Moğol Hakimiyeti Altında Uygurlar

Bu makalenin kapsamı başlıkta belirtilenden daha sınırlıdır; makalenin odak noktası Kulca/Turfan Uygur Devleti ve 1209 sonrası Moğolistan Çini’ne dahil olan halkıdır.[1]Uygurlar tarafından dokuzuncu yüzyılın sonu ile onuncu yüzyılın başları arasında Tarım Havzası’nda kurulan, ikiz başkentleri Beşbalık ve Kulca olan bu devlet, Kırgızlar tarafından bozkırdan kovulmaları sonrası kurulan en canlı Uygur diaspora devletlerinden biridir ve Cengiz Han tarafından fethedilene kadar Asya’da çok önemli jeopolitik roller oynamaya devam etmiştir. Uygurlar..

Uygurların erken dönemde, kendi istekleriyle Moğollara tâbi olması Cengiz için önemli bir siyasi ve askeri dönemeçti ve bu olay birçok Uygur seçkininin Moğol idari hiyerarşisine dahil olmasının zeminini hazırlamıştır. Ancak oynadıkları roller, Uygur Devleti Orta Asya devletleri arasında en deneyimli ve kültür düzeyi en yüksek devlet olduğundan yalnızca askeri ve siyasi danışmanlıkla sınırlı kalmamıştır. Kültür başkentlerine ise o dönemde cahil olan Moğollar göz dikmişti. Moğollara hizmet veren Kulca Uygurları bu makalenin konusunu oluşturmaktadır.

Siyasi Tarih

1. Barçuk’un Teslim Olması ve Halef İdikutlar (Uygur Kağanları)

Yukarıda da belirtildiği gibi Kulca Uygur Devleti Cengiz’in Moğol gücünü yaymaya başladığı dönemlerin erken bir aşamasında teslim olmuş en önemli devletlerden biridir ve bu istemli teslimiyet yeni efendileri yönetiminde Uygur imparatorluk ailesi ve aristokrasisi için önemli kazançlar sağlamıştır. Bu olaydan öncelikle kazançlı çıkan kişi tabii ki Uygur Hanı (İdikut) Barçuk Art-Tekin ve ailesi olmuştur.[2] Kulca’yı gözeten Karahitaylı sakinin öldürülmesi üzerine Barçuk’un Moğollara teslim olması sonrası Barçuk hükümdarlığa tâbi olan bir vatandaş olmuştur.

Barçuk, aynı yıl içinde Cengiz tarafından takip edilen bir diğer bozkır kabilesi Merkilerin savunma talebini reddettiğinde Moğollara olan sadakatini göstermiş oldu. İki yıl kadar Barçuk’un Cengiz Han’la kişisel bir görüşmesi olmamıştı, ancak bu olay gerçekleştiğinde Cengiz kendisinden öyle memnun kalmıştı ki onu “imparatorun diğer oğullarıyla kardeş, beşinci oğlu” olarak kabul etmiş ve kızlarından bir tanesini ona eş olarak vermişti.[3] Bu türlü ödüller Cengiz’in Barçuk’un erken dönemde istemli şekilde kendisine tâbi olmasına verdiği değere işaret eder. Barçuk onun hakimiyetindeki devletlerin yöneticileri arasında beşinci oğlu olarak kabul ettiği tek kişidir.

Barçuk özel bir statüye sahiptir, çünkü Kulca’daki Uygur devlet başkanı unvanı olan İdukut’u korumuştur. Bunun yanı sıra Barçuk daha önce kendine tâbi olan ve Moğol İmparatorluğu boyunca yayılmış olan Uygurların, Uygur Devleti’ne dönüşlerine izin verilmesini sağlamıştır.[4] Ancak diğer birçok açıdan Barçuk da diğer hakimiyet altındaki yöneticiler gibiydi.

Örneğin 1216’da Nayman ve Harzem Şah’a karşı, 1225’de Tangutlara karşı yapılan askeri seferberliklerde Moğolların yanında yer almak zorundaydı.

Barçuk 1229-1241 civarındaki ölümüne kadar İdikut olarak yöneticiliğe devam etti. İdikutluk unvanı Barçuk’la son bulmadı, geleneksel Uygur uygulaması doğrultusunda torunları tarafından da devam ettirildi.[5] Aslında Moğol İmparatorluğu hakimiyetindeki Uygurların ve siyasi yöneticilerin görece özerklikleri hakimiyet altındaki devletler arasında göze çarpar nitelikteydi, Barçuk’un 1209’da Cengiz’e teslim olmasıyla Uygur Devleti Moğol kontrolü altına girmişti. Barçuk hakimiyet altına girip de kendi ata yurdunda unvanına dokunulmadan yaşayan tek yönetici değildi, bu Moğollar tarafından kendilerine olan sadakatin devamının sağlanması amacıyla uzun süredir uygulanan bir pratiktir.

Ancak Barçuk ve haleflerinin bir kısmı Uygur Devleti olarak özerkliklerinin bir kısmını devam ettirmişe benzer. Hanın gözü kulağı olarak hakimiyet altına alınan yerlerde gözeticilerin bulundurulması Moğollar için geleneksel bir uygulamadır; bu kişiler sivil ve askeri konularda geniş bir otoriteye sahiptir. İmparatorluğun ilk dönemlerinde bu kişiler genellikle Moğollardan oluşurdu ancak yerli seçkinler de atanırdı, özellikle bunlar Moğol hakimiyetine barışçıl yollarla girmiş ve onlara sadık devletlerin seçkinleri arasında iseler.[6]

En azından iki Uygur, Uygur Devleti şehirlerine gözetici olarak atanmıştır ancak Uygur Devleti başkentlerine değil.[7] Uygurların kendi memleketlerine gözetici olarak atanıp, özellikle de Kulca’ya yabancı gözetici atanmaması İdikut’un ve diğer Uygur seçkinlerinin Uygur Devleti yönetiminde sahip oldukları özerkliğin bir göstergesidir.

Ancak Uygurların Moğol hakimiyeti altındaki özerklik dereceleri nereye kadardı? Bazı araştırmacılar onların Moğol İmparatorluğu’nda, siyasi ve idari özerkliğe sahip “beşinci bir hanlık” olarak özel bir yere sahip olduğunu yazar. Bu teori Barçuk’un Cengiz Han tarafından “beşinci oğul” olarak kabul edilmesine dayanır.[8] Ancak Uygur Devleti’nin bu türlü özel bir statüye sahip olduğu ihtimali zayıftır, tıpkı hakimiyet altındaki diğer pek çok devlet gibi.

1209 sonrası Barçuk ve haleflerinden bir kısmının Uygur Devleti yönetiminde görece daha özgür oldukları doğru gibi görünse de, bunu Uygur Devleti’ne daha fazla özerklik verildiği anlamında yorumlamak yanlış olur. Barçuk’un torunlarının 1283 civarında Kubilay’ın, Kadü karşısında kontrolü kaybettiği döneme kadar İdikut olarak yönetimde bulunduğunu biliyoruz.[9] Kulca’nın son İdikutu, Barçuk’un torunu Kaçkar Tekin’di.

1266’da İdikut oldu ve yaklaşık 1280 civarında Kubilay’ın bölgenin kontrolünü kaybettiği dönemde öldü. Oğlu Ne’uril Tekin, babası, Kubilay karşıtı Moğolistan güçleri tarafından öldürüldüğünde deneyimsiz bir gençti. Babasının ölümü sonrası Uygur siyasi lideri oldu ve Kubilay’dan babasının ölümünün öcünü alması için ricada bulundu. Ancak yaşı ve deneyimsizliği yüzünden ricası kabul edilmedi ve bunun yerine Kubilay, Uygur hükümetini Kulca’dan Gansu bölgesindeki bir şehre taşıdı.

Bu, Uygurların kendi anavatanlarını yönetmedeki özerkliklerinin sonu oldu ancak Uygur idari sisteminin sonu olmadı. Kuzey Çin’e gönderildikten sonra Ne’uril 1308’de İdikut oldu ve Moğollar, Yuan Dönemi boyunca İdikut unvanını aile üyelerine vermeye devam etti. Moğollar tarafından atanan son İdikut, 1350’lerin sonunda atanan, Barçuk’un yedinci kuşaktan torunu olan But/Bodun Sarı idi.[10]

Kulca’daki pek çok önde gelen Uygur aristokrat 1209’da Barçuk, Moğol hakimiyeti altına girdiğinde ona katılmıştır. Bu kişilerin İdikut ile Moğollara olan sadakatlarıyla dikkat çektikleri Çin kaynaklarında yer almaktadır. Bunlar arasında Uygur Devleti’nin İdikut’un hemen sonrasında gelen yüksek düzeyli bakanı Bilge Timur da bulunmaktaydı; kendisi, Kulca’daki Karahitay gözeticisi ile en az on kişinin ölümünde rol oynamıştır.[11]

Bu kişilerin çoğuna Uygur Devleti ya da Çin’de yüksek düzeyde idari görevler verilmiş ve bu kişilerin aileleri de Moğol Çini’nde aristokrat siyasi ve kültürel seçkinler olma geleneğini sürdürmüşlerdi. Aşağıda bir kısmını inceleyeceğimiz bu kişilerin hikayeleri İdikut’la ilişki içinde bulunmanın yeni efendileri yönetiminde de kendilerine birtakım kısa ve uzun vadeli yararlar sağladığı düşüncesini pekiştirir.

2. Moğol Çini’nde Uygurlar

1225 yılında Barçuk’un Cengiz’e yaptığı başvuru sonrası birçok Uygurun Uygur Devleti’ne dönmesine izin verilirken, birçok Uygur da kendilerine yeni kimlikler edinmek amacıyla imparatorluğun Kuzey Çin’i de içeren farklı bölgelerine yerleştiler. Çin’de Uygurlar Semuran (çok farklı kategorilerden insanlar) adlı farklı bir sosyal ve idari sınıfın parçasıydı. Bu grup Orta ve Batı Asya’dan Moğollara tâbi olmuş, Çin’de onlar adına çalışan insanlardan oluşmaktaydı. Bu insanlar Çin nüfusunda Moğol hakimiyetini daha önce kabul eden insanlardan ve Moğollardan ayrılmaktaydı.[12]

Kültür düzeyi yüksek bir toplumdan gelmeleri ve Moğol hakimiyetini daha önce kabul etmelerinden dolayı Uygurlar, Çin’deki Semu sınıfının en önemli parçalarından biriydi. Uygurların Semuranlar arasındaki statüleri Çin’de sahip oldukları danışmanlık, idarecilik ve teknik pozisyonlara bakılarak anlaşılabilir.

Moğol İmparatorluğu’nun önemli bir parçasını dil oluşturuyordu; cahil bir kabile konfederasyonu nasıl bilgili ve yerleşik toplumlara hükmedebiliyordu? Cengiz’in başından beri anlamış göründüğü cevap idarecilik konusunda deneyimli olması, bilgili insanları kullanmasıydı. Uygurlar bu tanımlamaya uymakta ve bu nedenle İmparatorluğun ilk günlerinden itibaren dil uzmanları ve idareci olarak çeşitli pozisyonlara gelmekteydiler. Moğollara hizmet eden ilk ve en önemli Uygurlardan biri Tatar Tonga idi.[13]

Cengiz tarafından 1204’te fethedilen bir başka Orta Asya bozkır kabilesinde vergi toplamaktan ve idari sistemden sorumluydu. Cengiz, Tatar’ı yakın çevresine Uygur yazı dilini öğretmekle görevlendirmiş ve bu 1269’da Kubilay’ın Tibetçe ‘Phags-pa’ yazısını getirmesine kadar Moğolların resmi yazı dili olarak kalmıştı. Cengiz’in seçiminin, Uygur kültürünün bozkırdaki en eski okur yazar kültürlerinden biri olması gerçeğinden kaynaklandığı açıktır ve bu kültür Moğollar ile diğer göçebe bozkır halkı için Çin kültürü kadar değerli bir kültürdür.

Tatar ele geçirildiği zaman kendi görevine ait imparatorluk mührünü kullanmaktaydı ve Cengiz, kendisinden Moğollara bu mührün neden ve nasıl kullanıldığını da öğretmesini istemişti. Bunların hepsi Cengiz’in idari araçların, hali hazırda kullanılan okur-yazar ve deneyimli personel yoksunluğunun farkında olduğunu ve bu konularda bilgili ve deneyimli diğer bozkır insanlarını kendine ve yakın çevresine bunları öğretmekte kullandığının göstergesidir.

Barçuk’un teslim olması ardından Çin’e giden pek çok Uygur birçok Moğol prensinin ve imparatorluğa yakın kişilerin saraylarında idari pozisyonlar elde etmiştir. Örneğin, Uygur Bakanı Bilge Timur’un küçük kardeşi ve kuzeni, Cengiz’in en küçük kardeşi Odçikin Timur’un danışmanlığını ve öğretmenliğini yapmışlardır.[14] Bu türlü prestijli görevlerin kendi ana dilleri ve edebiyatları konusunda bilgili olmalarından ileri geldiği yönündeki kaynaklar oldukça açıktır.

Bu iki adam Shandong bölgesinde kendilerine verilen görevleri yerine getirdiler, ayrıca Moğol Çini’nde soyadı olarak Xie’yi alan büyük bir ailenin atalarını oluşturmaktaydılar. Birçok Xie aile üyesi atalarının statülerini devam ettirip daha sonraki Moğol dönemlerinde de idari pozisyonlar üstlendiler. Bir başka Uygur, Beşbalıklı Mengsus, Kuzey Çin, Zhending’de Toluy’un topraklarında vergi toplama görevini üstlenmiştir.[15]

Bu gelirler Moğol prensleri için oldukça önemli kaynaklardı ve Semu bireyleri ile aileleri yeterli idari bilgi ve deneyime sahip olduklarından dolayı bu toprakları yönetme görevine getirilmekteydiler. Toluy’un topraklarının idaresini alan bir yönetici olarak Mengsus da bu topraklarda yaşayanlar üzerinde muhtemel bir iktidara sahipti ve eğer düzenlenmemişse bu gelirin prenslerce nasıl kullanılacağı konusunda da tavsiyelerde bulunmaktaydı.

Bazı Uygur seçkinleri Moğol fethinden sonra kendi anavatanları olan Uygur Devleti nezdinde de birtakım idari görevler üstlenmişlerdi. Örneğin Barçuk’la birlikte teslim olan, Kulca’da yüksek düzeyde bir görevlinin oğlu olan Yüduoşiyena, Cengiz tarafından Kuzey Uygur Devleti’nde bir şehrin gözeticisi olarak (Gözeticiler hakkında yukarıda yazılanlara bakınız), hem idari hem de askeri konularla ilgilenmek üzere atanmış ve otoritesinin simgesi olarak Uygur imparatorluk unvanları ile Moğol imparatorluk amblemi kendisine verilmişti.[16] Diğer Uygurlar da gözetici olarak Kuzey Çin’in değişik bölgelerine atanmıştı. Aslında Uygurlar Yuan Hanedan tarihinde adı geçen gözeticilerin yüzde onunu oluşturmaktaydı.[17]

Yuan Hanedanı Dönemi’nde Uygurlar merkezi ve bölgesel hükümetlerde bir kısmı üst düzey görevler olmak üzere farklı görevler üstlenmişlerdir. Başkentteki merkezi sarayda Moğollar tarafından atanan 52 başöğretmenden (Sangong Taifu) biri Uygur idi.[18] Bu, Moğol imparatorları tarafından yüksek düzeyli resmi görevlilere verilen üç önemli unvandan biridir ve bu unvanın büyük bölümü Moğollara verilmiştir (yüzde 72).

Yalnızca dokuz Semuran bu unvanla şereflendirilmiştir. Yuan sivil yönetiminde Merkezi Sekreterya en önemli kurumlardan biriydi ve sırasıyla genel sekreter, bir kıdemli konsey üyesi, bir ast konsey üyesi ve dört parti konsey üyesinden oluşmaktaydı. 43 kıdemli konsey üyesinden (You Chengxiang) biri ve 49 ast konsey üyesinden (Zuo Chengxaing) üçü Uygur idi. 1268’de kurulan denetleme kurulu hem sivil hem de askeri görevlileri denetlemekle yükümlüydü ve imparatorla doğrudan ilişki içinde çalışmaktaydı.

11 Başdenetçinin (Yushi Dafu) biri Uygur idi. Bu birim adalet sistemini de denetlemekteydi, Uygurlar için ayrı bir mahkeme (duhufu) bulunmaktaydı. Askeri İşler Kurumu (Shumi yuan) birçok Moğol, Semu ve Çin birimini yönetmek amacıyla 1263’te kurulmuştur. 22 Askeri İşler Kurumu başkanından üçü Uygurdu.

Merkezi Sekreterya ve ona bağlı birimler saray ve başkentten sorumluydu. Başkent bölgesi dışındaki 11 bölge seyyar (birim) merkezi sekreteryalarınca (Xing zhongshu sheng) yönetilmekteydi. Cengiz Kuzey Çin’de kullanılan Jin sistemini doğrudan alarak bu sistemi kullanmaya 1214 yılında başlamıştır. Yuan Dönemi’nde, yetmiş birim sekreteryasının (25 Semuran ve 39 Moğol bu görevi yürütmüştür) altısına Uygurlar başkanlık etmiştir.

Önde gelen Uygurlar Moğol hükümetinde siyasi kararların alınmasında da etkin olmuştur. Bu konuda güzel bir örnek olarak Uygur Personel Bakanı, Xie Zhedu ve para reformundaki rolünü örnek gösterebiliriz.[19] Xie Zhedu Uygur Xie ailesinden gelmekte olup, Bilge Timur’un torunlarından biridir, Yuan Çini’ndeki siyasi ve sosyal çevrelerde etkindir. Zhedu, jinshi derecesini alan ve yüksek düzeyde sivil görevlere atanan beş kişiden biridir.[20]

Zhedu resmi kariyerine 1340’ların ortasında Personel Bakanı (Libu shangshu) olarak atanmasıyla başlar. Sivil hizmet görevlilerini seçen, atayan ve değerlendiren üç bakandan biriydi. 1351’de Zhedu, Konsey Üyesi Toghto, Hazine Bakanı Wu Qi’nin yanı sıra, Yuan para biriminin büyük çapta yeniden yapılandırılmasını öneren üç yüksek düzeyli bakandan biriydi. Zhedu’nun bu önemli siyasi karardaki anahtar rolünü Yuan Hanedanlık tarihi yazmaktadır.[21]

Uygurların bir kısmı da merkezi hükümette danışma, ideoloji ve dini bürolarda hizmet vermekteydi. Merkezi hükümetteki en önemli danışma ve ideoloji bürosu Hanlin Akademisi idi. 700’lerde kurulan bu birim, başlarda imparatora hükümet fermanlarını yazmakta yardımcı olan ve imparatorluk destekli tarihçeleri bir araya getiren akademisyenlerden oluşmaktaydı. Moğol Dönemi’nde Hanlin ve Ulusal Tarih Akademisi olarak devam etmiş ve birçok Uygur Hanlin’de farklı görevlere atanmıştır.

Bu kurumun en önemli görevlerinden biri de daha önceki hanedanlık hikayelerinin bir araya getirilmesidir. Dört Uygur Liao, Jin ve Song tarihlerinin editörleri iken, birçok Uygur da yazıcılık ve memurluk gibi daha düşük düzeyli görevlere atanmıştır.[22] Bu konumlar oldukça önemliydi, çünkü daha önceki hanedanlıkların tarihleri, daha önceki rejimlerin hatalarını ortaya koymuş ve Çin hanedanlıkları içinde Moğol Yuan Hanedanlığı’nı meşrulaştırmıştır.

Bir başka önemli ideoloji ve danışmanlık kurumu da Kuizhang birimidir. Kuizhang Birimi 1329’da Togh Timur tarafından kurulan Çin klasikleri ve tarihi hakkında imparatora ders vermek amacıyla bir grup akademisyenin oluşturduğu bir forumdur.[23] Birçok Uygurlu bu kurumda farklı zamanlarda görev yapmıştır, bu kuruma katılımlarının Moğol sarayında güçlü olan Konfüçyusçuluğun belirli okuluna kabul edilmelerine bağlı olması muhtemeldir. Örneğin Kara Igaç Buyruk’un torunlarından Uygur Şalaban, son Yuan İmparatoru Toghon Timur tarafından Kuizhang’a Büyük Hoca olarak atanmıştır.

Birçok Uygur, Moğol Dönemi boyunca Çin’de bölge, şehir ve ilçe düzeylerinde görevler almıştır. Moğol Dönemi’ndeki yerel gazeteler, yazılar ve kişisel bilgilerde yerel düzeyde Moğollara hizmet eden Uygurların, hizmet dönemleri, unvanları ve diğer kişisel bilgilerine ilişkin kayıtlar bulunmaktadır. Tüm bunlar Uygurların Moğol hakimiyeti sırasında Çin’de önemli görevlere getirildikleri ve yeni efendileri gözünde iyi yerlere sahip olduklarını söylemek için yeterlidir.

Sosyal Tarih

İdikut’la ilişkileri ve Moğollara duydukları sadakat Çin’deki Uygur diasporası için önemli bir sosyal sermaye olmuştur. Uzun dönemde yaşamlarını idame ettirmeleri için, birçok Uygur Semuranı Moğolistan Çini’nde sosyal seçkinler olarak çeşitli kimlikler yaratmıştır. Bu durum, bu kişilerin Çinli seçkinlerle ilişkide olduğunun göstergesidir ve bunların bir çoğu yabancı Çinliler ve fethedenler- fethedilenler arasındaki uçurumu aşarak sonunda Çinlilerin sosyal ve kültürel eş değerleri konumuna yükselmiştir.

1. Yasal Statü

En erken dönemlerden beri İdikut’la bir bakımdan ilişkisi olan Uygurlar özel bir yargı sistemine tâbi tutulmuştur. Bir Uygur ve Çinli arasındaki anlaşmazlıkta Uygur ve Çinli görevlilerden oluşan mahkeme karar alırdı.[24] Bu özel mahkeme hem Kulca hem de Kuzey Çin’de bulunan Uygurların davaları ile ilgilenirdi ve temelinde de özel Uygur hakimlerinin (Weiwuer duanshiguan) atanması yatıyordu. Bu mahkemeler sonunda 1281’de resmi, ayrı bir mahkemeye dönüştürüldü.[25] Yuan kanunlarında, Yuan Dianzhang, Uygurların muhtemelen diğer Semuranlara verilmeyen özel bir statüden yararlandığının göstergesi olarak Uygurlara atıfta bulunan kısımlar bulunmaktadır.

Bu konuda ilginç bir örnek Uygur yas düzenlemelerini içeren bir yönetmeliktir.[26] Bu metinde ilk olarak geleneksel Uygur yas ritüelleri tanımlanır, daha sonra kendi gelenekleri yerine Çin geleneklerini takip eden Uygurlara ilişkin bir kınama yer alır. Bu metnin yazılış tarihi kesin olmasa da, Kubilay Dönemi’nde (1260-64 civarı) yazılmış olması muhtemeldir. Bu yönetmelik birçok Uygurlunun kendilerini Çin kültürüne adapte ettiklerini yazmaktadır. Bu da o dönemin saray çevreleri için olumsuz bir gelişmeydi.

Moğolistan Çini’nde Uygurların yararlandığı bir diğer ayrıcalık da sivil hizmet sınav sistemidir. Yukarıda da belirtildiği üzere, Moğollar sınavları 1315 yılında yeniden düzenlemiştir. Hizmet derecelerinin yüzde ellisi Moğolların yanı sıra Uygurlar ve diğer Semuranlara tahsis edilmiştir. Yine Çinlilere göre sınavlarda kendilerinin daha az, daha kısa ve farklı sorular cevaplama zorunluluğu vardı.[27] Bürokrasideki görevlerden yalnızca yüzde ikisi sınav sonuçlarına göre belirleniyordu; bu yüzden de Moğolistan Çini’nde bunlar asla bir pozisyona atanmanın birincil yolu olamadı. Semuran ve Moğolların ayrıcalıklı konumu ise bürokraside baskın konumda olmalarına yardımcı oldu.

2. Sosyal Statü

Uygur diaspora seçkinlerinin Çin’de kültürel seçkinler olarak yer almalarının önemli nedenlerinden biri de Çin kültürüne katılımlarıdır. Bu, Çin’deki baskın ideolojik ekol olan Konfüçyusçuluğu kabul etmek ve bunu uygulamak anlamına gelmektedir. Zaman içerisinde Konfüçyusçular Hanlin ve Moğol sarayındaki danışmanlık kadrolarında öne çıkar hale geldiler ve birçok Uygur da bu birimlerde görev aldı.

Uygurlu Konfüçyusçular için en iyi örneklerden biri de Lian Xixian’dır.[28] Kubilay Han, ona Konfüçyus felsefesini iyi bilmesinden dolayı “Lian Mencius” takma adını verdi. İki kez Merkezi Sekreterya’ya atandı ve birçok diğer üst düzey konumda da görevler aldı. Lian ailesi Konfüçyusçu geleneği de vam ettirip, yüksek düzeyde görevlere getirilmişlerdir. Örneğin Xixian’ın torunlarından biri Lian Qashan Qaya Liao, Hanedanlık tarihinin editörlerinden biridir.

Önde gelen birçok Uygur da Konfüçyus öğretisine olan bağlılıklarıyla bilinirler ve zamanın birçok önemli Çinli akademisyeni ve yazarı Uygurları kültürel ve entelektüel eş değerleri olarak kabul etmişlerdi. Örneğin Uygurlu Xie ailesi de Konfüçyusçu öğretiye olan bağlılıklarıyla tanınırlar. Hükümet politikasındaki rolünden daha önce bahsedilmiş olan Xie Zhedu öğrencilerini eğitmek için Güneydoğu Çin’de, Liyang şehrinde bir aile evi ve çalışma salonu inşa etmiştir. 1340’larda Güneydoğu Çin’deki sosyal koşulların kötüleşmesi üzerine yazan Liyanglı bir Çinli yazar da Zhedu’dan insanların kendilerine örnek alması gerektiğini söylediği bir aile davranışı örneği verirken bahsetmiştir.[29]

Kong Qi’ye göre Xie Zhedu’nun ahlaki bütünlüğü Konfüçyus değerlerine olan derin bağlılığından kaynaklanmaktadır, böylece ailenin ve sonunda da toplumun dağılmasını engelleyen bir şekilde ailesini düzenli tutmaya muktedir olmuştur. Konfüçyusçu düşüncenin belirli ekolleriyle ilişkide olmak özellikle Yuan hanedanlığının son dönemlerinde kişinin ideoloji ve danışmanlık birimlerinde görev almasında oldukça etkili olmuştur ve Uygurlar da bu türlü görevlere Konfüçyusçu bağlantılarıyla atanmıştır.

Örneğin Xie Zhedu’nun oğullarından biri, Xie Boliaoxun, 1349’da Moğol Hanedanlığı’nda belirli olan varise eğitim vermek üzere kurulan Açık Varis (Duanben Tang) biriminde bir göreve atanmıştır.[30] Moğolistan Çini’nde önde gelen Konfüsyuçulara dahil olmuş Uygurluların tümünü saymak için yerimiz yeterli değildir. Çok sayıda Uygur, Moğolistan Çini’ndeki eğitimli seçkinler ve yazarlar arasına katılmıştır. Birçok Uygur eğitimli insan Konfüçyusçu öğretiye bağlı değildir ancak bu öğretiyle ilişki belirleyici unsurdur. Aslında Budist ve Taoist inançlara sahip olan Uygurlar da edebi yetenekleriyle ön plana çıkmışlardır.

Kişinin edebi konumunun önemli göstergelerinden biri de tarzı ya da mahlasıdır (sırasıyla, zi ve hao) ve bu isimlerle tanınan en az 34 Uygurun varlığını biliyoruz.[31] Bu bireylerin tümü ya kendileri edebi eserler yazmış ya da çağdaşları tarafından kendileri hakkında eser yazılmıştır. Uygur yazarlarının yazdığı ya da onlara atfedilen eserlerin tam bir listesini kimse yapmamıştır ve birçok materyal bugün mevcut değildir. Ancak, konuyla ilgili isimlerin ve ilgili eserlerin rastgele düzenlenmiş bir örneği birçok Uygurlunun makaleler, şiirler yazdığını ortaya koymuştur.[32] Burada bahsedilecek pek çok örnek vardır; ancak bunların hepsinin üstünde Uygurlu şair Guan Yunshi vardır.

Bu verimli şair muhtemelen dönemin en ünlü Uygur şairiydi, ve hayat hikayesi Çin’deki diğer Uygurlu edebiyatçılardan farklı değildi.[33]Uygur adı Xiaoyunshi Kaya olarak da tanınan Guan, Barçuk’un teslimiyetinden beri Çin’de yaşayan ve uzun süredir de Moğollara hizmet etmekte olan bir Uygur ailesinden gelmekteydi. Guan başarılı bir Semu görevlisi olmasının yanı sıra, başarıları Çinliler ve yabancılar tarafından da takdir edilen bir kültürel seçkindi. İmparatorluk Akademisi ve Tarih Birimi’nde yüksek düzeyde bir göreve gelmiş ve 1315’teki sivil sınavların yeniden yapılandırılmasına ilişkin çalışmalarda yer almıştır. Aynı zamanda Konfüçyus öğretisi bilginliği ile tanınır; dönemin en saygın Konfüçyusçu akademisyenlerinin yanında çalışmıştır. Farklı stillerde ciltlerce şiir yazmıştır. Guan hem siyasi hem de kültürel alanda başarılı olmuş bir kişidir.

Çince ya da Uygurca yazı konusunda tüm Uygurlar Guan gibi miydi? Bazı Uygurlar kesinlikle Uygurca yazmaktaydı; önde gelen Uygurların biyografileri kendi ülkelerine ve dillerine ilişkin bilgileri içerir. Çin’de mütercim ve tercüman olarak çalışan birçok Uygur tabii ki Uygurcayı, Moğolcayı ve muhtemelen Çinceyi çok iyi düzeyde bilmekteydi. Yuan Hanedanlığı Dönemi’nin ortalarında edebi çevrelerin üyesi haline gelmiş olan Uygurların pek çoğu kuşkusuz Çince yazmaktaydı. Bu kişilerin Çinli eş değerleri Uygurca bilmezdi ve edebi dilin büyük kısmını belirli Çince şiir stilleri ve Çin dilinin kullanımı oluşturmaktaydı. Bu daha sonraki dönem Uygurların pek çoğunun edebi konularda ön plana çıkıp, Çin kültürüne adapte olmalarının göstergesidir.

Ancak Çin kültürüne uyum sağlamaları Uygur mirasını bıraktıkları anlamına gelmemektedir. Yuan Hanedanlığı’nın son dönemine kadar birçok Uygur, Uygur tarzı isimler kullanmaya devam etmiş, birçoğu da çocuklarına Uygur kültürünü öğretmiştir. Çin tarzı soyadları almış olan bazı Uygurlar, içinde Uygur kültürünü barındıran soyadları da kullanmıştır. Bu Xie ailesi için geçerlidir. Bir çok önde gelen Uygur ailesi Uygur çevrelerinde evlilik kurmaya devam etmiştir.[34] Bunun siyasi amaçları da olabilir, ancak bu aile bağları önemli olmaya ve Uygur mirası da bu ailelerde öğretilmeye devam etmiştir.

Sonuç

Çin’deki Uygurların İdikut’la ilişkide olmaları Moğol idari sisteminde siyasi ve sosyal seçkinler olarak kimlikleri ve konumları için önemlidir. Teslimiyeti sonucu Barçuk ve çevresindekilere verilen onur bu kişilerin Moğol yönetimi altında idari ve danışmanlık kariyerine sahip olmalarına olanak vermiştir. Bu ilk kuşak Uygur diasporasının torunları siyasi iktidarlarını sürdürmek ve sosyal seçkinler olarak da kimliklerini devam ettirebilmek için Kulca yerlisi kimliklerini korumaya devam etmişler.

Uygurlar Uygur kimliklerini yitirmemiştir; bunun yerine Çin’de bir diaspora grubu olarak ayakta kalmak için her iki kültürün en iyi yanlarını birleştiren bir kombinasyon oluşturmuşlardır. Yabancı toplumlar ve Çin toplumu arasındaki sınırları aşmadaki başarıları da Uygurların Çin’de uzun süre ayakta kalabilmelerini sağlamıştır. 1368’de Moğol iktidarı sona erip, birçoğu bozkıra döndüğünde, Semuran olarak Moğollara hizmet eden Uygurların çoğunluğu Ming Hanedanlığı’nda da başarılı olmuş ve Çin’de siyasi ve sosyal seçkinler olarak yaşamaya devam etmişlerdir.

Prof. Dr. Michael C. BROSE

Wyoming Üniversitesi Tarih Bölümü / A.B.D.

Alıntı Kaynağı: Türkler, Cilt: 2 Sayfa: 249-254


Dipnotlar:
[1] Kulca ya da Uygur ismi olan Koço için, bkz. Abe Takeo “Where was the Capital of the West Uighurs?”, Silver Jubilee Volume of the Zinbun Kagaku Kenkyusyo, (Kyoto: Kyoto Üniversitesi, 1954): 435-450, ve Shimazaki Akira, “On Pei-t’ing (Bisbaliq) and Ko-han Fu-t’-u-ch’eng”, Memoirs of the Research Department of the Toyo Bunko 32 (1974): 99-117.
[2] Thomas T. Allesen, “The Yuan Dynasty and the Uigurs of Turfan in the 13th Century, ” China Among Equals, yay. Morris Rossabi, (Berkeley: Kaliforniya Üniv. Yay., 1983: 243-280) Barçuk’un Cengiz’e teslim oluşunu anlatır. Bkz. Yuan Dynastic History (Yuanshi) 122 (cilt 10, s. 2999-3002) bir kısmı Emil Bretschneider tarafından çevirilen Barçuk’un biyografisi için, Medireview Researches from Eastern Asiatic Resources, London: Kegan Paul, Trench, Trubner & co., 1910, cilt 1, s. 249-250.
[3] Allsen, s. 247.
[4] Allsen, s. 248.
[5] Volker Rybatzki, “Titles of Turk and Uigur Rulers in the Old Turkic Inscriptions, Central Asians”, Central Asiatic Journal, 44. 2 (2000): 253-4, Barçuk sonrası İdikutları sıralar.
[6] Darughuachi görevi için bkz. Elizabeth Endicott-West, Mongolian Rule in China: Local Administration in the Yuan Dynasty. Harvard-Yenching Enstitüsü no. 29. Cambridge, MA: Council on East Asian Studies, Harvard Uni. Yay., 1989, ve Igor de Rachewiltz, “Personnel and Personalities in the North China in the Early Mongol Period”, Journal of the Economic and Social History of the Orient 9 (1966): 88-144.
[7] Allsen, s. 251.
[8] Abe Takeo bu noktayı işaret eden ilk araştırmacıydı. Bkz. “Where was the Capital of West Uighurs?” Silver Jubilee Volume of the Zinbunkagaku Kenkyusyo, Kyoto: Kyoto Uni. (1954): 435-450. Bkz. Thomas J. Barfield, The Perilous Frontier, Cambridge, MA: Basil Blackwell, 1989. Allsen Uygur Devleti’nin beşinci hanlık olduğu teorisine karşıdır. Bkz. bu konudaki iddialarına s. 249-250.
[9] Kadü ve Kubilay arasındaki çekişmenin tarihi ve Uygur Devleti’ne yansımaları için bkz., Michal Biran, Qaidu and the Rise of Independent Mongol State in Central Asia, Surry: Curzun Press, 1997.
[10] Bkz. Qian Daxin’in Yuan Çini’ndeki Semuran kabilelerine ilişkin tablosuna Ersiwu Shi bubian (Supplements to the Twenty-Five Dynastic Histories), Kaiming ed., Shangai, s. 8334.
[11] Li Futorng, “Weiwuerren duiyu Yauncho jianguo zhi gongxian”, Yuan Hanedanlığı’nın Kurulması Aşamasındaki Uygurlar, np. 1938, yeniden basım, Pekin: Zhongua Shuju, 1980, ve Yanai Watari, Yuandai Meng Han Semu daiyu kao (Yuan Çinindeki Moğollar, Han ve Semu Halklarının Gördüğü Uygulamalar Üzerine Bir Çalışma), çev. Chen Jie ve Chen Chingjuan, Taibei: Shangwu Yinshuagan, 1963, Çin’deki Moğollar tarafından uygulanan dört sınıflı sistem konusu için.
[12] Bkz. Meng Siming, Yuandai Shehui Jieji Zhidu (Yuan Hanedanlığının Sosyal Sınıf Sistemi), np. 1938, yeniden basım Pekin: Zhonghua Shuju, 1980, ve Yanai Watari, Yuandai Meng Han Semu daiyu kao (Yuan Çini’nde Moğollar, Han ve Semu halkının gördüğü Muameleler), çev., Chen Jie ve Chen Chingjuan, Taibei: Shangwu Yinshuguan, 1963, Çin’de Moğolların uyguladığı dört sınıflı sistem için daha ayrıntılı bilgi.
[13] Tatar Tonga için bkz. J.-P. Abel Remusat’ın biyografisine Nouveaux Asiatiques 2 (1829), ve Igor de Rachewiltz, “Turks in China Under the Mongols”, China Among Equals, ed. Morris Rossabi, Berkeley: Californiya Uni. Yay. (1983); 283-284, n. 9.
[14] Çin’de önde gelen Uygur ailesi ile ilgili daha derin bir çalışma için, bkz. Michael C. Brose, Strategies   of Survival: Uyghur Elites in Yuan and Early Ming China, Doktora Tezi, University of Pennsylvania, 2000.
[15] Biyografisi için bkz. Yuan Dynastic History (bundan böyle Yuanshi) 124 10: 3059.
[16] Kara Igaç Buyruk’un biyografisi için bkz., Yuanshi 124 (10: 3046-48).
[17] Bu gözeticilerin yüzde 32’sini Moğollar, yüzde 35’ini de Semuranler oluşturmaktaydı. Bkz. Liu Zhongwen, Yuan Hanren diwei kao (Yuan Çini’nde Çinlilerin Statüsü üzerine bir Çalışma), np, Taivan, 1968, tablo 33, 35, 37, 39, 41 ve 43.
[18] Uygur görevlileri konusundaki bilgiler Liu’dan alınmıştır. Ben burada Farquhar’ın idari terimler ve ünvanlar üzerinde yaptığı çevirileri kullanıyorum.
[19] Zhedu ile ilgili bilgili için bkz. Brose’un Xie ailesi üzerine çalışmalarına. Özel olarak bu reform için bkz. Herbert Franke, Geld und Wirtschaft in China unter den Mongolen-Herrschaft: Beitrage zur Wirtschaftsgeschichte Wirtschaftgeschihte der Yuan-Zeit, Leipzig: Otto Harrasowitz, 1949, s. 34.
[20] Jinshi derecesi en yüksek üç hizmet sınavından biridir, bu sınav civil bürokrasideki görevlere gelinmesini sağlar. Bu sınav sistemi 1315’te Çin’deki Moğollar tarafından oluşturulmuştur ve yabancılar (Moğollar ve Semuran) ile Çinliler için farklı sınav çeşitleri bulunmaktaydı.
[21] Bkz. “Chao Fa”, Yuanshi, 97, s. 2483-85.
[22] Shang Yanbin, “Yuandai Neiqan Weiwuerren de fenbu ji qidui Han Wenhua de xishou” (Yuan Çini’nde Uygurların Dağılımı ve Çin Kültürüne Entegrasyonları), Minzu Yanjiu 1997, no. 1, Önde gelen Uygurların etkinliklerinin imparatorluk tarihindeki rolü konusunda bilgi verir. Bakınız Hok- lam Chan, “Chinese Official Historiography at the Yuan Court: The Composition of the Liao, Chin and Sung Histories”, China Under Mongol Rulei, ed. John D. Langlois, Jr., Princeton: Princeton University Press, 1981: 56-106.
[23] Kuizhang Birimi için bkz., Chiang I-han, Yuandai Kuizhangge chi Kuizhang renwu (Yuan Hanadenlığında Kuizhang Birimi ve Personeli), Taibei: Lianjing chubanshe, 1981, ve Farquhar, p. 131.
[24] Paul Heng-chao Ch’en, Chinese Legal Tradition Under the Mongols, Princeton: Princeton Uni. Yay (1979): 86.
[25] Bkz. David M. Farquhar, The Government of China Under Mongolian Rule: A Reference Guide, Stuttgart: Franz Steiner Verlag, (1990): 245.
[26] Bkz. Francis W. Cleaves, “Uighuric Mourning Regulations”, Journal of Turkish Studies 1 (1977): 65-93.
[27] Bkz. Benjamin A. Elman, “An Early Ming Perspective on Song-Jin-Yuan Civil Examinations, The Song-Yuan-Ming Transition: A Turning Point in Chinese History?”, UCLA, Haziran 1997. Çin sınav sistemi tarihçesi için bkz. Elman’ın A Cultural History of Civil Examinations in Late Imperial China, Berkeley: University of California Press, 2000.
[28] Lian Xixian ve Lian Ailesi sıkça çalışılmış önde gelen Uygur Semuranlerindendir. Bkz. Chen Yuan, Western and Central Asians in China Under Mongols, çev. Ch’ien Hsing-hai ve L. Carrington Goodrich, Los Angeles: Monumenta Serica, University of California, 1966, s. 21; C. Hsiao, “Lien His-Hsien (1231-1230)” Hanın hizmetinde, s. 480-99; Wang Meitang, “Yuandai neiqan Weiwuerzu shijia-Lianshi jiazu kasohu” (Yuan Çini’ndeki Uygur Kabilelerinin Dağılımı-Lain Ailesi Üzerine Çalışma) Symposium on Yuan History ve Song-Yuan Culture, Guangzhou, 1997; ve Guan Yuche, “Yuandai Weiwuerzu zhengzhijia Lian Xixian” (Yuan Hanedanlığı Uygurlu Resmi Görevli Lian Xixian) Yuanshi Luncong 2 (1983): 241-250.
[29] Kong Qi, “Kulca Xie Zhe” (Kulca’ın Bay Xie Zhe’si) Zhizheng zhiji 3: 116-117 (yeniden basım: Guji, Chubanshe, 1987). Kong Qi ve Liyang için bkz. Paul J. Smith, “Fear of Gynarchy in an Age of Chaos: Kong Qi’s Reflections on Life in South China under Mongol Rule”, Journal of the Economic and Social History of the Orient 41. 1 (Şubat, 1998): 1-95. Bkz. Zhedu ile ilgili Brose, s. 250.
[30] Bkz. Brose, s. 275. Siyasi ve kültürel bir seçkin olarak Xie Boliaoxun üzerine daha fazla bilgi için bkz. John Dardess, Conquerors and Confucians: Aspects of Political Change in late Yuan China, New York: Columbia University Press, 1973. Geç Yuan Dönemi politikaları içinde Duanbeng Tang’ın rolü üzerine özellikle s. 97.
[31] Shang Yanbin, s. 68-69.
[32] Bkz. Igor Rachewiltz ve May Wang, Reportery of Proper Names in Yuan Literary Sources, 3 Cilt, Taipei: Southern Materials Center, 1988, ve Wang Deyi, Li Rongcun ve Pan Bocheng, Yuanren Zhuanji ziliao suoyin (Yuan Figürleri Biografik Materyalleri İndeksi) 5 cilt, Taipei: Xinwenshuang Chubanshe, 1980.
[33] Richard John Lynn, Kuan Yun-Shih, Boston: Twayne Yay., 1980 bu kişi ile ilgili bir çalışma yapmıştır.
[34] Bkz. Hong Jinfu, “Yuandai Hanren yu Fei Hanren Tonghun Wenti Chutan” (Yuan Hanedanlığı’nda Çinliler ve Çinli olmayanların Yaptığı Evliliklere Dair bir Ön Çalışma), Shihuo Yuekan 6. 1-2 (Mart 1977): 646-665, ve 7. 1-2 (Nisan, 1977): 11-131.

Bir Cevap Yazın