Birinci Bölüm

Heraldik bilimi; eski devirlerden günümüze kadar toplumlarda kullanılan arma, bayrak, mühür ve unvanları inceleyen ve tarihe yardımcı olan bir bilim dalıdır. [1] Armaların, mühürlerin ve bayrakların yaşanılan Orta Çağ ve öncesi dönemlerde insanların meslekleri sosyal ve toplumsal unvanlarını ifade etmesi bakımından tarih ilmine yardımcı olan ilim dallarından önemli bir başlığı temsil etmektedir.   oğuz tamgaları  oğuz tamgaları

Mühürlerin ilk ortaya çıktığı yer Mezopotamya bölgesidir. Genellikle metal bir cismin üzerine kazınan kişinin ismi ve unvanının yer aldığı mühürler belgelerin alt kısmına basılarak adı geçen belgeye resmi bir hüviyet kazandırmaktadır. Mühürlerin yanı sıra armalar devlet, hükümdar, aile, şehir a da dini tarikatlara ait ayırt edici işaretlerdir. Armalar başlangıçta savaşan tarafların ayırt edilmesi için kullanılmışsalar da daha sonra aile soyunu, ittifakları, mülkiyet ve meslekleri gösteren semboller haline gelmişlerdir. Armaların biçimi ve rengi unsurların yerleştirilmesi, tarihi gelenekleri, yansıtmalara açısından da önem taşımaktadır.[2]

***  oğuz tamgaları

Damga, çağdaş anlamda amblem, marka, logo, arma, işaret, dövme gibi belirleyici ve tanımlayıcı simgesel anlatım biçimleridir. Damgalar, boy ve sülaleleri tanımlayan adeta birer soyut bir kimliktir. Damgalar bir boyun aşiretin, ya da sülalenin mührü olarak ya da eşyalarını, hayvanlarını başka ailelerin eşya ve hayvanlarından ayırmak için günümüzde de kullanılmaktadır. Türk boyları arasında tanımlayıcı işaretler olarak kullanılan damgalar, bir iletişim aracı olmasının yanısıra, soyut, sembolik, saf bir anlatım dili özelliği taşırlar. Elimizdeki tarihi verilerden ve taş, kaya, duvar gibi maddi kültür örneklerinden anlaşıldığı gibi, Türklerin, Yenisey ve Orhun yazıtlarında kullandıkları alfabeden çok önceleri, damgaları kullandıkları bilinmektedir.[3] oğuz tamgaları oğuz tamgaları oğuz tamgaları

Kağanlık damgası gibi çok özel bir takım damgalar hariç, boy ve aile damgaları zamanla boyları oluşturan ailelerin sayısına paralel olarak küçük değişikliklere uğramıştır. Söz konusu gelişme gerçekleşirken hem boyların damgalarının ana çizgileri korunmuş, hem de eklenen küçük bir çizgi / fark ile yeni bir aile damgası oluşturulmuştur. Dolayısıyla yeni bir aile kodlanırken, hem ailenin mensubu olduğu boy ile olan ilişkisi korunmuş hem de ailenin boya olan bağlılığı teyit edilmiştir. oğuz tamgaları oğuz tamgaları oğuz tamgaları

Damgalar oluşturulurken / türetilirken ana çizgiler korunduğu için Türk boylarının aralarındaki bağları günümüzde bile büyük ölçüde belirlemek mümkün olmaktadır. (Mert 2008:293) Damgalar aynı zamanda mühür olarak ta kullanılmaktadır. Eskişehir’e 16 km. mesafede, Çavlum Köyü’nde 1999-2002 yılları arasında gerçekleştirilen kurtarma kazılarında Orta Tunç Çağı’na ait olduğu tespit edilen mezarlardan birinde ölü hediyesi olarak bir çocuk mezarına bırakılmış lületaşından yapılmış bir damga mühürdür. Damga mührün baskı yüzeyinde sadece bir çizgi bulunmaktadır. (Bilgen 2006 :17) oğuz tamgaları oğuz tamgaları oğuz tamgaları

***

Türk damgalarının bu kadar çeşitli yerlerde kullanılması, Türk toplumunun folklor ve etnolojik malzemelerinin zenginleşmesinde başlıca unsur olmuştur. Damgalar; kabilenin ortak malı olan konak yerleri, yol kavşakları ve otlaklardaki taş, kaya gibi yerlerde, aileye, boya ait hayvanların işaretlenmesinde, kilim, halı, çul, keçe, testi gibi ev eşyalarında, evlerin kapı ve duvarlarında, el, yüz, pazu ve göğüse yapılan dövmelerde, Şaman davullarında, kurban olarak adanmış hayvanlarda, mezar taşlarında, sınır taşlarında, nazarlık ve ziynet eşyalarında, arı kovanı ve ambarlarda, at koşum takımlarında, mühürlerde, tuğ, bayrak, sancak gibi hükümdarlık alametlerinde, otağ, taht ve saraylarda, ticari eşyalarda at ve sığırlarda, koç ve koyunun kulak veya burnunun üstünde, koç veya koyunun sırtında, kuyruğunda veya başında ( aşı boyası ile) (Mert 2007 : 234) Hece tahtası adı verilen, tahtadan yapılmış mezar işaretlerinde, keçelerde, kepeneklerde, nakış ve yanışlarda, ziynet eşyalarında, nazarlıklarda, ev kapı ve duvarlarda, kap kacakta kullanılmıştır. (Gülensoy 1989:18-19)

***

İkinci Bölüm  oğuz tamgaları

Tamgaların Meydana Çıkışı

Türkler “damga” adını verdiğimiz işaretleri kullanmadan önce, anlatmak istedikleri şeyi mutlaka resim ile ifade ediyorlardı. Nitekim ilk çağlarda da insanların pek çoğunun resim kullanarak meramlarını anlattıkları, bulunan mağara duvar resimlerinden de anlaşılmaktadır. İnsanlık resimden piktograph’a, daha sonra da piktogram’a geçmiş olmalıdır. Türk damgaları, işte bu safhada, yani piktograph ile piktogram arasında doğmuş olabilir. Bu görüşe göre, Türk yazı ve damga tarihini şöyle şematize edebiliriz: (Gülensoy 1989:14-15)

I.devre: Resim,

II.devre: Piktograph ( eski Mısırlılarınki gibi resim kullanan yazıda tek işaret).

III.devre: Piktogram ( basitleştirilmiş resim ),

IV.devre: İdeogram (yazıda kelimenin harfleri gösterilmeden doğrudan doğruya, fikri ifade eden işaret). oğuz tamgaları oğuz tamgaları oğuz tamgaları

V.devre: Phonogram (bir harf veya hece veya sesi gösteren işaret ).

VI.devre: Harf ( dildeki bir sesi gösteren ve alfabeyi meydana getiren işaretlerden her biri).

Damgaların belirli bir evrimi de vardır ki, bu evrim etnonimlerin evrimine çok benzer. Birinci safhada, işaretler kabilenin totem hayvanını sembolize etmekte olup, kabile totemin ismini taşıdığı için, kabile (klan), kabilenin adı (=etnonimi), tamgası ve hattâ tamganın adı arasında doğrudan bir bağlantı bulunmaktadır. Bu döneme ait Kırım tamgalarına mâlik değiliz. Evrimlerinin ancak ikinci safhasındaki damgalara sahibiz ki, bu dönemde söz konusu halklar göçebe hayat tarzına geçmişler ve damgalar arasında ev eşyaları görülmeye başlamıştır.

***

Bu damgalar halkın günlük hayatında kullandığı ve iyi bilinen cisim ve âletlerin adını taşıyordu. İşaretler köşeli ve yuvarlak çizgilerden oluşmaktaydı. Bu dönemde düz ilâve çizgiler de görülmeye başlandı. Bu cisimlerin isimleri nadiren etnonime dönüşmüştür. İşte bu dönemdedir ki, damgaların isimleriyle etnonimler arasındaki bağlantı ortadan kalktı. Geleneksel olarak damgalar (esasen mülkiyet işaretleri olmaları hasebiyle) basit kırıksız şekillerdeydi. Basit damgaların birleşmesinden oluşan çift damgalara az rastlamamız belki de bundan kaynaklanmaktadır.[4] oğuz tamgaları oğuz tamgaları oğuz tamgaları

Üçüncü Bölüm

Orta Asya’dan Anadolu’ya Oğuz Tamgaları

Ön Türkler ile başlayıp, Saka, Hun, Göktürk, Uygur, Selçuklu İlhanlı, Timur devri ile Osmanlı dönemini içeren sembol ve motiflerin zenginliği çerçevesinde pek çok kültürel iz ortaya çıkmıştır. Bu izlere bakıldığında süslemenin ana unsuru olan ve sembollere dayanan motiflerin büyük özellikler taşıdığı, hatta bezeme sanatının da temelini teşkil ettiği bilinmektedir.[5] Türk süslemelerinde kullanılan motiflerin Orta Asya döneminde ortaya çıkan Kara-tau[6] kültüründen izler taşıyan motiflerle karşılaştırıldığın da ortaya çıkan benzerlik dikkate şayandır. oğuz tamgaları oğuz tamgaları oğuz tamgaları

Türklere ait izler yapılan arkeolojik çalışmalar sonucunda kayalar üzerine işlendiği fark edilmektedir. Bunlara eski Türkler “Cızık” dediği gibi bilim dünyasında petroglif olarak adlandırılmıştır.[7] İlk döneme ait petroglifler Türk kültürünün temel kaynağı ve yaşam sembolü olarak bugüne değin ulaşmıştır.  Mevzu bahis olan petroglifler ve cızıklardaki bazı sembolik şekiller, şemalar, Türk kültüründe önemli yer tutan damgaların mağaralardan başlayıp[8] halı, kilim, silah ve kıyafetlerinde ki motiflere varıncaya kadar uzanan sürecin temel taşını teşkil eder. oğuz tamgaları oğuz tamgaları oğuz tamgaları

Türklerin bir takım anlamlar yüklemiş olduğu çizgisel şekillerle anlatmak istedikleri ana konuları evvela kayalara, ardı sıra dokumalara işlemiş, bu sembolik mana yüklü şekiller zaman içerisinde ilk Türk alfabesini teşkil etmiştir. Ön Türklerde yazı sistemi tamga kavramı üzerine kurulmuştur. Bu çizgiler, lekelerle ifade edilen kendi içinde tam ve yeterli olan bir sistemin ürünüdür. oğuz tamgaları oğuz tamgaları oğuz tamgaları

***

Bu tamgaların sistemli bir şekilde kullananların başında “OQ”[9] tamgaları gelir. OQ Türkleri adı geçen tamga ile temsil ederlerdi. Türkler Hıristiyanlığı ve Maniheizmi benimseyince dahi bu tamga kullanılmaya devam etmiştir. Ön Türklerin kullandığı bu tamga yönetim ve savaşçı manasına gelmektedir.[10] Ok ucu, ok bayrağı demek olan OQ kelimesi, Latincede “croce” şekline dönüşerek haç manasında kullanılmıştır.[11] Oysa ki bu tamga aynı zamanda Dış Oğuzlar’ıda temsil etmektedir. OĞ tamgası ise İç Oğuz’ları temsil etmektedir. Oğuz tamgası ise her ikisinin birleşmesinden meydana gelmiştir.[12]

 Dördüncü Bölüm

Türk Kilim Motiflerinde Görülen Oğuz Tamgaları

Orta Asya steplerinden, Anadolu bozkırlarına giden yolda Türk dokuma ve kilimlerinde görülen en yaygın tamgalar Oğuz tamgalarıdır. Halı ve kilimlerde sıkça rastlanan bu tamgalar “şatır gülü” veya “çadır gülü” motifi olarak adlandırılmaktadır. Halı ve kilimlerin manasını çözebilmek için, onu üreten toplumların yaşadıkları zaman ve mekan içerisinde oluşmuş, anlamları, söz konusu toplumlarca kabul edilmiş birikimlerin ve sembol üreten insanların düşüncelerinin çözülmesi gerekmektedir.

Bu nedenle halıların yüzeylerinden, milimetrelik kağıtlara gelinceye kadar hafızalara, hatta bununla da yetinmeyip taşlara kazınmış şekiller ve kuşaktan kuşağa aktarılan geleneksel birikimlerin sırlarını içeren bir dünya ile karşılaşmak pek şaşılacak bir husus olmamakla birlikte aksine hayranlık uyandıracak niteliktedir. oğuz tamgaları oğuz tamgaları

Ön Türklerde halı ve düz dokumalar Ak-Üy’lerin[13] iç kısmını döşemek için yapılmaktaydı Evlenen her kız beraberinde kendisinin dokumuş olduğu minimum bir halı götürmek mecburiyeti Türk töresinin en kadim unsurlarından biri olagelmiştir. Çünkü yeni evlenen kişilere kurulacak her Ak-Üy’e halı gerekliydi. Burada dikkatleri cezbeden en mühim nokta ise her çadırın ayrı bir çadır gülü motifi bulunmasıydı. Bu motifin muhteviyatında ise kızın bağlı bulunduğu boyun tamgası, aileye dair bir iz bulunmaktaydı.

Beşinci Bölüm oğuz tamgaları

Savaş Araç ve Gereçlerinin Oğuz Tamgalarında Tecessümü

Kayı; Kayı Boyu’nun tamgasında bir yay ve iki ok işlenmiştir.

Bayat; Bayat Boyu’nun tamgasında ise Tevarih-i Ali Selçuk’a göre bir teber(Savaş Baltası), Cami’üt Tevarih’e göre gerilmiş bir yay, Divan-ü Ligatit Türk’e göre ise bir ok, bir yay ve bir kılıç bulunmaktadır. oğuz tamgaları oğuz tamgaları oğuz tamgaları

Alkaevli; Alkaevli Boyu’nun tamgası en net biçimde Divan-ü Lügatit Türk’de görülmektedir; Bir yay ve bir ok. oğuz tamgaları oğuz tamgaları oğuz tamgaları

Yazır; Yazır Boyu’nda yine Divan-ü Lügatit Türk’e göre 3 ok ve bir yay bulunmaktadır.

Döger; Döger Boyu’nda Cani’üt Tevarih’e göre bir orak ve bir kılıç net bir biçimde görülmektedir. oğuz tamgaları oğuz tamgaları oğuz tamgaları

Dodurga; Dodurga Boyu’nda Tevarih-i Ali Selçuk’a göre bir hilal ve gerilmiş bir yay, Divan-ü Lügatit Türk’e göre ise birbirine zıt yönde iki yay bulunmaktadır.

Avşar; Avşar Boyu’nda bilinen bütün kaynaklarda(Tevarih-i Ali Selçuk, Divan-ü Ligatit Türk, Cami’üt Tevarih) çok net bir şekilde Oğuz boyunun ana simgesini temsil eden iki kılıç ,le oluşturulmuş bir çarpı bulunmaktadır. oğuz tamgaları oğuz tamgaları oğuz tamgaları

***

Begdili; Begdili Boyu’nda Tevarih-i Ali Selçuk’a göre bir yay ve ok bulunmaktadır.

Üregir; Üregir Boyu’nun tamgası belki de Oğuz Boyları içerisinde anlamı en net bir şekilde belirtilmiş olan tamgadır. Zira Tevarih-i Ali Selçuk’a, Divan-ü Ligatit Türk’e ve Cami’üt Tevarih’e göre bir adet yay ve 3 ok çok bariz bir şekilde belirtilmiştir.

Altıncı Bölüm oğuz tamgaları

Hayvanların Oğuz Tamgaları Üzerinde Tecessümü 

Kayı; Muhkem Şahin

Bayat; Devletli ve nimeti bol Şahin

Yazır; Çok ülkeye hakim Kartal

Dodurga; Ülke almak ve hanlık yapmak Kartal

Avşar; Çevik ve vahşi hayvan avına hevesli Tavşan

Begdili; Büyükler gibi aziz Tavşan  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları

Üregir; Daima iyi iş ve düzen kurucu Dal [14]

Sonuç  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları

Farklı zaman ve farklı coğrafyalarda yaşamış olan Türk boylarının ortak noktalarından biri de soy damgalarıdır. Runik yazısının kaynağını oluşturan soy tamgaları Türk dünyasında ve Türkiye’de değişik coğrafyalarda kullanılmıştır. Tamgalar, Türk boylarının yaşam biçimleri, inanç sistemleri, dünyayı algılama şekilleri ile kendi dönemlerindeki kültür ve uygarlığı günümüze taşıyan adeta birer abide niteliğindedir. Türk boyları arasında kullanılan bu tamgaların tespit edilmesi, incelenmesi Türk tarihinin, Türk kültür ve uygarlığının aydınlanmamış pek çok yönüne ışık tutacaktır.  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları

[1] TDK Sözlüğü  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları

[2] İsmail Özçelik, Tarih Metodolojisi,Gazi Kitapevi, Ankara, 2014, s.90

[3] Nesrin Güllüdağ, “Türklerde Damga Geleneği ve Nogay Türklerinin Damgaları Üzerine Bir İnceleme”, Avrasya Uluslararası Araştırmalar Dergisi, İstanbul, 2015, s.1

[4] Güllüdağ, age, s.136  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları

[5] Tahsin Parlak, Aral’ın Sırları, Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği, Ankara, 2007, s.31-33

[6] Karadağ  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları

***

[7] Tahsin Parlak, Geleneksel Kazak Halı Sanatı, Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği, Ankara, 2002, s.124  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları

[8] Haluk Tarcan, Tarihin Başladığı  Ön-Türk Uygarlığı Resmi Tarihinin Çöküşü, Töre Yayınları, İstanbul, 2003, s.146-147

[9] OĞ ve OĞUZ  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları

[10] Parlak, Aral’ın Sırları, s.34-35  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları

[11] Cengiz Alyılmaz, “Gamalı Haç(Svastika)”, Töre Dergisi, İstanbul, 2003, s.17

[12] X Şeklinde  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları

[13] Çadır Ev  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları

[14] Adile Ayda, Etrüskler Türk İdiler, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1992, s.126

 oğuz tamgaları  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları oğuz tamgaları  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları oğuz tamgaları  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları  oğuz tamgaları

Bir Cevap Yazın