Orta Asya Türk Halı ve Düz Dokuma Yaygıları 

Belli bir bölgede şu veya bu tarihi dönemde var olmuş giyim gibi özel bir maddi kültür dalının incelenmesi ve yeniden yapımı, değişik kaynakların karmaşık kullanımını gerektirir: Temsiller-antropomorfik kaya imleri, grafitler, duvar resimleri, giyim malzemesi, yazılı ve etnografik veri. Geleneksel olarak cüppe göçebe giyiminin temel unsurlarından biridir. Gömütlerdeki kumaş buluntuları oldukça nadir ve parçalıdır, bu yüzden sanat malzemeleri, örneğin, eski Türk cüppesinin yeniden yapımı için öncelikli önemdedir.

Eski Türk giyimleri konusuna pekçok çalışmada temas edilmiştir. Bir kural olarak, elbiselerin ayrıntıları Eski Türk antropomorfik kaya heykellerle ilgili makalelerde çözümlenmiştir (Evtukhova, 1952: 102 – 106; Grach, 1961: 59 – 66; Sher, 1966: 11; Kubarev, 1984: 22 – 31). Eski Türklerin dış görünüş ve giyimleri kısa yazılarda (Weinstein and Krukov, 1966) ve kitap bölümlerinde (Ovchinnikova, 1990: 19 – 23; Weinstein 1991: 189 – 195; ve diğerleri) incelenmiştir.

***

Kimi yazarların makalelerinde Türk giyiminin şu veya bu unsuruyla ilgili ayrı yorumlar yapılmıştır (Harado Esito, 1921: 76; Liu Mau-Tsai, 1958: 192). Ancak bu konuda özel çalışmalar yoktur. Bilginler çoğunlukla uzun zamandır tartışılan bir mesele olarak Türklerin elbiselerini nasıl ilikledikleri, sağdan sola mı, soldan sağa mı yaptıkları üzerinde yoğunlaşmışlardır. Bu konunun içerdiği özel soru ve sorunların bolluğu kaynakların tartışmalı ve kıt oluşu ve arkeolojik kumaş buluntularının cidden azlığıdır. Son zamanlarda ortaya çıkan betimleyici malzemeler bu sorunların çoğunu bir diğer şekilde görmemizi ve çözüme yaklaşmamızı sağlamaktadır.

Antropomorfik taş heykeller betimleyici malzemenin en çok ve bilgilendirici grubunu oluşturuyor. Biz Altay, Tuva, Moğolistan ve Yedisu’da tanınabilir giyim unsurları olan 170 eski Türk taş figürü tespit ettik (Fig. 1 – 3).1 Sadece tipik duruştaki (sağ elde bir kap tutan, sol eli belinde veya silahında) insanları gösteren heykellerle ve Kül Tigin, (Köl-tigin) Bilge Kağan ve Tonyukuk anıtlarının tamamlayıcı parçaları olan heykelciklerle meşgul olduk. İki elinde de kap olan veya kuş bulunan adamı betimleyen heykellerin büyük bir kısmı zaten Türkleri çağrıştırmamakta. Bunların giyimlerinin ayrıntıları da önemli ölçüde farklılık arzediyor. Şüphesiz, bütün eski Türk taş heykelleri, çoğunlukla cüppe giymiş, dış giyimli adamları betimliyor.

Cüppe Numuneleri

Taş heykelciklerde görünen giyim unsurları, iki cüppe veya daha doğrusu aynı cüppenin iki biçimi olduğunu önermemizi sağlıyor. Birinciler gevşek ve hafif kemerli, uzun ve dar yenli (bazen kolluklu) ve oldukça geniş üçgen cep kapakları ile tanımlanabilir. Cep kapağının genişliği elbisenin genişliğini gösterir. Yırtmaç sıklıkça bayağı derin görünür. Bazı durumlarda cep kapakları kurbağacıkla sabitlenir (Bkz. Fig. 1, 5, 11, 14, 16, 26). Heykellerden birinde alışılmadık bir cep ağzı biçimi vardır (Bkz. Fig. 1, 17). Cüppenin üst kısmında (kuşağın üstü) bir veya üç kurbağacık vardır. Bunlar iliklenmiş sözde düğümlü dantelalardır ve düğme olmaları bile mümkündür (Bkz. Fig. 3, 2).

Grafitler ve duvar resimleri elbiselerin nitelenmesine esaslı katkı yapar. Bunlara göre elbise incik kemiğinin ortasına veya aşağıya kadar ulaşır (Bkz. Fig. 2, 33, 34; 3, 12, 16, 17, 20, 24, 28). Cep kapakları genellikle diğer bir süslü kumaştan yapılır (Bkz. Fig. 1, 28; 3, 17, 19, 26). Aynı kumaş yukarı kapak, şerit ve kollukların kenarlarını süslemek için de kullanılır (Bkz. Fig. 3, 9, 21-23, 28).

***

Bu, bugün Orta ve Doğu Asya’da yaşayan pekçok halkın geleneksel giyimlerinde de tipiktir (Weinstein, 1991: 158). Moğolistan’daki Ubur-Khangai yerleşiminde bulunan taş heykelciklerdeki ipek süslerin ayrıntılı yeniden yapımının, (Bkz. Fig. 1, 28) kaydadeğer olduğunu kabul etmeliyiz. Aynı süsleme, Hindikuş grafitlerindeki numune elbiselerde de görülür (Bkz. Fig. 3, 26).

Elbisenin ikinci nüshası, yaka ve kolluğu olmayan düşük boyunlu bir modeldir (Bkz. Fig. 2). Diğer özelliklerine gelince, bunlar yukarda anlatılan nüshaya uyarlar. Çok sayıda taş heykelde betimlenen cep kapağı, bunların kafa için deliği olan bir gömlekten ziyade hafif dışarı elbisesi olduğunun göstergesidir (Bkz. Fig. 2, 1 -6, 10). Her iki elbisedeki üst cep kapağı da heykellerde nadiren görülür. Bazen göğüs üzerinden kesimli bir gömlek görmek de mümkündür (Bkz. Fig. 2, 4, 28).

Elbisenin İliklenmesi Sorunu

Eski Türklerin kılığını çalışırken, elbisenin iliklenmesi sorununu göz önüne almak önemlidir, çünkü bu önemli etnik göstergelerden biridir. Sorun N. Y. Bichurin’in tercümesinde (1950: 229) verdiği sanat malzemeleri ve elbise tanımı arasındaki zıtlıktan kaynaklandı. Ondan sonra A. D. Grach (1961: 60), L. N. Gumilev (1949: 239), L. P. Potapov (1951: 7) ve diğerleri gibi bilginler eski Türklerin elbiselerini sağ tarafa, yani sol kanadı sağ kanadın üstüne iliklediklerine inandılar.

Liu Mau-Tsai (1958: 8, 41, 496, 528) ve S. I. Weinstein’ye göre (1966: 184), sağ kanat soldakinin üzerinde idi. L. R. Kyzlasov (1969: 49) elbisenin iliklenmesinde katı kurallar olmadığı fikrini geliştirdi. Yaz giysileri kışlıklardan elbisenin iliklenme tarafı ile ayrılıyordu. B. B. Ovchinnikova (1990: 20) bu fikri destekledi. Elbise ilikleme tartışmasına sebep olan N. Y. Bichurin’in çevirdiği Çince metinler ile sanat malzemeleri arasındaki zıtlığı ‘elbise kanadı’ kelimesinin kökenbilimsel karmaşıklığı ile de açıklama gayretleri oldu (Gavrilova, 1965: 39). Gavrilova eski Türklerin elbiselerini sağdan sola iliklediklerini belirtti.

***

Son verileri göz önüne alarak tartışmanın eski Türklerin elbiselerini sol taraf üzerine ilikledikleri varsayımı lehine sona ermesi gerektiğine inanıyoruz. Biz, incelenen 26 eski Türk heykelciğinde görülebilecek elbise ilikleme gerçeğinden yola çıktık. Gerçek Türk elbisesinin iki şekli olduğunu demek istiyoruz (yırtmaç ve kolluklu, ama yakasız model). 21 heykelin sağ kanadı soldakinin üzerindedir (Bkz. Fig. 1, 1, 3 – 8, 19, 27, 28; 2, 1 – 5; 3, 2) ve sadece beşi öbür türlüdür (Fig. 1, 25; 2, 6, 10).

Heykellerden biri, S.I. Weinstein’in tahmin ettiği gibi, sol kanat üstte olan Çin elbiselerini betimliyor (Bkz. Fig. 3, 9). Halen böyle beş eski Türk heykeli vardır (Bkz. Fig. 3, 9 – 11) (Baiar 1997, fig. 116, 122 – 125). Bunların hepsi Orta Moğolistan’dandır. Türk giyimlerinin aksine, bu heykelciklerde ilikleme ters tarafa ve sadece bir klapa üzerine yapılır. Üstteki kanadın daha geniş düğme deliği vardır ve Çin geleneklerinin bir göstergesi olarak sağ tarafta bulunur (Starikov ve Sychev, 1977: 201).

***

Seçkin Türkleri gösteren Orta Moğolistan heykellerinde bu iki tip de vardır, üstelik bu elbiselerin şekil ve tarzından ayrılan giyimleri de sunar (Bayar, 1997). Türklerin bu sınıfı yan ve arka yırtmaçlı, uzun yenli elbiseler ve şapka veya benzer şeylerle, silahsız olarak ama asa gibi simgelerle ve alışılan duruşun dışında betimlenmiştir. Bu, şüphesiz oldukça güçlü Çin etkisini vurgular. Bilindiği gibi, giyim tarzları da dahil, yabancı kültürlerden değişik uyarlamaları en çok benimseyenler seçkinler ve toplumun önderleridir. Örneğin, yazılı kaynaklar Türk hanlarına sadece ipek kumaşların değil, dikilmiş elbiselerin de hediye edildiğini tekraren söyler (Bichurin, 1950: 283). Çin vakayinameleri bize, bir ‘putov’ şapka ve kadife cüppe ile iki ibadet yapan Türk hanı Moçjo’dan bahsederler (Kuner, 1961: 190).

Türk klapali ve Çin usulü sağ kanat iliklemeli bir heykel oldukça ilginçtir (Bkz. Fig. 1, 25). Bir diğer heykelcik tersine örnek sunar: Eski Türklerin yaptığı gibi sağ kanat solun üzerindedir, ama elbisenin Çin geleneklerindeki gibi sadece bir klapası ve yan kurbağacığı vardır (Fig. 1, 23). Bu yüzden, gerçek Türk elbiseleri ve Çin kumaşlarının betimlemesi yaygın olmakla birlikte, karışık biçimleri de bulabilmekteyiz.

***

Türk elbisesinin sol tarafta iliklendiği varsayımının geçerliliğini destekleyen pekçok gerçek vardır. Afrasiyab boyamalarındaki eski Türkler (Bkz. Fig. 3, 17) ve bir ayrıntılı eski Türk grafiti (Bkz. Fig. 3, 19) sağ tarafı solun üzerinde gösterir. Bir eski Türk savaşçının bronz heykelciği, sağ taraf solun üzerinde olarak klapalı elbisesi vardır (Khudiakov, 1986, fig. 72, 6). Moğolistan’daki eski Türklerin gerçekçi temsillerinde elbiselerinin klapalı olduğu ve sağ tarafın sol üzerinde örtülü bulunduğu açıkça görülür (Bkz. Fig. 3, 23, 28) (Potanin, 1881: 68).

Altay’daki eski Türk gömütünde bulunan elbisenin (Barburgazy I, 20. kurgan) sağdaki soldakinin üzerinde uzanan bağlı cep kapakları vardır.2 Kültür ve zaman olarak Türk eski eşyalarına yakın olan Moçevaya Balka’da bulunan (Kafkaslar) kaftanlarda da sağ taraf sol taraf üzerine iliklidir (Jerusalimskaya, 1992: 14). Tan çağının yazılı kaynaklarında, eski geleneklerine göre Çin elbiselerinin soldan sağa iliklenmesi ‘barbar’ların tam tersi bir uygulamadır. Sağdan sola ilikleme Orta Asya’nın çok sayıda eski göçeri için de özgündür (Weinstein, 1991: 195).

Eski Türk Elbisesinin Kültürel ve Tarihi Özellikleri

Gerçekte taş heykelleri araştıran tüm bilginler, elbisenin ilk nüshasını klapalı bir model olarak kaydetmişlerdir (Grach, 1961: 59; Kubarev, 1984: 27; Weinstein, 1991: 190; ve diğerleri). İkinci nüshadan ya müphem bahsedilir, ya da hiç gözönüne alınmaz. Çok sayıda betimlemeye göre, gerçek Türk elbisesi olarak görülebilecek olanlar bu iki nüshadır ve bunlar oldukça yaygındır. Bunların çok sayıdaki benzerinin coğrafyası oldukça geniştir. Japonya’da Kushu’daki mezar resimlerinde (Bkz. Fig. 3, 20) (Soshoku, 1993, fig. 145), Çin’de Tan mezarı Su ve prenses Yong Tai mezarında (Bkz. Fig. 3, 18), Orta Asya’da Afrasiab boyamaları (Bkz. Fig. 3, 17, 25, 27) ve Pencikent’te (Bkz. Fig. 2, 34), Afganistan’da Hindikuş grafitleri (Bkz. Fig. 3) ve Kırgızistan’da Jaltırak-Taş’ta (Bkz. Fig. 2, 33) ve başka yerlerde bilinir.

Bunlar aynı zamanda Orta Asya’nın madeni süs eşyalarında (gachenkova ve Rempel, 1982: 232, 246) ve Hazar kepçesinde de (Bkz. Fig. 2, 30) sunulur. Bütün bunlar, bir Türk elbisesinin muhtemelen ilk Türk kağanlığının kurulması ve geniş bölgeleri içine alması sayesinde bu kadar yaygın hale geldiğine delil gösteriyor. Elbise artık sadece Türklerin değildir, kısmen veya tamamen diğer uluslarca da benimsenmiştir.

***

Zaten Türkler de diğer kültürlerin halkları ile temasları sayesinde birçok başka elbiseye aşina olmuşlardır. Örneğin, kolluklar ve pahalı renkli malzeme ile süslenmeleri Soğdluların etkisinden dolayı gözüküyor (Lobacheva, 1979: 25). Kılıkta belli bir düzeyin gerçekleştiğini ve bazı terkip giyim örneklerinin hem Türk hem de Soğd elbisesine dayanarak kılındığı sonucuna ulaşmak yerinde olacaktır. (Lobacheva, 1979: 24).

Türk giyimi, âdet ve usullerinin Çin soylularını etkilediği ve Tan Çini’nde bir Türk modasının olduğu iyi bilinir. L. N. Gumilev, Liu Mao-Tsai’ye gönderme yaparak şöyle yazar: “Türk kılığı -yeşil veya kahverengi bir yaka, sol tarafa ilikli ve kuşak sarılmış- Tan Dönemi’nde olağan bir giyim haline gelmişti” (1993: 176). Bizzat Çinlilerin temsilleri bunu destekler (Bkz. Fig. 3, 16, 18). Giyim tarzını ödünçlerken Çinlilerin kendi geleneksel iliklemelerini -soldan sağa (Bkz. Fig. 3, 18)- ve bazı öbür unsurları koruduklarını söylemek gerekir. Jiu Tan Shu’da, uygunluk ve kolaylığın komşu uluslardan beli ve yeni daralan elbise örnekleri gibi özelliklerin ödünç alınmasında sebep olduğu belirtilir (Starikov ve Sychev, 1977: 219).

***

Liu Mao-Tsai de Japon araştırmacı Harada gibi, Tan Dönemi’ndeki kimi Çinlilerin elbiselerindeki klapaların Türk elbisesinin belli unsurlarının ödünçlenmesine bağlı olduğu sonucuna ulaşmıştır (Liu Mau-Tsai, 1958: 470). V.L. Sychev, Tan Çini’nde kurbağa üzerinde klapalı elbisenin fazla yaygınlığını da vurgulamıştır (1977: 42). Hindikuş 2. Chilas betimlerine gelince (Bkz. Fig. 3, 26), K. Jettmar (1985: 49) onları alışılmadık ‘barbar’ elbiseleri olarak nitelemiştir.

Eski Türklerde erkek, kadın ve çocuk giyimlerinde küçük bir fark olduğu açıktır. Aynı durum Güney Sibirya Türklerinin yakın geçmişinde (Potapov, 1951: 10) ve Soğd resimlerinde de (Lobacheva, 1979: 32) gözlenmiştir. Kadın giyiminin erkek giyiminden sadece birkaç ayrıntı ve daha parlak renkler ve desenler ile ayrıldığı anlaşılıyor. Moçevaya Balka’dan 8-9. yy’lara ait çocuk giyimlerinin yetişkinlerin giyim tarzının sanki bir taklidi olması ilginçtir.

***

Eski Türklerin giysilerinin mevsimlik türleri olduğu açıktır ama daha şatafatlı ve iyi nitelikte malzemeden yapılmakla birlikte, bayramlık elbiselerin sıradan elbiselerden ayrılır tarafı olmadığı görülmektedir. Değişik toplumsal düzeylerdeki insanların elbisesini ayıran şeyin tarzdan ziyade kumaş olduğu görülüyor. Süslü ipek belli bir konum içindi ama ev yapımı yün elbiseler ve kürk giyimi başka bir konuma işaret ediyordu.

Türk elbisesi genetik olarak Hun çağına kadar gider. Arkeolojik malzemelerde birçok benzerlikler vardır: Astarın varlığı, dış giyside sıcak tutmak için keçe kullanımı vb. (Rudenko, 1962: 41). Üst Edigan mevkiindeki (Altay) 10. kurganda bulunan, M.Ö. 1-2. yy.’a ait bir kadın mezarındaki giysi, özellikle ilginçtir (Khudiakov, 1992: 121 – 122). Bu hemen hemen, tamamen korunmuş ipekten yapılma bir gevşek elbisedir. Temel nitelikleri gözönüne alınırsa, eski Türk modellerine benzer ama yaka ve kolluğu yoktur, yarı baldıra ulaşır, uzun dar yenleri vardır ve sağdan sola iliklenir.

***

Taş heykellerin betimlediği bir diğer dış elbise çeşidi bir kürk ceket veya kürk yakalı bir cüppedir (Bkz. Fig. 3, 1 – 5). Eski Türk taş heykellerini çalışanlar arasında bunlara işaret eden ve kış giyeceği olarak niteleyen kimse V. D. Kubarev’dir (1984: 27). Bu arada bunlar daha temsili diziler içerir ve miktarları yukarda incelenen iki elbise türünden az değildir. Göğüs üzerindeki bir ayrıntı olarak yüksek kazınmış bir selvaj, bu ayrıntının bir kürk yaka olduğu zannını destekliyor. Diğer sanat malzemelerinde bunun benzerleri bilinmiyor.

İncelenen taş heykeller üzerinde, bizim fikrimizce başka bir yerden alınmış olan olağandışı kesme örnekleri ile ayrışan bazı ‘modalar’ vardır (Bkz. Fig. 3, 6 – 11, 13, 14). Heykeller eski Türk seçkinlerini betimlediği için, bunların başka bir kültüre ait olduğu açıktır. Çin’den etkilenen kimi ödünçlemelere yukarda değinilmişti (Bkz. Fig. 3, 9 – 11). İmgelerden biri, Soğdlular arasında hayli yaygın olan, yakayı çevreleyen bir süs parçası bulunan bir sıkı dokuma giysiyi betimliyor olabilir (Lobacheva, 1979: 28); diğeri omuzda süslemeleri olan hafif elbiseyi gösterir (Bkz. Fig. 3, 7); üçüncüsü ise Batı Orta Asya’da var olan pelerini temsil eder (Bkz. Fig. 3, 14) (Lobacheva, 1979: 38).

***

Bir bütün olarak, Rus ve Moğol Altayları ve Tuva bölgelerinde bulunan eski Türk heykellerinin göreceli bir ‘etnik tektürlülüğünü’, yani betimlenen insanların yukarda geçen duruşlarını ve incelenen iki elbise türünü içeren heykellerde korunmuş gerçek imleri kaydetmek gereklidir. Orta Moğolistan’ın taş heykelleri belirgin özgünlükleri ile ayrılırlar. Yedisu bölgesindeki heykellerde bulunan elbise çeşitleri ve diğer şeyler, burada yer alan karmaşık bazı etnik süreçleri yansıtıyor görünmektedir.

Cep kapaklı / klapalı elbiseler giymiş taş heykelciklerin başlığının olmaması, ama beş ila yedi saç örgülerinin bulunması, buna karşılık ikinci tür elbiseli (klapasız) heykellerin genellikle başlık giymesi ama saç örgülerinin olmaması kaydadeğer. Bunun eski Türklerin çokuluslu devlet örgütlenmesinde bir milliyet ayırıcı işaret olup olmadığını kesin olarak söylemek zordur.

Sonuç

Bu yüzden, yeni betimleyici veriler, eski Türk maddi kültürünün elbise gibi önemli bir sınıfını ayrıntılı nitelememizi sağlar ve somut eski Türk elbiselerini yeniden çizmemizi mümkün kılar (Fig. 4). Bu malzemelere göre, klapalı ve göğüsten basit kesimli elbiseleri gerçek Türk elbisesinin bir türü olarak görebiliriz. Son zamanlarda ortaya çıkan yeni betimler ve gerçekler, elbiseyi ilikleme ana sorununun nihai olarak çözümüne, yani Türk elbisesinin sağdan sola iliklendiğini bulmamıza yardımcı olur. Tersine iliklemeli diğer türler, burada değinilen iki türe göre daha nadir gözüküyor ve seçkin Türklerin heykellerini temsil ediyor.

Bu dış giysi tipleri şüphesiz Çin’den (Orta Moğolistan’ın dış heykelleri) ve Orta Asya’nın tarım alanlarında yaşayan halklardan (Yedisu’daki heykeller) ödünçlenmiştir. Eski Türklerin (başta seçkinlerin) Çinli, Soğdak ve diğer halklardan değişik giysi türleri ödünçlemeleri süreci, kültürel ilişkilerden ve karşılıklı etkiden dolayı gerçekleşmiştir. Ancak betimleyici malzemenin önemli bir kısmı eski Türk giysilerinin de çevredeki tarım ülkelerinde oldukça yaygın olduğu gerçeğini destekler. Eski Türk giyiminin birçok unsurları Avrasya bozkırlarında yaşayan halklar arasında geniş ölçüde yayılmıştır. Bazı terkip modellerin oluştuğunu ve belli bir kılık birleşmesinin gerçekleştiğini varsayabiliriz. Bunda önemli bir etkiyi, büyük bir coğrafyanın eski Türklerin tek bir devleti etrafında birleşmesi süreci yapmıştır.

10 YORUMLAR

  1. İçerikler gayet güzel devamını dilerim.Bu tip makaleleri bulmak zor artık tarih alanında Türklerde çok başarılı değil bu konuda.

Bir Cevap Yazın