Kafkas İslam Ordusunun Aziz ruhlarının anısına…

Yıl 1918…
Birinci Dünya Savaşı’nın sonuna gelinmek üzere iken…
Osmanlı Devleti tam 10 cephede savaşıyor olduğu zamanlardı…
3 kıta’ya hükmetmiş olan imparatorluk parçalanmanın eşiğinde…
Rusya’da Çarlık yönetimi yıkılmış, Bolşevikler yönetimi ele geçirmiş durumda idi…
Kafkasya’da her geçen gün Bolşevik baskısı daha çok hissediliyordu.
Kafkasya ile ilgili yapılan her planın odak noktasında ise zengin petrol rezervlerine sahip Azerbaycan var.
Amaçlanan
ise çok açık.
Bölgeden Türk
ve Müslüman nufusu temizlemek…
Bolşevikler plan dahilinde Ermeni çetelerini silahlandırdı.
Plan açıktı, Türk’ü ,Türk’ün coğrafyasından silmek…
Azerbaycan ise kan ağlıyordu…
Bir yanda ağır silahlarla donatılmış Bolşevik Rus Ordusu ve Ermeni çeteleri, diğer tarafta ise savunmasız Azerbaycan Türk’ü…
Bolşevik Ordusu ve Ermeni çeteleri çok geçmeden Bakü ve civarında katliama başladı…
Uçakların da kullanıldığı saldırılarda kadın – çocuk, genç-yaşlı ayırmaksızın herkes hedef alındı.
30 Mart ile 1 Nisan tarihleri arasında sadece Bakü’de 15 binden fazla masum sivil katledildi.
O günleri, Bakü’deki İngiltere Konsolosu Mac Donel, ‘’şehirde cesetlerden başka Müslüman kalmamıştı’’ sözleriyle ifade edecekti.
Katliam sadece Bakü’de yapılmadı.
Şamahı ve Kuba başta olmak üzere Azerbaycan’ın pek çok şehrinde sivil ve savunmasız insanlar katledildi.
Aynı yılın Temmuz ayında kurulan Olağanüstü Tahkikat Komisyonunun raporları da yaşanan katliamı gözler önüne seriyordu.
Albay Novatski’nin Raporu
Şamahı katliamına önderlik eden çete reisi Lalayev’in emriyle ilk sırada yaşlılar, kadın ve çocuklar katledilecek, sokaklardaki Müslümanlar öldürülecek, camiler yakılacaktı.
Çok sayıda çocuk ve kadın camide saklanmışlardı. Zannediyorlardı ki caminin saygıdeğer hocası Ahund Molla Cafer’e Ermeniler dokunmazlar. Ermeniler camiye girerek Ahund’un gözlerini oydular, dilini, burnunu ve kulaklarını kestiler sonra kurşuna dizdiler. Ahund’un evinde ve camide saklanmış tüm kadınlar ve bebekler katledildi.
Şamahı’da Ermeni teröristler toplam 58 köyü yaktı , 8 bine yakın masum insanı katletti.
Kuba’da ise 122 köy yakıldı, çoğu kadın,çocuk ve yaşlı 16 bin Türk katledildi.
Çok acı çekmişti, Azerbay-can…
Dayanma gücü de kalmamıştı.
Ama umutsuz da değildi.
Zor durumda da olsa Osmanlı Devleti’nin yardım çağırısını geri çevirmeyeceğini biliyorlardı.
Osmanlı’dan yardım istemek için bir heyet oluşturuldu.
Mehmet Emin Resulzade Başkanlığı’nda İstanbul’a giden heyet, Enver Paşa ve Sultan Mehmet Reşat Han’la görüştü.
Ancak durum her zamankinden daha zordu. Osmanlı’nın Kafkasya’ya ordu göndermesi sadece Ruslara değil, İngilizlere ve Ermenilere karşı da savaşmayı gerektiriyordu.
Ayrıca Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin müttefiki Almanya da Türklerin Kafkasya’da güçlenmesini istemiyordu.
Yani Osmanlı Devleti’nin, yardım için bütün dünyayı karşısına alması gerekiyordu.
Osmanlı yöneticileri, bu şartlar altında dahi Azerbaycan’a derhal gerekli yardımın yapılması kararını verdi.
Yardıma gidecek ordunun başına ise Enver Paşa’nın 29 yaşındaki kardeşi Nuri Paşa getirildi.
Böylece Azerbaycan’nın acılarına son verecek ve bağımsızlığı getirecek olan Kafkas İslam Ordusu’nun kurulmasına başlandı.
İslam Ordusu denilmesinin sebebi askerlerin tamamen müslümanlardan oluşmuş olmasıydı.
Kafkas İslam Ordusu denilmesinin sebebi ise müttefik Almanların harekata engel olmalarını önlemek için Osmanlı Ordusu görünümü verilmemek istenmesiydi.
Nuri Paşa, emrindeki askeri birliklerle 20 Mayıs’ta Azerbaycan’ın Zengezur bölgesine ulaştı.
Azerbaycan Halkı için artık kötü günler son buluyordu.
Nuri Paşa katliamların önüne geçmek ve yerli halktan bir kuvvet oluşturmak üzere emrindeki subaylardan bir kaçını bölgede bıraktı.
Nuri Paşa zaman zaman Ruslarla zaman zaman İngilizlerle çatışarak 25 Mayıs tarihinde Gence’ye ulaştı.
Gence Halkı, Kafkas İslam Ordusu’nu göz yaşlarıyle karşıladı.
Azerbaycan milli şairi Ahmet Cevat o günü bu dizelerle anlatıyordu.
‘’Gardaşlığın fermanına baş eğip,
Mazlumların imdadına yetiştin,
Şu karşıki duman çıkan bacadan sen gelmeden iniltiler çıkardı
Gecikseydin mazlumların feryadı,
Yeri, göğü, kainatı yıkardı….
Kafkas İslam Ordusu Gence’de düşman direnişiyle karşılaştı.
Kısa sürede güvenlik sağlansa da 112 asker burada şehit düştü.
Kafkas İslam Ordusu’nun Gence’de güvenliği sağlamasının ardından Azerbaycan heyeti Tiflis’ten Gence’ye döndü.
2 gün sonra Gence’de bağımsız Azerbaycan Halk Cumhuriyeti kuruldu.
Azerbaycan Cumhuriyeti’nin başkenti Bakü olmalıydı,Ancak Bakü işgal altındaydı.
Bu şartlar altında Gence başkent ilan edildi.
Nuri Paşa hem ordu kurmaya çalışıyor hem de yeni devletin teşkilatlanmasına yardım ediyordu.
Nuri Paşa,ilk olarak çoğunluğunu çarlık ordusundan kalma Rus subayların oluşturduğu Azerbaycan Milli Kolordusu’nu lağv etti.
Yerine tamamı Azerbaycan Türklerinden oluşan kolordu oluşturdu ve bu kolorduyu Kafkas İslam Ordusu’na bağladı.
Daha sonra Nuri Paşa hükümette bulunan Rus yanlısı siyaset izleyen bakanların görevlerinden alınmasını istedi.
Böylece tam bağımsızlıktan yana milli bir hükümetin oluşması sağlandı.
Artık Azerbaycan Türkleri, Kafkas İslam Ordusu’nun etrafında toplanmaya başlamıştı.
Sıra Bakü’nün kurtuluşundaydı…
Ancak birlikler yetersizdi.
Bunun üzerine Nuri Paşa destek kuvvet istedi.
Kısa sürede destek kuvvetlerin de gelmesiyle Kafkas İslam Ordusu Bakü’ye doğru yola çıktı.
Yazılmaya başlanan destana Bakü’nün alınmasıyla son nokta konulacaktı.
Azerbaycan Halkı artık zaferi bekliyordu.
Destek kuvvetlerle Kafkas İslam Ordusu’nun mevcudu 20 bine ulaşmıştı.
Bakü’ye ilk harekat 26 Ağustos tarihinde gerçekleştirildi.
Bu harekatta Rus, Ermeni ve İngiliz birliklerine karşı kesin bir zafer kazanıldı.
Artık son darbenin vurulması gerekiyordu.
Beklenen gün gelmişti.
14 Eylül’de sabah saat 2’de harekat başladı.
İngilizler sonu görerek 14 Eylül akşamı Bakü’yü gemilerle terk etti.
1 gün sonra ise Ermeniler teslim oldu.
İşgal, Kafkas İslam Ordusu’yla sona ermişti.
Kafkas İslam Ordusu, Bakü’ye sevinç gözyaşları arasında girdi.
Artık bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti’nin başkenti Bakü olacaktı.
Kafkas İslam Ordusu’nun bin 130 askeri Azerbaycan topraklarında şehit düştü.
Bakü’nün kurtuluşundan bir buçuk ay sonra Mondros Mütakeresi imzalandı.
Osmanlı İmparatorluğu savaşı kaybetmişti.
Kafkas İslam Ordusu 17 Kasım 1918 tarihinde başka görevleri gerçekleştirmek üzere Bakü’yü göz yaşları içinde terk etmek zorunda kaldı.

Azerbaycan Halkı, bu kahraman orduyu hiç unutmadı.

Aziz Ruhlarını Anmak İçin dinlemenizi Tavsiye Ederim.

Bir Cevap Yazın