M.Ö. I.BİNDE AKSARAY

Özet

Bir bölgenin belirli bir dönemi incelenmek istendiği zaman o bölgede daha önce yaşamış olan topluluklar hakkında bilgi sahibi olmak gerekmektedir. Bu yüzden Aksaray ilinde M.Ö. I. binde yaşayan toplumlardan önce, bu topraklarda yaşamış uygarlıklar ile ilgili kısa bir bilgi vermek şarttır. Acemhöyük ve Aşıklıhöyük kazılarında son yıllarda elde edilen arkeolojik buluntulardan Aksaray’da tarih öncesi çağlarda da hayat izlerine rastlanılmaktadır. M.Ö. 8.000’li yıllarda ise yani günümüzden yaklaşık 10.000 yıl önce Anadolu’nun verimli topraklarına sahip Aksaray’da ilk yerleşik köy topluluğuna ait yaşam izleri ortaya çıkarılmıştır.aksaray tarihi

Hatta o dönemde yaşayan insanlar belki de yaşadıkları çağdan beklenmeyecek derece de bir tıbbi operasyona imza atmışlardır.Günümüz teknolojisiyle bile büyük riskler taşıyan beyin ameliyatı yaklaşık olarak 10.000 yıl önce Aksaray’ın bir ilçesi olan Aşıklıhöyük’te 20-25 yaşlarında olduğu tahmin edilen bir kadına yapılmıştır.Yine bununla birlikte yaklaşık 4000 bin yıl önce M.Ö. 2000’li yıllarda Aksaray ili sınırları içerisinde yer alan Yeşilova kasabasında bulunan Acemhöyük, Anadolu’nun en gözde maden üretim merkezi olmuştur.

***

Bu bölgede Altın, gümüş, tunç,bakır, kurşun gibi çeşitli metallerden yapılmış süs eşyaları göze çarpmaktadır. Asurlu tüccarların da bu topraklarda ticaret yaptığı Hitit yazılı kaynaklarında adının geçtiği bilinmektedir. Hitit devletinin yıkılmasıyla birlikte şehir devletleri ortaya çıkmış, bölge önemini kaybetmemiş ve birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Özetle; bu makalede Hitit uygarlığının yıkılmasıyla birlikte ortaya çıkan Aksaray sınırları içerisinde yer almış şehir devletleri ve yine bu bölgelerde M.Ö.I.binde yaşamış olan Frig, Lidya, Med, Pers, Kapadokya ve Roma uygarlıkları hakkında bilgi vermek amaçlanmıştır.

Anahtar Kelimeler:Aksaray,M.Ö. I.Bin,Tabal, Geç Hitit, Frig, Lidya,Med,Pers,Kapadokya, Roma

Giriş

Aksaray,İç Anadolu’nun orta Kızılırmak bölümünde enlem ve boylam değerleri bakımından Türkiye’nin tam ortasında, Nevşehir’in 60 kilometre güney batısında, Tuz gölünün güneyinde yer almaktadır.Jeopolitik konumu özellikleriyle bir çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır.Bu medeniyetlerden birisi de Hititlerdir. Anadolu’da M.Ö. 1650-1200 yıllarında yaşamış olan Hititler kendine özgü bir uygarlık olmuşlardır.Hitit İmparatorluğu’nun M.Ö. 1200 yıllarında çeşitli nedenlerden dolayı yıkılmasının ardından M.Ö. 700 yıllarına kadar varlığını sürdürmüş olan Geç Hitit Şehir Devletleri ortaya çıkmış ve kendinden önceki topluluklardan etkilenerek varlıklarını sürdürmüşlerdir.Geç Hitit Çağı bu yörede ancak bir kaya yazıtı bir stel parçası ve yüzey araştırmalarında bulunan çanak çömlek parçaları ile tespit edilebilmektedir.

Burunkaya (Siyek) Yazıtı 

İbrahim Hakkı Konyalı tarafından bilim alemine tanıtılan Siyek Burunkaya Yazıtı, Aksaray’ın 15 km doğusunda Mamasun (Gökçe) köyünün güneyinde Siyek Ağılları mevkiindedir.Anakayadan kopup düşmüş bir kayanın üzerindeki yazıt bugün ters durumdadır.Bu nedenle kitabe günümüze eksik ulaşmıştır.Yazıt Sedat Alp tarafından okunmuştur.[1]Burunkaya Yazıtı, Aksaray ilinin doğusunda yer alan Gücünkaya köyünün yakınlarında yer almaktadır.Luvi hiyeroglifi ile yazılmış kaya yazıtını 1971 yılında Oğuz Demir bulmuştur. Yazıtta Kral Hartapu’dan şu şekilde bahsetmektedir.

“Bura[da] Fırtına Tanrısının sev(diği)(?) Büyük Kral Hartapu, Büyük Kral, Kah[raman] Mursili’nin [oğlu …] cezasını verdi/verecek.”

Aksaray Steli

Aksaray Müzesinde bulunan steltam olarak günümüze ulaşmamış ve stelinsadece alt yarısı sağlamdır.Stelin bir yüzünde Fırtına tanrısı kabartması, diğer yüzünde ise Luvice hiyeroglifi ile yazılmış bir metinin son 5 satırı bulunmaktadır. Aksaray Steli 1976 yılında bir inşaat kazısı sırasında bulunmuştur. Metinde stelinKiyakiya isimli bir hükümdar tarafından Fırtına tanrısına adandığı belirtilmektedir. Bu kişinin Asur kaynaklarında ismi Kiakki olarak geçen ve Asur kralı II. Sargon tarafından M.Ö. 718’de devrilen hükümdarla aynı kişi olma ihtimali oldukça yüksektir. Dolayısıyla stel M.Ö. 8. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenmektedir.[2]

Tabal Bölgesi

Bu dönemde Orta Anadolu’da Geç Hitit Krallıklarından birisi olan Tabal Krallığı kurulmuştur. Tabal Bölgesi, coğrafi sınırlarını tam olarak bilemediğimiz ve Tabal krallarının da bize bu konuda şimdilik herhangi bir bilgi vermediği bir krallıklar topluluğudur. Assur Devleti’nin yıllıklarında karşımıza çıkan ve eskiçağ’da bilinen bölgelerin konumlarıyla olan ilişkilerine ve coğrafi oluşumların konumlarını değerlendirerek, Tabal Bölgesi hakkında kabaca bir sınır oluşturmak mümkün olmuştur. Buna göre Tabal Bölgesi’nin sınırları, kuzeyde Kızılırmak kavsine, güneyde Toros Dağ silsilesine, batıda Tuz Gölü’ne (Tatta), doğuda ise aşağı yukarı günümüzdeki Modern Sivas İli’nin Gürün ilçesi civarına kadar uzanmaktadır.[3]

MÖ 9. yüzyıla ait III. Salmanassar dönemi kaynaklarında  “Tabal Ülkesi ve Tabal Ülkesinin Kralları” şeklinde geçen ifadeler, bu dönemde coğrafi bölgeyi ve buradaki halk gruplarını tanımlarken Tabal ifadesinin yeterli olduğunu göstermektedir. Esasında devlet veyabeylik şeklindeki isimlendirmelerin kavramsal alt yapısının tutarlılığı, dönemin diğer Geç Hitit toplulukları için de sorgulanması gereken bir tanımlamadır.[4]

Frigler Döneminde Aksaray

Hititlerden sonra bu verimli topraklarda Frigler diye adlandırılan uygarlık ortaya çıkmıştır.Başta Asur çivi yazılı vesikaları olmak üzere, Geç Hitit Hiyeroglif yazısı ile yazılmış kitabeler, Urartu vesikaları ve klasik Grek yazarları, bize Frigler hakkında önemli bilgiler vermektedir. Frig yerleşkelerinde elde edilen arkeolojik verilerde bu bilgileri doğrulamaktadır.[5]

Frigler, M.Ö.10. yüzyıl içinde Polatlı yöresine, yani sonraları başkent yaptıkları Gordion’a varmışlardı.[6]Gordion önemli bir doğu-batı güzergâhı üzerindedir ve Lidya ile Persler gibi büyük güçlerin arasında kalmıştır.[7]Bununla birlikte; Tabal Devleti ile Friglerin ilişkileri muhtemelen dostane idi. Ortak düşman olan Asur’a karşı daima müttefik olmuşlardır.Tabal bölgesinde ele geçen Frig seramiği ve madeni eşyalar ile tümülüsler,Frig egemenlik alametleri olmayıp,bu kültürel ilişkiyi göstermektedir.

***

M.Ö.8. yüzyılda bölgede merkezi Gordion olmak üzere güçlü bir devlet kuran Frigler,Bir yüzyıldan fazla süre egemenliklerini devam ettirmişlerdir. Arkeolojik buluntuların da yardımıyla Frig Krallığı’nın sınırlarının güneyde Burdur çevresine, kuzeyde Zile Maşathöyük ve Samsun yakınlarında Akalan’a kadar genişlediği görülür. Kızılırmağın doğusunda Boğazköy, Alişar, Alacahöyük, Kültepe ve Göllü Dağ’da da Frig yerleşimleri olduğu buluntular sonucu ortaya çıkmıştır.

Heredotos’a göre batı kökenli olan Frigler genellikle yumuşak kayalarda delikler ve inler açmışlar,sonra bunların üzerini Mahruti (Konik)damlarla örtmüşlerdir.Aksaray ve çevresinin arazi yapısı bu tür kullanıma elverişlidir.Frigler bölge halkını dini yönden etkileyerek, Aksaray ili sınırları içerisinde yer alan Ihlara, Belisırma, Selime ve Yaprakhisar yörelerinde mağara mabetler inşa etmişlerdir.[8]

Lidyalılar Döneminde Aksaray

Lidya uygarlığı M.Ö.700-300 yılları arasında hâkimiyet göstermişlerdir.Bugünkü Manisa iline bağlı Salihli ilçesi Sart bölgesi merkezli bir yönetim sürdürmüşlerdir.Aksaray yöresinde ise M.Ö.595-547 yılları arasında hüküm sürmüşlerdir. Bu dönemde Kapadokya ile birlikte Aksaray ve yöresi de Lidyalılar yönetimine girmiştir.

Lidyalılar bu topraklara kral Kroisos zamanında hakim olmuşlardır.Lydia’nın parlamasının nedeni bölgede bulunan altın madenleriydi. Bu madenin M.Ö. 7. Yüzyılın başından beri Sardes’te işletilmeye başlaması Lydia’lıları zenginleştirmiş ve güçlendirmişti.Lydia’nın Anadolu’daki uygarlığa katkısı daha çok ekonomi dalında olmuştur. Altın sikkeler basarak ticaretteki değiş-tokuş usulünü değer ekonomisine çevirmişlerdir.

***

Lidya orduları hedeflerini doğuya da yöneltmişlerdir.Bize Lidyalıların askeri seferleri hakkında bilgiler sunan Yunan tarihçilerinin ilgisini pek çekmediği için doğu seferleri üzerine ayrıntılı bilgilere sahip değiliz.Fakat bildiğimiz kadarıyla, Orta Anadolu’nun fethi oldukça geniş bir alana yayılmıştı ve Lidyalılar için politik ve ekonomik açıdan çok büyük bir önem taşımaktaydı.Lidyalıların doğuya yayılımları aynı zamanda göçebe Kimmer uygarlığınınM.Ö. 8. Yüzyılın sonları ile 7. yüzyılın başlarında Anadolu’ya girip büyük bir yıkıma yol açmaları ile alakalıdır.[9]

Lidya devletine son veren Persler olmuştur. Lidyalı Kroisos ile Persli KyrosPteria(Boğazköy) da 3 ay savaşmışlar ve Persler galip gelmiş, Kyros başkent Sardes’e kaçmıştır. Fakat Kroisos başkent kuşatmış, kenti 14 günlük kuşatmanın ardından teslim alarak tüm Anadolu’yu hâkimiyetine aldı. Lidya kralı Kroisos’u da danışmanı yaptı.[10]

Medler ve Persler Döneminde Aksaray

M.Ö.585-332 Kimmeruygarlığının Frig egemenliğine son vermesi sonucunda, Anadolu’da Medler (M.Ö. 585) daha sonra da Persler (M.Ö.547) görülür. Med Krallığı’nın kurucusu Deioces’tir. Heredot’un ifadesiyle ‘Med Ulusunu’ birleştiren, 53 yıl despotça yönetmiş olan Deiocesolmuştur. Muhtemelen Asurlar’akarşı Med isyanına önderlik eden de odur. Deioces’inbaşkentiAgbatana (Ecbatana) idi. Bu kent AkamenidyazıtlarındaHagmatana olarak geçen modern Hemedan’dır.[11]Heredot’un verdiği rakamlara göre dört Med kralı baba-oğul çizgisinde toplam 128 yıl yönetimde kaldılar. Bu süre bazı kaynaklarca M.Ö. 687-559 yılları arasına yerleştirilir.[12]

Medler Kapadokya’ya kültürlerini ve dini inançlarını da birlikte getirmişlerdir. Persler de Zerdüşt dinini (Ateşperestliği) getirmişlerdir. Selime, Yaprakhisar, Belisırma ve Ihlara yörelerinde bu dine inanan insanlar olmuştur.

Perslerin Medlerin yerine hâkimiyeti almasından sonra, Pers kralı Kyrus, M.Ö. 547 yılında Lidya kralı Kroisos’u yendi ve Sardes’i ele geçirip Lidya devletine son verdi.Aksaray bölgesi de, böylece Pers hâkimiyetine geçti.[13]Pers dönemine ait, Aksaray ilinde bulunmuş mimari ve sanat eserleri ele geçmemiştir. Yalnız Ortaköy yakınında bulunmuş bir yazıta göre, burada bir Pers tanrısı olan Anaitis’e tapınıldığı anlaşılmaktadır. Harper, tapınağın bulunduğu Nitalis kentinin Ortaköy olabileceğini öne sürmektedir.[14]

Kapadokya ve Roma  Döneminde Aksaray

Makedonyalı İskender yani diğer bir söylemle Büyük İskender M.Ö. 333 yılında Anadolu’da Pers hâkimiyetine son vermiş ve böylelikle Helenistik Dönem başlamıştır. Kapadokya Krallığı, I.Ariarthestarafından yönetilirken, bu tarihlerde Aksaray’ında içinde bulunduğu Kapadokya, Pers uygarlığının vasalı durumundaydı. M.Ö.322 yılında Kapadokya halkının askeri mukavemetini yok etmek isteyen Büyük İskender kumandanı Eumenes’i bu bölgeye göndermiştir.

Eumenes,M.Ö.320-319 yılları arasında Helvaderekasabasının güneyine,Hasan Dağının eteklerinde bulunan Antik Nora şehrine yerleşmiş, ayrıca Aksaray ve Niğde bölgesini de yönetimine katmıştır.Eumenes tarafından Makedonya Krallığı’na bağlanan bölgede Bor, Altunhisar ve Viranşehir bulunmaktadır.M.Ö.301 yılında tekrar kurulan Kapadokya Krallığına, Romalılar M.S. 17 yılında son vermişlerdir.

***

Romalılar, Kapadokya’yı ilk defa Büyükİskender’in komutanlarından Selevkuslar döneminde aldı. M.Ö.129 yılında Kapadokya Kralları, Roma’nın dostu idiler. Başşehirleri ne zaman kurulduğu bilinmeyen Mazaka (Kayseri) idi. Kısa bir süre Tyana’yı (Niğde-Kemerhisar) geçici başşehir yaptılar.[15]

Bu bölgedeki Roma şehirleri ise şunlardır; Archalais(=Aksaray), Nanessos(Mamaasson=Mamasın şimdi Gökçe köyü),Diocesaria(=Nazianzos, şimdi Bekar Köyü eski adı Nenezi, olup Nevşehir’e bağlıdır), Karbala(= Gelveri, şimdi Güzelyurt), Salambria veya Sarabraka(Gideriç),Argustena (veya Argustama, Yeniyuva,eski adıyla Nürgüz Köyü), Phreata (?)ve Tetrapyrgia (?), Chusa (Nevşehir’in Derinkuyu ilçesine bağlı Yazıhüyük Köyü).Argos(Hasan dağ eski adıyla Argeus Dağının güney eteğinde ?)[16]

KAYNAKÇA

AKÇAY Atakan, ‘’Tabal Ülkesinin Tarihsel Süreci Üzerine Bir Değerlendirme’’ Tarih İncelemeleri Dergisi,S:xxıx, İzmir, 2014.

BİRECİKLİ, Fatma, Ana Hatlarıyla Friglerde Din -Akademik Bakış Cilt 4 Sayı 7 Kış 2010.

ÖZKAN Süleyman, Aksaray İli Arkeoloji Araştırmalarına Toplu Bir Bakış.

PARMAN Ebru, Ortaçağda Bizans Döneminde Frigya (Phrygia) ve Bölge Müzelerindeki Bizans Taş Eserleri, T.C. Anadolu Üniversitesi yayını, Eskişehir 2002.

PULLU, Selim, Tabal Bölgesi Tarihi, MÖ. I.Bin Yılın İlk Yarısında Tabal Krallığının Siyasi Ve Ekonomik Tarihi, İstanbul,2006.

ŞEN, Durali, M.Ö. I. Bin Yılda Anadolu Mezopotamya İlişkileri, Ankara 2012

TEKİN Oğuz, Lydia Sikkeleri Sart Çayı’nın Altını, Arkeo Atlas, s.1 İstanbul 2012.

Bir Cevap Yazın