğu Türkistan ile özel ilişkiler sürdürmüştür. Uygur kabileleri çok erken tarihlerden itibaren Doğu Türkistan’a yerleşmeye başladılar. Uygurların atası olan Kuçe kabileleri IV. asırda bu bölgede hanlıklarını kurmuşlardı. Türk yönetimi sırasında, Uygur kabile konfederasyonuna katılanlar da dahil olmak üzere, pek çok T’ele kabilesi daha sonra Doğu Türkistan’a göç etmişlerdir. Uygur Kağanlığı döneminde olduğu gibi, Uygurlar ortaya çıkışlarının ilk yıllarından itibaren Tarım havzası üzerinde kontrol kurmuşlardır.

Bu bilgiyi, özellikle Terk yazıtları olmak üzere, Basmiller, Karluklar, Türgeşler ve bazı Dokuz-Oğuz kabilelerinden oluşan koalisyonla 752-753 yılarında şavaş sırasında Doğu Tianşen dağları çevresinde egemenliğini genişleten Uygur Kağanı’nın yönetiminin hakim olduğunu Uygur yazıtları doğrulamaktadır. Uygurların Doğu Türkistan’ın yerleşik hayata geçmiş vahaları üzerinde kontrol kurmak için tek yöntemleri askeri güç değildi. Bu bölgenin yerleşik toplulukları ile, özellikle de en etkin Mani topluluğuyla, anlaşmalar da yapabilmekteydiler. Bu yüzden Uygurlar Mani dinini kabul ettiler ve 762 yılında Uygur Kağanlığı’nın resmi dini olarak ilan ettiler.

İlk başta, Uygurlar Doğu Türkistan vahaları ile birlikte Küçe ve Beşbalık’da konuşlanmış Çin garnizonlarından arda kalanlarını da kontrol etmekteydiler. Bögü Kağan’ın saltanatı sırasında (759-779) Doğu Türkistan’daki Uygur etkisi bir çeşit garantörlük talep etmekteydi ve bu sadece Mani dinine uyum sağlamak ile değil aynı zamanda bitişikteki Tang varlığının 755 yılında An Luşan’ın isyancılarıyla savaşmak üzere bu bölgeden Çin’e çekilmesinden kaynaklanmaktaydı.

762 yılında Mani dinine geçilmesi Sogdiyanların Uygur Kağanlığı’ndaki nüfuzlarını güçlendirdi ve bu Uygurların yerleşik ekonomik ve kültürel yaşama uyum sağlama sürecini hızlandırdı. Uygur Kağanlarının batıya yönelim politikaları da Uygur-Tang ilişkilerinden etkilendi. An Luşan-Şih Çoayi ayaklanmasının bastırılmasından sonra Uygurlar, Tang Hanedanı’nı Çin ipeği ile Uygur atlarını takas etmeye zorladılar.

Uygur koruması altında olan Sogdiyanlar ticarette ajan rolü oynadılar. Uygur toplumunda ve özellikle de Uygur Sarayında Sogdiyanların güçlenmesi göçmen aristokrat çevreler arasındaki muhalefetin karşı hareketini provoke etti. Muhalefetin direnişi, 779 yılında Boghu Kağan’ın saltanatına son verecek olan Sogdiyan ve Mani karşıtı bir darbeye sebep oldu. Takip eden Tun Baga Tarkan’ın (779-789) saltanatı Uygur yönetici hanedanının hem iç, hem de dış politikalarında değişikliklerle kendini gösterdi. Bu değişiklikler Uygur-Tang ilişkilerini de etkiledi. Tang İmparatoru fırsatı kaçırmayarak 780 yılında Uygurlarla olan ilişkilerini kesti.

779 yılında Ordu-Balık’taki darbeyle gelen problemleri tartışan C. Mackerras, bu darbeyi Çin yanlısı bir hareket olarak değerlendirmektedir. Mamafih, bu darbe Sogdiyan ve Mani karşıtı olmasına rağmen Çinli karşıtı değildi. Bu görüş Uygurların 783-784 yılları arasında Hebei valisinin Tang karşıtı isyanına katılmalarıyla da doğrulanmaktadır. Uygur süvarileri Tang hükümet kuvvetleriyle savaşlarında isyancılara yardıma gitmişlerdir.

Uygur Kağanı’nın-Ton bagha tarkan, yeni politik yönelişlerinin bir sonucu 790’larda Doğu Türkistan’da Uygur-Tibet savaşı oldu. Sogdiyanlar ve Manilere yönelik tavır değişikliği Uygurlarla Doğu Türkistan vahalarının yerleşik halkı arasındaki ilişkilerin daha da bozulmasına ve nihayet Uygurların bu toplumlar nezdindeki desteklerinin sona ermesine sebep olmuştur. Uygurların rakipleri bu çatışmaları kendi lehlerine kullandılar.

Uygur karşıtı kabileler ve yerleşik nüfustan bazı yerel grupların desteğiyle Tibetliler, daha önce Uygurların kontrolünde olan bu vahaları işgal ettiler. Bilim adamları 790-792 yıllarında cerayan eden Uygur-Tibet savaşının sonuçlarını farklı yorumlamaktadırlar. Bu bilim adamlarından bazıları (I. Escedy, A. Maliavkin) Uygurların Tibetliler ve müttefikleri Karlukları yenilgiye uğratarak zafer kazandıkları şeklinde bilgi veren Çin kaynaklarının doğruluğundan şüphe duymaktadırlar.[23]

Bu bilim adamları, savaşın Doğu Türkistan üzerinde Tibetlilerin hakimiyetine yol açtığını düşünmektedirler. Ancak, diğer bilim adamları (Haneda Toru, T. Abe, T. Moriyasu) Uygurların sadece yeniden toparlanmakla kalmayıp, batı yönünde kontrollerini yaygın olarak genişlettikleri gibi daha akılcı bir sonuca ulaşıyorlar ve bu da değişik dillerde kaleme alınmış tarihi kaynaklardaki verilerle doğrulanmaktadır.[24]

Doğu Türkistan’daki Uygur-Tibet savaşı sırasında Tang garnizonlarından geriye kalanlar tamamen tasfiye edildi ve Tang askerlerinin son grupları da “Uygur yoluyla” Çin’e kaçtılar. Doğu Türkistan vahaları üzerinde Uygur egemenliğinin yeniden ihya edilmesinin anlamı, Doğu Türkistan’ın batı yerleşim bölgesi olarak Uygur Kağanlığı topraklarına katılmasıdır. Tibetlilerle savaşlarında Uygurların başarılı olmalarının, Uygur yöneticilerinin geleneksel Batı politikasına geri dönmesi ve Doğu Türkistan’daki Sogdiyanlar ve diğer Mani nüfusun desteğini yeniden kazanmaları ile mümkün olduğunu da söylemek gerekir. Yazılı kaynaklar, Mani dininin VIII. asır sonları ve IX. asrın ilk yıllarında Uygur Kağanlığı’nda aşırı güçlendiğini göstermektedir.

820’lerden sonra, Uygur Kağanlığı düşüşe geçti. Uygur Devleti, her iki taraf için de yıkıcı olan bir iktidar mücadelesi dönemine girdi ve bu durum Yenisey Kırgız ile yok edici bir uzun savaşla daha da karmaşık hale geldi. Uygur Kağanlığı’nın kuzeyinde yaşayan Kırgızlar, Uygurların geleneksel düşmalarıydı. Uygur hakimiyeti sırasında Kırgızlarla üç savaş yapılmıştır:

1) Uygur hegemonyasının genişlediği dönemde, 750’lerde yapılan savaş, Kırgızların 758 yılında boyunduruk altına alınmasıyla neticelenmiştir (Ancak toprakları Uygur Devleti topraklarına katılmamıştır);

2) VIII. asır sonlarında Doğu Türkistan’daki Uygur-Tibet savaşının arafesinde ve savaş sırasında yapılan savaş (Bu savaş Karabalsagun yazıtlarında anlatılmaktadır; açıkcası bu savaş, Uygur-Tibet savaşının başlangıç aşamasında Uygurların Tibetlileri yenmesine mani olmuştur, Uygurlar ancak Kuzeyde Kırgızları yenilgiye uğrattıktan sonradır ki bütün güçlerini Doğu Türkistan’daki Tibetlilere karşı sürebilmiştir);

3) Uygur Kağanlığı’nın çöküşüyle sonuçlanan 820-840 yılları arasındaki savaş.

840 yılında Kırgızlar Uygur başkenti Ordu-Balık’a saldırdı. Hayvanlarda salgın hastalıklar, açlık, sert kış koşulları gibi doğal felaketlerle birleşen bu saldırı Uygur Devletini yıktı. Uygur Kağanlığı’nın çöküşü neticesinde Uygur kabileleri Kuzey Moğolistan’dan pek çok yöne doğru kaçarak göç ettiler, bunlardan başlıcaları Büyük Çin seddine doğru, Kansu’ya ve Doğu Türkistan’a doğrudur. Uygur kabileleri kabile bölünmelerinden ziyade değişik grupların siyasi yönelimlerine göre dağıldılar.

Uygurların on beş kabileden oluşan en büyük grubu Doğu Türkistan’a göç etti ve Kuça-Karashar- Turfan bölgesine yerleşti. Bunlar burada 850-860 yılları arasında varlığını 500 yıl boyunca sürdürecek olan küçük Uygur Krallığını -Uygur Koçu Krallığı- kurdular. Uygurların bir diğer grubu ise bugünkü Çin’in Kansu bölgesinde Ganzhou Uygur Kağanlığı’nın kurucuları oldular. Bazı Uygur kabileleri Moğolistan ve Güney Sibirya’da kaldı, diğerleri ise Kimaks ve İrtiş vadisine kaçtılar.

Sonuç
  1. İki yüzyılı aşkın bir süre boyunca Dokuz-Oğuz (Uygur) kabileleri/boyları ile Türkler arasında siyasi hakimiyet için yaşanan mücadele Orta Asya’daki temel siyasi çatışmaları teşkil etmiştir. Bu iki kabile grubu arasındaki siyasi rekabet 548-551 yılları arasında Türklerin Töles kabilelerini hezimete uğratmasıyla başlamıştır. Bu gruplar arasında daha ileri dönemdeki ilişkiler tarihi siyasi ve askeri Dokuz-Oğuz ordularına dayanan çatışmaların yerini alan siyasi ittifaklar tarihidir. VIII. asır ortalarından önce Türkler lehine olan mücadelede nihai galipler Uygurlar olmuştur. Ancak, Türkler ile Uygurlar arasında siyasi ittifakın çökmesi ve 744-840 yılları arasında Türkleri kabile yapısından dışlayacak olan Uygur Kağanlığı’nın kurulması, her iki konfederasyonun da İç/Orta Asya üzerinde hakimiyetinin sonunun başlangıcı olmuştur.
  2. Kuruluşunun ilk yıllarında Uygur Kağanlığı’nın dış politikası iki ana faktör tarafından belirlenmekteydi, Kağanlığın ana topraklarının oluşturulması, bu toprakların korunması ve Uygurların Tang Çin’inin siyasi yaşamına müdahale etmesi. An Luşan isyanı sırasında Çin’deki iç savaşlara katılmaları Uygurların Türklerle olan savaşlarının bir devamı olarak düşünülmelidir. Tang Hanedanı’na askeri destek vermek suretiyle, Uygurlar aynı zamanda kendi düşmanlarının, An Luşan’ın isyancı ordusuyla birleşen Türkler, etkin arta kalanları ile de savaşmaktaydı. Çin’e yönelik askeri seferin sonucu olarak Uygurlar Türk Kağanlığı’nın çöküşü sırasında Çin’e kaçan asil Aşina klanının temsicilerinin yeniden bir Türk Kağanlığı kurma olsalığını da tasfiye edebildiler.
  1. Başlangıçtan itibaren Uygur Kağanlığı Doğu Türkistan’ın yerleşik hayata geçilmiş vahalarına yönelik özel bir siyaset yürüttü. Doğu Türkistan’daki ekonomik ve siyasi çıkarlar Uygurları Doğu Türkistan’daki Sogdiyanlar arasında yaygın olan Mani dinini kabule zorladı. Doğu Türkistan’ın Mani topluluğu ile ittifak, Uygur Kağanlığı’nın Doğu Türkistan’ın kuzeydoğu bölümleri üzerinde kontrol kurmasına olanak tanıdı ve nihayetinde bu bölgeleri yerleşik yaşam sürülen çevre bölgeler olarak Uygur Devleti’nin siyasi-idari yapısı içine dahil ettiler. Kağanlığın 840’ta yıkılmasından sonra Uygurların göçü ve daha ileriki tarihlerde Doğu Türkistan’da Turfan Uygur Devleti’nin (Uygur Kuça Krallığı, IX-XIII) kurulması, ortaçağ Uygur devletinin merkezinin Uygur Kağanlığı’nın (Kuzey Moğolistan) merkezinden Doğu Türkistan’daki batı çevresine (periphery) kayması şeklinde tasavvur edilmelidir.

Dr. Ablet KAMALOV

Kazakistan Bilimler Akademisi Uygur Tarihi Kürsüsü Başkanı / Kazakistan

Alıntı Kaynağı: Türkler, Cilt: 2 Sayfa: 225-232


Kaynaklar:
♦ Xin Tangshu Tang Hanedanı’nın yeni Tarihi, New History of Tang Dynasty, Ou Yangxu, Shanhai, 1936.
♦ Jiu Tangshu Tang Hanedanı’nın Eski Tarihi, Old History of Tang Dynasty, Lu Xu, Shanghai, 1936.
♦ Tang huiyao Tang Hanedanı’nın En Önemli Olaylarının Kolleksiyonu, Wang Pu, Beijing, 1955.
♦ Zuzhi tongjian Yönetmeye Yardım Eden Evrensel Ayna, Universal Mirror Helping to Govern, Sima Guang, Beijing, 1956.
♦ Jiu Tangshu Tang Hanedanı’nın Eski Tarihi, Old History of Tang Dynasty, Lu Xu, Shanghai, 1936.
♦ Cefu yuangui Eski Aklın Hazinesi, Treasury of Ancient Wisdom, Wang Qinjo, Beijing, 1936.
♦ Yan Lu gong wen ji Eserler Koleksiyonu Yan Zhenqing, Beijing, 1956.
♦ Abe T. Nishi uguru kokushino kenkiu (Batı Uygurları Tarihi Üzerine Araştırmalar). Kioto, 1955.
♦ Barthold V. V. Twelve Lectures on The History of The Turkic Peoples. In: Selected Works. Vol. V, M., Nauka Press, 1968, ss. 17-192.
♦ Barthold V. V. Tukuzguzy. In: Works. Vol. V., M., Nauka Press, ss. 568-569.
♦ Bernshtam A. N. Sotsialno-economicheskii stroi orkhono-eniseisekikh turok VI-VIII vv. Vostochnoturkskii kaghanat i kyrgyzy. Social and political structure of the Orkhon-Enisey Turks of the VI-VIII cc. Eastern Turkic Kaghanate and Kyrgyzs. M. -L., Isdat-vo AN SSSR, 1946.
♦ Beckwith Ch. The Tibetan Empire in Central Asia: A History of the struggle for Great Power Among Tibetans, Turks, Arabs and Chinese during the Early Middle Ages. Princeton, New Jersey, 1987.
♦ Bichurin N. Ya. Sobraniye svedenii o narodakh, obitavshikh v Srednei Azii v drevniye vremena (Collection of accounts on peoples in Central Asia in ancient times). M., Isdat-vo AN SSSR, Vol. I-III, 1950-1953.
♦ Cen Zhong mian. Tujue jishi (Historical Records on Turks). Vol. 1-2, Beijing, 1958.
♦ Czegledy K. Gardizi On The History of Central Asia (746-780 A. D. ) In: Acta Orientalia Hungaricae, T. XXVII, fasc. 3, Budapest, 1973, ss. 257-267.
♦ Ecsedy H. Uighurs and Tibetans in Pei-t’ing (790-791 A. D.). In: Acta Orientalia Hungaricae. N. XVII, Budapest, 1964, ss. 83-104.
♦ Franke O. Geschichte des chinesischen Reiches. Bd. II. Berlin-Leipzig, 1936.
♦ Gabain A. von. Die Frühgeschichte der Uiguren 607-745. In: Nachrichten des Gesellschaft für Natur-und-Völkerkunde Ostasiens. No: 72. Hamburg, 1952, S. 18-32.
♦ Gabain A. von. Das Leben im uigurischen Königreich von Qoco (850-1250). Textband. Wiesbaden, 1973.
♦ Gumilev L. N. Drevniye turki. Eski Türkler. M., Nauka, 1967.
♦ Györffy G. Die Rolle des buiruq in der altturkischen Gesellschaft. In: Acta Orientalia Hungaricae, N. XI, Budapest, 1960, S. 169-179.
♦ Hamilton J. R. Les Ouigours á l’épouque des Cinq dynasties d’ apres les documents chinoise. Paris, 1955.
♦ Hamilton J. R. Toquz-oquz et on-uigur. In: Journal Asiatique, N. 250, Paris, 1962. ss. 23-64.
♦ Haneda T. Todai kaikotsu sin no kenkiu (Research on Uighurs of the Tang epoch). In: Haneda hakase shigaku rombun shu) (Selected Works of Prof. Haneda Toru) Vol. I, Kyoto, 1957, ss. 157-324.
♦ Hansen O. Zur sogdischen Inshrift auf dem dreisprachigen Denkmal von Karadalgasun. In: Journal de la Société Finno-ougrienne, Vol. 44, pt. 3, Helsingfors, 1930, S. 3-39.
♦ Kadyrbayev A. Sh. Ocherki istorii srednevekovykh uigurov, dzhalairov, naimanov i kereitov. Almaty, Rauan, 1993.
♦ Kamalov A. Drevniye Uigury. VIII-IX vv. (Old Uighurs. VIII-IX cc.). Almaty, 2001.
♦ Kazembek A. Issledovaniya ob Uigurakh. (Researches on Uigurs). In: Jurnal Ministerstva narodnogo prosvesheniya. Vol. 31, SPb, 1841.
♦ Khudiakov Yu. S. Uigury v Mongolii. In: V Mejdunarodny Kongress Mongolovedov (Ulan-Bator), M., Nauka, 1987, ss. 47-156.
♦ Khudiakov Yu. S. Pamiatniki uigurskoi kultury v Mongolii. In: Tsentralnaya Azia i sosedniye territorii v sredniye veka. Istoria i kultura Vostoka Azii. Novosibirks, Nauka, 1990, ss. 84-89.
♦ Khudiakov Yu. S. Pamiatniki uigurskoi kultury v Mongolii. In: Tsentralnaya Azia i sosedniye territorii v sredniye veka. Istoria i kultura Vostoka Azii. Novosibirks, Nauka, 1990, ss. 84-89.
♦ Klyashtorny S. G. The Terkhin inscription. In: Acta Orientalia Hungaricae, T. XXXVI, Fasc. 1-3. Budapest, 1983, ss. 335-366.
♦ Klyashtorny S. G. The Tes Inscription of the Uighur Bogu Qagan. In: Asta Orientalia Hungaricae, T. XXXIX, fasc. 1. Budapest, 1985, ss. 137-156.
♦ Klyashtorny S. G. East Turkestan and the kaghans of Ordubaliq (The interpretation of the fourteens line of the Terkh inscriptions). In: Acta Orientalia Hungaricae. T. XLII (2-3). Budapest, 1988, ss. 277-280.
♦ Klyashtornyi S. G., Livsic V. A. The Sogdian inscription of Bugut revised. In: Acta Orientalia Hungaricae, T. XXI, fasc. 1. Budapest, 1972. ss. 69-102.
♦ Klyashtorny S. G. Drevneturkskiye runicheskiye pamiatniki kak istochnik po istorii Srednei Azii. M., Nauka, 1964.
♦ Klyashtorny S. G. Terkhinskaya nadpis. (The Terkhin inscription). In: Sovetskaya turkologia, No: 3, 1980, ss. 82-95.
♦ Klyashtorny S. G. Osnovnyie cherty sotsialnoi struktury drevneturkskikh gosudrstv (Orta Asya’daki Eski Türk Devletlerinin temel özellikleri). In: Klassy i soslovia dokapitalisticheskikh gosudarstv Azii. Problemy sotsialnoi mobilnosti. M., Nauka, 1986, ss. 217-228.
♦ Kratkaya istoriya uigurov. (Uygur halkının kısa tarihi). Almaty, Gylym, 1991.
♦ Kyzlasov L. R. Srednevekovoye goroda Tuvy (Orta Çağ kasabası Tuva). In: Sovetskaya arkheologia, No: 3. M., 1959. Pp. 66-80.
♦ Kyzlasov L. R. Istoriya Tuvy v sredniye veka (Orta Çağ’da Tuva Tarihi). M., MGU Press, 1969.
♦ Kyzlasov L. R. Drevniaya Tuva ( Ancient Tuva). M., MGU Press, 1979.
♦ Mackerras C. Sino-Uighur diplomatic and trade contacts (744 to 840). In: Central Asian Journal. Vol. VIII, No: 1. Wiesbaden, 1969, ss. 215-240.
♦ Mackerras C. The Uighur Empire (744-840) according to the T’ang Dynastic Histories. Canberra, 1968.
♦ Mackerras C. The Uighur Empire according to the T’ang dynastic histories. A study in Sino- Uighur relations 744-840. Canberra, 1972.
♦ Malov S. E. Pamiatniki drevneturkskoi pismennosti (Eski Türkçe Harflerle Anıtlar). M. -L., Idat-vo AN SSSR, 1951.
♦ Malov S. E. Pamiatniki drevneturkskoi pismennosti Mongolii i Kirgizii (Moğolistan ve Kırgızistan’da Eski Türkçe Harflerle Anıtlar). M. -L., Isdat-co AN SSSR, 1959.
♦ Maliavkin A. G. Materialy po istorii uigurov v IX-XII vv. (IX-XII. asır Uygur Tarihi Üzerine Materyaller) Novosibirks, Nauka, 1974.
♦ Maliavkin A. G. Uighur States in IX-XII cc. Novosibirks, Nauka, 1983.
♦ Minorsky V. F. Hudud al-alam. “Dünyanın Bölgeleri”. A Persian geography 372 A. H. -982 A. D. London, 1937.
♦ Minorsky V. F. Tamim ibn Bahr’s Journey to the Uighurs. In: Bulletin of the School of Oriental and African Studies. XII, No: 2. London, 1948, ss. 275-305.
♦ Moriyasu T. Uiguru do Tibeto no hokuta sodansen ouobi sono ata no Seyiki dse sei ni tsuite (Uygurlar ve Tibetliler Arasında Pekin için Savaş ve Batı Bölgesinde Sonraki Durum). In: Toyo gakuho, Vol. 55, No: 4. Tokyo, 1973. Pp. 60-87.
♦ Moriyasu T. La nouvelle interpretation des mote Hor et Ho-yo-hor dans le Manuscrit Pelliot tibetain 1283. In: Acta Orientalia Hungaricae. T. XXXIV. Budapest, 1980, ss. 171-184.
♦ Moriyasu T. Qui des Oüigours ou des Tibétains ont gagne en 789-792 a Bea-Baliq? In: Journal Asiatique. T. 269. Paris, 1981. ss. 193-205.
♦ Moses L. W. T’ang tribute relations with the Inner Asian barbarians. In: Essays on T’ang society. Ed. J. Curtis. Perry and Bardwell L. Smith. Leiden, E. J. Brill, 1976, ss. 61-89.
♦ Orkun H. N. Eski Türk Yazıtları. Ankara Türk Tarih Basımevi, 1986.
♦ Pinks E. Die Uiguren von Kanchou in den frühen Sung-zeit (960-1028). Asiatische forschungen. Bb. XXIV. Wiesbaden, 1968.
♦ Pozdneev D. Istoricheski ocherk uigurov (Çin kaynakları üzerine). SPb, 1899.
♦ Pulleyblank E. G. The Background of The An Lu-shan Rebellion. London-New-York-Toronto, 1955.
♦ Pulleyblank E. G. Some remarks on the Toquz-oguz problem. In: Ural-Altaische Jahrbücher. Bb. XXVIII, No: 1-2. Wiesbaden, 1956. S. 35-42.
♦ Radlov V. V. K voprosu ob uigurakh. Iz predislovia k isdaniyu Kutadgu Bilika. SPb, 1893.
♦ Ramstedt G. I. Kak byl naiden “Selenginskii kamen”. Trudy Troitsko-Kiakhtinskogo Otdeleniya Priamurskogo Otdela Imperatorskogo Russkogo Georgaficheskogo obshestwa. N. XV, Vyp. 1, SPb, 1914.
♦ Tikhonov D. I. O kulture uigurov v period kaganata (744-840). In: Materialy po istorii i kulture uigurskogo naroda. Alma-Ata, Nauka, 1978, ss. 49-58.
♦ Vainshtein S. I. Drevnii Por-Bajin (Ancient Por-Bajin). In: Sovetskaya etnografia, 1971. No: 6. No: 103-114.
♦ Vostochniy Turkestan v drevnosti i rannem srednevekovye. Ocherki istorii (Eastern Turkestan in ancient times and early Middle Ages. Surveys on History). Ed. B. A. Litvinsky, M., Nauka, 1988.
♦ Vostochniy Turkestan v drevnosti i rannem srednevekovye. Etnos. Yazyki. Religii. (Eski Çağlarda ve erken Orta Çağ’da Doğu Türkistan. Etnisite, Diller, Dinler). Ed. B. A. Litwinsky, M., Nauka, 1992.
♦ Zieme P. Die Uiguren und ihre Beziehungen zu China. In: Central Asiatic Journal, Vol. 17, No: 2-4, Wiesbaden, 1973. S. 282-293.
Dipnotlar :
[1] Sinor, D. The Uighur Empire of Mongolia. In: History of the Turkic Peoples in the Pre- Islamic Period. Ed. By Hans Robert Roemer. Berlin, K. Schwarz Verlag, 2000, s. 187-204.
[2] Kamalov, A. K. Drevniye Uigury. VIII-IX vv. (Old Uighurs. VIII-IX cc.), Almaty, 2001.
[3] Klyashtorny, S. G. Drevneturkskiye runicheskiye pamiatniki kak istochnik po istorii Srednei Azii, M., 1964, ss. 42-43.; Gumilev, L. N. Drevniye Turki, M., 1967, ss. 325-328.
[4] Mackerras, C. The Uighur Empire (744-840) According to The Tang Dynastic Histories, Canberra, 1967, s. 1-2.
[5] Zizhi tongjian. By Si Maguang, Beijing, 1956, ch. 214, 6844.
[6] Jiu Tangshu, by Liu Xu, Sibu cungkan, Shanghai, 1936, ch. 194; Zizhi tongjian, ch. 215, 6855; Yan Lu gong wenji, by Yan Zhenqing, Beijing, 1956, ch. 9, 7a.
[7] Cen Zhongmian, Tujue jishi. Beijing, 1958, s. 464.
[8] Zizhi tongjian, ch. 215, 6863.
[9] Xin Tangshu, by Ou Yangxu, Shanghai, 1936, ch. 217A, 3a.
[10] Makhmud Kashqari, Turki tillar divany, Urumchi, 1983, vol. I, s. 557.
[11] Orkun, H. N. Eski Türk yazıtları. Ankara, 1994, ss. 159-216.
[12] Bernshtam, N. A. Sotsialno-economicheskii stroy orkhono-eniseiskikh turok VI-VIII. Vostochnoturkskii kaganat i kyrgyzy. M. -L., 1946, ss. 191-193.
[13] Gumilev, L. N. Drevniye turki, s. 374.
[14] Czegledi, K., Gardizi on the History of Central Asia (746-780 A. D.). in: Acta Orientalia Hungaricae, t. XXVII, t. 3, 1973, s. 265.
[15] Pulleyblank, E. The Background of The An Lu-shan Rebellion. London-New-York-Toronto, 1955.
[16] Gumilev, L. N. Drevniye turki, s. 395.
[17] Moses, L. W. ‘Tang tribute relations with the Inner Asian barbarians”, in: Essays on T’ang Society. Ed. By J. Kurtis, E. G. Brill, 1976, s. 79.
[18] Klyashtorny, S. G., Livshits, V. A. The Sogdian inscription of Bugut revised. In: Acta Orientalia Hungaricae, t. XXVI, fas. 1, s. 69-102.
[19] Gyorffy, G. Die Rolle des buiruq in der altturkischen Geselschaft, in: Acta Orientalia Hungaricae, t. XI, 1960, s. 169-179.
[20] Klyashtorny, S. G. Terkhinskaya nadpis. In: Sovetskaya turkologia, #3, 1980, s. 91-93.
[21] Op. cit., ss. 91-93.
[22] Jiu Tangshu, ch. 195, 7b; 11a; ch. 217F, 6b.
[23] Escedy, I. Uigurs and Tibetans in Pei-t’ing (790-791 A. D. ), in: Acta Orientalia Hungaricae, t. XVII, 1964, pp. 83-104; Malyavkin, A. G. Uigurskiye gosudarstva IX-XII vv. Novosibiksk, 1983, s. 138.
[24] Moriyasu, T. Uiguru do Tibeto no hokutai sodansen oyobi sono ato no seiki dzio seq ni tsuite (War between Uighurs and Tibetans for Beiting and subsequent situation in the Western region), in: Toyo gakuho, Tokyo, 1973, t. 55, #4, s. 60-87.

Bir Cevap Yazın