Şamanizm nedir?

Şamanizm sadece Türkler’de mi vardır?

“…Şamanlık bir din değildir. Nitekim, Hristiyan şamancılardan, Kırgız/Tatar Müslüman şamancılardan söz edilmesi bunu gösterir. Bununla birlikte, Şamanlık yalnız Orta Asya ve Sibirya’ya özgü değildir. Bunu Kuzey Amerika, Okyanusya ve Endonezya’da da buluruz. Fakat, Orta Asya ve Sibirya Şamanlığı içinde Altaylılar, özellikle Türkler en önemli yeri oluşturur.”

Şamanizm’in kökeni neresidir?

“Şamanizm, her ne kadar başka coğrafyalarda izlerine rastlasak ve bugün hemen her yerde bu tekniği ortaya çıkaran olaylar gözlemlesek de, esasen Sibirya, Orta Asya ve Kuzey Amerika’ya ait bir inanç ya da felsefe bütünüdür. Evrenin birbirlerine bir eksenle bağlı katlardan oluştuğu inancına sahiptir ve hemen her yerde ve zamanda varlıklarını sürdüren genelde hayvan şeklinde görünmez varlıkların olduğuna ve bunların her şeye hayat verdiğine inanır, ki bizler bunları ‘ruh’ olarak tanımlıyoruz.”

Kam Kim Tarafından Seçilir?

“Kamlar, tanrılar tarafından seçildiğine göre, ruhların kendisinin hizmetinde bulunduklarına inanan hayali geniş, mistik ve yaradılıştan zeki olan insanlardır. Doğadaki bazı sırlara ve gizemlerede  vakıftır. Kam olacak insan çocukluğundan beri çok düşünen bir kişi olur. Vakit vakit canı sıkılır, ta’an şairidir, irticalen şiirler, ilahiler yazar ve dile getirir söyler…

Deruni ve gerçek vecd halindeyken ruhunun göklere yükseldiğine ve yeraltına inip, cehennemleri gördüğüne inanır veya inanılır. Urenhaların inançlarına göre, kamların kudreti ilahidi ve bu kudret göklerden verilmiştir. Bu kudret, şamanın başı üzerinde bulut olarak gelir ve ‘ebekuşağı’ şekline girer, başını ve vücudunu doldurur. Bunun içindir ki, her şamanın davulunda ‘ebekuşağı’nın tasviri bulunur.”

Kartal Tanrının Yeryüzüne İnmiş Tasviri midir?

“Kartal göklerde en yükseklerde uçabilen, daha ileride Allah’ın habercisi, belki de Tanrı’nın yeryüzüne inmiş şekli olarak anılmaktadır. Eskimolar bir Şamanın Şaman olabilmesi için kartala dönüşmesi gerektiğine inanır. Kuş, insanın ruhunu temsil eder.

Türkler Müslüman olduktan sonra Şamanizmi bıraktı mı?

“Bilindiği üzere Anadolu Türkmen dervişlerinden, Orhan Gazi ile aynı çağda yaşayan Geyikli Baba’nın geyiklerle beraber dolaştığı ve geyiklere bindiği ‘Bektaş Veli’nin şahin donuna girerek, uçması, Karaca Ahmet Oğlu Hacı Doğrul’un doğan suretine girerek güvercin suretine giren Sultan Hacimi yakalamak istemesi’ gibi efsanelerin hepsi ‘evrak’ ve ‘ijö lül’ menşeli Şamanizm unsurlarındandır. Hala Geyikli Baba’nın geyiğine binerek gezmesi hakkındaki efsane Altaylı Şamanların okudukları dualarda, ‘bindiğim hayvan geyik’ sözlerini hatırlatmaktadır.

Görüldüğü üzere Anadolu; evliyaları, erenleri, Türkmen dervişleri, kahramanlarıkları, efsaneleri, Türk dili, destanları, kendine özgü felsefesi, Mevleviler’in, diğer tarikat mensuplarının ve Aleviler’in kutsal sayılan sema samah ayinleri ile Anadolu Türk Kültürü’nün özünü oluşturmuştur. Böylece, Türkler’in anayurdu olan Orta Asya’nın (yani Tüskistan) ve Şamanlığın, Anadolu Türkleri’nin yaşamında oluşturduğu kültür izlerini birçok açıdan sürebiliyoruz.”

Güneş ve Ay’ın Şamanizm de manası nedir?

“Güneş ana, Ay ata olarak bilinirdi. Türkler’de gök, güneş ve yıldızların kültü gelişmiştir. Geçmişte ki ve güncel bazı Şaman davulları üzerinde de yıldızların resimlerinin bulunduğunu bilmekteyiz, bu davulları kullananlar bu sembolleri yolların görünmesini sağlayan aydınlatıcılar olarak kabul etmektedirler. Marko Polo Kubilay devrinde ay ve güneş tasvirleri ile süslenmiş bayraklardan bahsetmektedir.
Şamanın giysilerinde de güneşi, ayı bazende onlarla birlikte dünyayı temsil eden metal süslemeler bulunmaktadır. Bitkisel ve ayla ilgili biyolojik yaşamın birbiri ile kesişmesi ölümün ve yeniden doğuşun simgeleri olan Ay’ın ve ağacın açık şekilde birbirine benzetildiği düşünülebilir. Su da yeryüzü gibi saflığı temsil eder. Türkiye’de su kaynakları kutsal kabul edilir. Yedi veya dokuz dalı bulunan ağaç, gövdesi üst delikten geçecek şekilde Yurt’un merkezine ekilir. Şamana evrensel yolculuğunda merdiven görevini görür.”

Davul Kainat’ın tasviri midir?

“Ohlmark omuzlarına kanatlar takan bir Moğol Şamanının hemen ardından kendisini bir kuş gibi hissettiğini saptamıştır. Zaman zaman at gagalı bir değnek; Kainatı yansıtan ve gökte yazılmış olanı okumaya yarayan tunçtan bir ayna, evrensel dansa ritim tuttuğu gibi onu süsleyen astrolojik tasvirlerin de kanıtladığı üzere, davul evrenin resmi anlamına gelmektedir.”

Dağ, Ötüken ve at Şamanlıkta ne anlama gelir?

“Dağ, hemen hemen her kaynakta bahsedildiği üzere Şaman’ın yeryüzü çekirdeğinden göğe doğru yükselişini temsil eder, tırmanmak suretiyle onu tanrıya yaklaştıran bir tür erişme ifadesidir. Dualar dağdan yani yüksek bir mevkiden Tengri tarafından daha iyi işitilir, ölüler de sonsuz ikametgahlarında özellikle onu bulamadıklarında daha az uzaklaşmış olurlar.
Ötüken, ‘dua eden’ anlamına gelmektedir.
At, diğer yerlerde olduğu gibi ölülerin ruhlarına yol gösterici olduğuna inanılır. Keza at bozkır coğrafyasında yaşayan bir kişinin tek yoldaşı ve seyahat aracıdır. Dostu ve yardımcısıdır. Oğuzlar’da çoğunlukla kurganlarda rastladığımız ölü ile birlikte gömülen atların, kişinin atlar yardımı ile cennete gittiğine inanıldığı için gömüldüğü düşünülmektedir. Azerbaycan’da koyun ve at figürlü mezarlar bulunduğu üzere lahitlerin yanında at figürü üzerinde süvari motifli Müslüman mezarlarını 19. yüzyılın sonlarına kadar görmek mümkündür. Anadolu’da da böyle bir mezar Bitlis’te mevcuttur.”

İnsan hem yalnız hem de birden fazladır!..

“Varolan her şey gibi insanın da hem tek hem de birçok olduğuna inanılırdı. Ruhlarının tamamı, aynı zamanda ve bir yerde bulunurdu. Bu ruhlar onun vücudunda, kanında, kemiklerinde nefesinde bulunur, vücudunda dolaşır ve her biri yaşamlarını, o insanın ölümünden sonra çeşitli yerlerde, ‘tıpkı yaşayanlar arasında bulunuluyormuş gibi’ bulunduğu gökte, ‘ataların totemik bölgesinde’, mezarın içinde, bayrakta, ‘balballar’da sürdürebilir, başka bir vücutta yer alabilir, bununla beraber dolaşıp durur ve birer hayalet olarak yaşayanları tedirgin etmek amacı ile geri gelebilirdi.”

Osmanlı Döneminde Şamanizm Varmıydı?

“ ‘Altay Şamanlığının gelenekleri, Müslüman Türkler arasında yüzyıllar boyunca unutulmamıştır. Ve halen daha bu geleneklerin bir çoğu sürüp gitmektedir. 10.asır başlarında, İslam dinine geçmeye başlayan ve 11.yüzyılın ilk yıllarında Müslüman olarak Horasan’a hareket eden Selçuklu Oğuzları Dede Korkut hikayelerinden de anlaşıldığına göre 15.yüzyılda pek çok Şamanizm geleneğini muhafaza etmişlerdir.
Yas törenlerinde ölünün hayatta iken bindiği atın kuyruğunu keserek kurban etmek, aş sunmak, ağacı yüce saymak gibi inançlar yine bu gelenekler arasındadır. İşte, Oğuzlar’ın torunları olan bugün ki Anadolu Türkleri’nde de eski inanç ve geleneklerin derin izlerine rastlanmaktadır. Folklor araştırmaları gösteriyor ki, alkarısı (albastı, alkarası) inancı Anadolu’da da hala devam etmektedir.’
Bununla beraber loğusanın başına al bağlamak, köylerde doğum yapan kadının üzerine kutsal sayılan eski çuha al gelin cüppesini örtmek, yatağının altına metal parçası koymak (benzeri ölünün üstüne bıçak veya makas koymak), loğusa ziyaretinde gelen konuklara kırmızı, kokulu şerbet sunmak gibi gelenekler hep alkarısından korunmak içindir.”

Aleviler’in tavşan etini yememeleri Şamanizm ile alakalı olabilir mi?

“Kırgızlar’ın boğanın ataları olduğuna dair inancı ve efsaneleri vardır.Zira Oğuz Kağan’ın Öküz ile ilişkilendirilmesi burada düşünülecek bir nokta. Türkler’deki en büyük efsane kurtla ilgili olanıdır. Köpek kutsaldı. Tavşan da tabu olarak kabul edilen hayvanlar arasındadır. Özellikle de Alevi mezhebinde eti yenmez ve avlanmaz kutsal hayvandır.”

Selçuklular Sünni inancı neden seçti, Dede Korkut Şaman olabilir mi?

“Selçuklular eğer Müslüman coğrafyasında önemli bir konuma gelmek istiyor ise İslamiyet’i kabul etmeleri gerektiğini anladılar, çok zamanlı ve zekice bir hamle ile Şiiliğin giderek parladığı bir dönemde büyük kitlelerin bağlı olduğu Sünniliği seçtiler. Halife kartını oynadılar ve kendilerini halifenin kulu ve koruyucusu ilan ettiler. Örneğin halifeyi bunaltan Buriyatlar’ı yok ederek tüm Sünniler’in dostluğunu kazandılar.
Bu kararlar siyasi kararlardı. Selçuklular din konusuna o kadar da önem vermiyorlardı. Şimdilerde anlatılan ve yazılan Selçuklular ve İslamiyet konularının büyük bir kısmı kaynaklarda geçmez, bahsedilen kaynaklar anlatılan olaylardan genellikle 100 ile 200 yıl sonar yazılmıştır. Tıpkı Aşıkpaşa’nın Tevarih- I Â’li Osman gibi.  Kalplerinde Şamandılar ve İslamiyet örtüsü altında uzun süre bu inanca bağlı kaldılar. Zaten Selçukluların Oğuz Yabgu Devleti ile aralarında geçen sürtüşmeler sonucu İslam devletlerine yakınlaşmaları bu durum açıklar niteliktedir.

Anadolu destanlarından elimizde kalan Kitab-ı Dede Korkut adlı el yazmaları sonraki dönemlere ait olsa da hala çok tanrılı inancın süslemeleri doludur (kurt, su, ağaç tapıncı vb.) ve dede korkut örtülü biçimde aslında bir şamandan başka bir şey değildir. Bir çok tarihçi ve edebiyat uzmanı bu konuda bizimle hem aynı hemde farklı düşünsede bizim bakış açımızda budur. Çünkü Kamlara büyük saygı duyulurdu ve bir obaya geleceği zaman onun için hazırlıklar yapılır ve ağzından çıkacak her söz dikkatle dinlenirdi.

Önem verilir ve uygulamaya konulurdu. Keza Dede Korkut Kitabında da buna çokça rastlamaktayız. Şüphesiz bu eser Batılı Türkler’in eseridir ve Anadolu Türk kültürünü taşımaktadır, ama burada anlatılan destan ve hikayeler Orta Asya’da, Seyhun Irmağı çevresinde yani Korkut Ata denilen kahramanın mezarının olduğu yerde geçmektedir.”

Şamanlar kaç çeşittir?

“Şamanlar iki çeşittir.

1-Ak Şaman,

2-Kara Şaman.
Ak Şaman göğü, Kara Şaman yeri temsil eder. Yer- Su meselesi yani ikili inanç sitemi burdada mevcuttur. Tıpkı iyi-kötü gibi.

Şaman gelenekleri İslam’a nasıl aktarıldı?

“Bilindiği gibi İslamiyet’ten önceki halk ozanları kutsal kabul edilir, ondaki özelliklerin ilahi bir yönü olduğuna inanılırdı. Onlar hem şair, hem besteci, hem icracı, hem de kâhin ve şifacı idi.
İslam kültürü dairesine girince yeni düzenin getirdiği sistem içinde iş bölümü sonucu bir kişide toplanan bu özellikler, ayrı ayrı kişilere verildi. Bununla birlikte şamanist düşüncenin kabul ettiği kutsallık, yeni dinin yani İslamiyet’in de kabul edebileceği şekle sokulmalıydı.
Örneğin, ozandaki kutsallığın devam etmesi ancak İslami değerlere göre yeniden düzenlenmesiyle mümkün olabilirdi.

Anadolu’da 15.asırdan sonra aşık adını alan bu sanatkarlar, kutsiyetlerini yeni renk ve şekilde devam ettirdiler. Ozan’ın kutsallığını, bir rüya motifi ekleyerek İslam dinine uyarladılar. Aşıklar rüyalarında İslam’ın kabul ettiği kutsal kişilerin elinden bir bade içerek bu inancı devam ettirme yoluna gitti. Hem de değişik inanç ve mezheplere göre badeyi veren kutsal kişiler değiştirilerek, yani kendi sosyal çevresine uygun hale getirilerek, bu iş gerçekleştirildi. Mesela, Alevi-Bektaşi muhitinde, Hz.Ali veya Hacı Bektaş tarafından; Sünni muhitinde ise Hızır, Derviş, Kırklar gibi kişiler tarafından kutsiyet aktarması yapıldı. Aslında bu bade ozan da ki kutsal özün yeni şartlara uyumundan başka bir şey değildi.”

Şaman kimdir?

“Bir takım doğa güçlerine sahip olan, kötü ruhları kovan, hastaları iyileştiren gönüllü ‘otacı’ şifacı eş değerindeki kişidir. Şaman, yer ile gök arsındaki gücü temsil eden semboldür.”

Şaman olacak insan nasıl saptanır?

“Şaman olacak kişi önce uzun bir süre hastalanır garip bir takım sesler çıkarır ve sayıklar. Bu sesler Şaman’ın içine giren ruhların sesidir. Bu durum nadiren 5-6 yıl kadar devam eder. Bu sure boyunca hem atalarının hem de ölmüş Şamanlar’ın ruhları gelirler. Ölen Şaman’ın ruhu sadece aynı kana sahip akrabalara geçer, eğer aynı kana sahip akraba yoksa, o şamanın ruhu serseri mayın gibi dolaşır, bazen bu ruh garip sesler çıkarmakta olan şaman adayını bulur.”

Şaman olmak için neler gereklidir?

“Şaman olabilmek için ilk önce ruhsal konsantrasyon gerekir. Bazıları 9 yaşında, bazıları 7 yaşında ruhlarla temas kurar. Bu durum 3 yıldan 7 yıla kadar devam edebilen bir süreçtir. Bazen yetişkin insanlar da bu konsantrasyona girebilir. Zaman zaman da nöbete girerler. Bu zaman içinde onların tüm günahlardan korunmaları ve arınmaları gereklidir. Ancak hiç kimse bu süre içinde Şamanlık yapmaz. Yalnız kehanetlerde bulunmaya başlarlar.”

Şamanın giydiği elbiseye ne isim verilir?

“Şamanlar gösterilerini yaparken kendilerine has bir kıyafet giyer. Bu kıyafete mancak ismi verilir. Bu kıyafet şamanlara özel olarak hazırlanmıştır. Meşhur Altay etnografı Anohin şamanların kıyafetini şöyle tarif eder:

‘Şamanların kıyafeti 300’den 600’e varan parçalardan oluşur. Bu parçalar üst ve alt dünyalara ait çeşitli varlıkları sembolize eder.’

Şaman, kıyafetini giyince değişik kişiliklere bürünür. Artık o, ruhlarla ilişki kurabilen çok kuvvetli bir yaratığa dönüşmüştür. Şaman gösterilerinde, şaman dinsel bir drama canlandırır. Bu yüzden gösteride şamanın üst dünya tanrısı Ülgen’e ya da alt dünya tanrısı olan Erlik’e gidişi anlatılır.”

 

2 YORUMLAR

Bir Cevap Yazın