Türk Peygamber

“Türkler kılıç zoruyla Müslüman oldular’’ iddiasını ileri atanların niyetlerini okumak çok zor değil. Türk Milleti üstünde oynanan oyunun bir parçasıdır bu. Bu komik iddia sahipleri acaba hiç düşünemiyorlar mı? Zorla din değiştiren, inancını istemeyerek terkedip sonra yeni girdiği dine bu kadar hizmeti dokunan başka millet var mıdır? Böyle bir şey mümkün değildir? Silah zoruyla bir insanın dinini, inancını değiştirseniz bile bu insan bir süre sonra eski inancına avdet etmez mi ki büyük bir topluluk olan Türkler zoraki kabul ettikleri dinden dönmesinler? Sonra savaşçı ve korkusuz Türklerin böyle bir şeyi kabul edebileceğini düşünmek, Türk’ü hiç tanımamak, Türk’ü Türk yapan özellikleri ve Türk Tarihini hiç mi hiç bilmemek demektir.

Türkler İslam’ın yeryüzünü şereflendirmesinin ilk yıllarından itibaren İslam Dinine girmeye başlamışlardır.

***

1 – Türkistan’dan gelip Mekke’ye yerleşen ve Ehl-i Beyt’in himâyesi altında yaşayan “Süreyc Ailesi” ve onun soyundan gelen Türkler… (Bu aile demir işlemeciliğinde ve kılıç yapımında oldukça usta idi. Bu özelliklerini vurgulamak için bu Türk ailesine “süreyc” lakabı verilmiştir.)

2 – Süreyc ailesinden ve devrinin en büyük müzik otoritelerinden biri olan Ubeydullah….

3 – Yasir ailesinden ve İslâmı’n ilk kadın şehidesi Sümeyya Hatun. Bir Türk ailesinin kızı olan Sümeyya Hatun bilindiği gibi ebu cehil tarafından işkence edilerek öldürülmüştür.

4 – Peygamber zamanında Arap Yarımadasında savaşçılığı ile İslam öncesinde haydutluğu İslam olduktan sonrada cömertlik ve emanete sahip çıkmaları ile meşhur Harpoğulları diye bilinen kavmin Türk kökenli olduğu düşünülmektedir.

İslâm’ın bu ilk kadın şehidesinin Türk olduğunu tesbit ve ilân eden değerli İslâm âlimi Pakistanlı Prof. Dr. Muhammed Hamidullah bu konuda şunları söylüyor:

“Sümeyya aslen Türk’tür. Farslılar’la Türkler arasında çıkan harplerin birisinde, onun ailesi esir olarak İranlılar’ın eline düşmüştür. Bundan sonra Araplar’ın eline geçmiş ve böylece birçok yer değiştirerek Taif’e kadar gelmiştir.” (…) “Sümeyya’nın asıl adı olan “Yamih” veya “Baminc” kelimesi gerçekte Türkçe bir kelimedir. Bu hepimizin bildiği pamuk kelimesinden bozulmuştur…”

***

Sahabelerin arasında Türklerinde varlığı hatta İslam’ın ilk Kadın şehidi Hz. Sümeyye Annemizin bir Türk Cariyesi olduğu görülmektedir.

Türklerin bilindiği gibi toplu halde İslam a girişlerinin hız kazanması Talas Savaşı ile dir.Ama bu savaş öncesinde de Türklerin Abbasi Devletinin hizmetine girerek İslam ı kabule ve İslama hizmete çoktan başladıkları biliniyor. Özellikle Abbasiler döneminde Türkler askeri olarak bu devlete güç kattılar. Zaten ırkçı Emevi İktidarını yıkanda Ebu Müslim adında bir Türk ün başlattığı isyan değil midir? (750)

Türklerle ilk ilişkiler Hz. Ömer devrinde başlamıştır. Fakat bu devirde ilişkilerin sınırlı olması nedeniyle önemli bir gelişme yada toplu katılım elbet görülmemiştir.

***

Emeviler döneminde ie ilişkiler Emevilerin ırkçı, emperyalist politikaları ve Türk ülkelerini ele geçirmek istemeleri nedeniyle bozulmuştur. Maveraünnehr’e saldıran Emevilere karşı Türkler elbet ülkelerini savunmuşlardır. Zaten Emevilerin Türkleri veya başka milletleri kazanmak gibi bir gayeleri olmamıştır. Kendilerinden olmayanları köle sayan, İslam’ı ve halifeliği kendi iktidarını meşrulaştırmak için bir araç haline getiren zihniyetinde üstelik Türk ülkelerini fethe kalkışmışken güllerle karşılanması düşünülemezdi zaten. Elbet savaşlar yaşanmıştır. Zaman zaman iki tarafta galebe çalmıştır. TÜRKLER KILIÇ ZORUYLA İSLAM OLSALARDI BU DEVİRDE OLMALARI GEREKMEZ MİYDİ? Hâlbuki bu devirde toplu şekilde İslam geçiş görülmemiştir.

Türklerin İslam’a toplu geçişleri Abbasiler dönemindedir. Bunun sebebi ise Abbasilerin İslam ın özünde olmayan Asabiyeti(Irkçılık-Faşizm) koparıp atmaları ve peygamber dönemindeki gibi İslamı tebliğe ağırlık vererek tüm milletleri ayrım gözetmeden kucaklamalarıdır. Bu ortamda Türkler derhal İslama ısınıp zaten Göktanrı diniyle kolaylıkla örtüşen bu dine samimiyetle inanmışlardır.

***

Eski Türklerin ve Moğolların, bugün Tengricilik adıyla bilinen geleneksel inancı, kısa zaman öncesine kadar Türk şamanizmi diye adlandırılıyordu. Ama Şamanizm terimi artık sadece Sibirya’daki inanç sistemi için değil, bütün dünyadaki ilkel inançlar için kullanıldığından, son 10-15 yıldan beri Türklerin ve Moğolların geleneksel inancı için batılı bilimciler arasında Tengrizm ismi giderek yaygınlaşmaktadır. Zira bu inanç tek tanrıya iman gerektirmektedir. Gök Tanrı -Ulu yüce -Tanrı demektir. Türk boylarının toplu olarak çoğunlukla inanmış oldukları bir din olmasıyla önem taşır. Gök tanrı dinînin, peygamberleri, kutsal kitabı, mabedi, düzenlenmiş ibadeti ve rahibi yoktur. Tek tanrısı vardır. Gök, toprak ve su kutsaldır.

Eski Türk dininde ki tek ve yüce Tanrı, Peygamber (Yalvaç),cennet (Uçmağ), cehennem (Tamu), Türk cihan hakimiyeti mefkuresi (cihad), kutsal yön inancı (Doğu-kıble), Temizliğe verilen önem (abdest), Din adamlarına üstünlük atfedilmemesi, iddiaların aksine Türklerin Tarihin hiç bir döneminde puta tapmamış olmaları, ahlak kavramına verilen önem Türklerin İslam’a girişlerini hızlandırmıştır.

***

Kaşgarlı Mahmud’un Divan-ı Lugat it Türk eserinde çok enteresan bilgiler vardır. Eski Türk inancında görülen Tanrı özellikleri İhlas Sure’sini hatırlatır. Şöyle ki; Bir olan Mengü-Sonsuz olan Bayat-Başsız olan Mungsuz-Kendikendine var olan (Doğmamış, doğurulmamış) Diri, Hayat sahibi Erki, İrade sahibi olan Ogan, Kudret sahibi olan yaratıcı Törütgen vs.

Enderunda yetişmiş ünlü Tarihçi Hüseyin Hüsameddin Efendi Şerh’u Esmai’l Murselin isimli eserinde 24 adet Türk peygamberinden isimlerini zikrederek bahseder. Türkler arasında görev yapmış şanlı peygamberlerin isimleri Türkçe olmakla birlikte kaynaklara Arap imlası ve telaffuzuyla şu şekilde geçmiştir; “Amun, Anuh, Barah, Cosan, Düvil, Ğadat, Hamun, Hemudin, Hıcah, Hicil, Katın, Kedük, Kharkıl, Laycu, Narın, Sakun, Salah, Savıs, Takhım, Tamur, Umıd, Yahur, Yasan, Yevik…”

Bütün bunlardan çıkan sonuç Türklerin İslam öncesinde Tek tanrıya inananlara verilen isim olan hanifiliğe mensup bulunduklarıdır. İslamın Necip milleti Türklerden de ancak bu beklenirdi değil mi?

Tarkan SUÇIKAR

Bir Cevap Yazın