Batı Göktürk Kağanlığı’nı yöneten kağan. Tong adının, Eski Türkçe’den günümüz Türkçesine “kaplan” şeklinde çevrildiği düşünülmektedir. Bu konuya dair diğer yorumlar ise “yeterlilik” ve “tamlık” anlamına geldiğidir. Ayrıca kelimenin; ilk Türkçe döneminde kullanılan “dolu, içi boş olmayan” anlamlarına gelen; “toñ (tong)” sözcüğünden geldiği de düşünülebilir. Bu kelimenin bir başka anlamı da “son”dur.

Tong Yabgu, Aşina ailesinin bir üyesi olan abisi Şikoey Kağan’dan sonra kağan olmuştur. Batı Göktürk Kağanlığı’nın altın dönemini Tong Yabgu’nun döneminde yaşadığı kabul edilir.

ong Yabgu, saltanatı döneminde Tang Hanedanı ile iyi ilişkiler kurmuş ve Tang Hanedanı’nın imparatorluk ailesinden bir prenses ile evlenmiştir. Çinli budist hacı Xuan Zang bugün Kırgızistan sınırlarında yer alan Batı Göktürk Kağanlığı’nın başkenti Suyab’ı gezmiş ve dönemin kağanı hakkında bir tasvir yazmıştır. Tarihçiler bu kağan tarifinin Tong Yabgu’yu işaret ettiğini düşünmektedirler. Ancak Gao Lei, Xuan Zang’ın bu tasvirinin Tong Yabgu’ya değil onun oğlu olan Se Yabgu Kağan’a ait olduğunu söylemektedir. Xuan Zang’ın tasviri şu şekildedir:

Kağan saten elbise giyiyordu, saçı 10 fit uzunluğundaydı ve serbestti. Beyaz ipek bant alnını sarmış ve arkadan bağlanmıştı. Devlet erbaplarının sayısı 200 kadardı. Hepsi işlemeli elbiseler giyiyor, kağanın sağ ve sol tarafında oturuyorlardı. Ordusunun geri kalanına eşlik edenler kürk, şayak ve iyisinden yün elbise giyinmişlerdi. Mızrak, sancak ve yayları düzenliydi. At ve deve süvarileri gözün göremediği yere kadar uzanır.

Ayrıca Tang Kitabı‘nda da Tong Yabgu ve saltanat dönemi ile ilgili bilgiler vardır. Kitapta Tong Yabgu saltanatı, Batı Göktürk Kağanlığı’nın altın dönemi olarak ifade edilir:

« Tong Yehu Kağan cesur, kurnaz ve savaş sanatında iyi bir adam. Bu sayede kuzeydeki Tiele kabilelerini, batıda karşı karşıya olduğu Sasanileri ve güneyde bağlantılı olduğu Kaşmira bölgesini kontrol altında tutabiliyor. Tüm ülkeler ona tabi. Eli ok ve yay tutan on binlerce erkek sayesinde batı üzerinde büyük bir güç ve baskı kurdu. Wusun’u ele geçirerek çadırını kuzey Taşkent’teki Qianquan’a taşıdı. Batıda yer alan tüm prensler bölgelerini Türkler adına idare etmeye başladı. Tong Yabgu ise bu bölgelere birer tudun gönderdi. Batı Türklerinin devleti daha önce hiçbir dönem böylesine bir güce ulaşamamıştı. »

Tong Yabgu, İran’da hakimiyet kurmak için Sasaniler ile savaşmış, 620’lerin başında kağanın yeğeni Böri Şad, Kafkas Dağları’ndaki Sasani topraklarına doğru birçok akın düzenlemiştir. Birçok tarihçi Tong Yabgu’yu Bizans kaynaklarındaki, 627/628’de Sasani İmparatorluğu’na karşı Kafkaslar’da Heraklius’la işbirliği yapan Ziebel ile özdeşleştirirler. Chavannes, Uchida, Gao ve Xue Zhongzeng’i kapsayan birkaç tarihçi ise Tong Yabgu’nun Ziebel’le (veya hiçbir Hazar hükümdarıyla) özdeşleştirilemeyeceğini ve aslında 625’lerde ölmüş olabileceğini savunur. Bu tarihçiler Bizans ve Çin kaynakları arasındaki tarihlerdeki tutarsızlıklara dikkat çekerken, Ziebel’i Tong Yabgu’yla bağdaştırmanın halen günümüzdeki kanıtların abartılı bir örneği olduğunu savunurlar.

627 yılına gelindiğinde Türkler günümüzde Derbent adını alan Kariye’yi yağmalamışlardır. Bu olayı Movses Kaghankatvatsi şu şekilde aktarmıştır:

Türkler, denizdeki dalgalar gibi bir anda Kariye’ye girdiler ve önlerine çıkan her şeyi yok ettiler. Şehirde terör estiren saldırganlar çirkin, gözleri çekik ve kapaksızdı. Önce şehre doğru okçuların okları yağdı, sonraysa şehrin cadde ve sokaklarında önlerine çıkan herkesi vahşi bir kurt gibi katlettiler. Hatta katledilen annelerine sarılan çocuklara bile acımadılar.”

Kariye’de gerçekleştirilen baskın tüm ülkede paniğe yol açtı. Movses’ın aktardıklarına göre Albanya kuvvetleri öncelikle başkent Partav’a çekilmiş sonrasında ise Kafkas Dağları’na doğru yönelmiştir. Göktürk ve Hazar birlikleri onları takip etmiş ve yakalayarak çoğunluğunu kılıçtan geçirmiş, bazılarını da esir olarak almışlardır. Yine Movses’ın aktardıklarına göre, fethedenler (Albanya’yı fethedenler) Albanya’ya ağır bir vergi uygulaması getirdiler.

Kuzeyin Efendisi (Göktürk kağanının sıfatlarından biri) tüm ülkeden hasarla öç aldı. Özellikle altın yıkama, gümüş ve demir çıkarma ve bakır eşya yapma konusunda yetenekli zanaatkarlarla uğraşması için adamlarını gönderdi. Sasani otoritelerce vergi konulmuş dirahmiye (yaklaşık 40 centlik antik Yunan para birimi) ek olarak, büyük Kura ve Aras nehirlerinden gelen balıkçılara ve ürünlere de vergiler koydu.”

Bir yıl sonra Tong Yabgu’nun ordusu Tiflis kuşatması öncesinde Heraklius’a katılmıştır. Heraklius ve Tong Yabgu Narikala’nın duvarlarının altında bir araya gelmiş, Tong Yabgu Heraklius’a okunu vermiş ve Heraklius da buna karşılık ona kendi başındaki diademi vermiştir. Orada Tong Yabgu’nun oğlu ve Heraklius’un kızı Eudoxia Epiphania’nın evlenmesi üzerine sözleşilmiş ve Hazar liderlerine hediyeler verilmiştir. Tong Yabgu da 40.000 Hazar atlısının Heraklius’un yanında olacağı sözünü vermiştir.

İlk Tiflis kuşatması başarısız olmuştur. İkinci kuşatma ise başarılı olmuş, kuşatma sonrasında kaleyi savunan Gürcülerin çoğu idam edilmiştir.

Tong Yabgu kendi hakimiyeti altında bulunan bölgelerin kontrolünü sağlamak için her bir bölgeye tudun atamıştır. Devletin en batısında yer alan Hazarların komutanlığını yabgunun yeğeni Böri Sad yapmaktaydı. Batı Göktürkler, 628 yılında Tong Yabgu’nun ölümünden sonra gücünü büyük ölçüde yitirmiştir. Yabgunun ölümünden sonra 30 yıla yakın bir süre daha devlet hüküm sürse de bu süre içerisinde kendisine bağlı kabilelerin birçoğu bağımsızlıklarını ilan etmiş, Hazar Kağanlığı ve Bulgarya Hanlığı gibi ardıl devletler oluşmuştur.

Bir Cevap Yazın