Türk Tarihi : 1.Bölüm – Saka & İskit Dönemi /

Bozkırda ilk izler, ilk adımlar.. Bu belgesel, Orta Asya’dan gelip tüm dünyaya yayılan, uzun bir dönem dünyaya hükmeden bir milletin hikayesini anlatmaktadır. İyi seyirler..

İskitler

İskitler (Skythler, Sakalar), İ.Ö 8. yüzyıl İ.Ö 3. yüzyıl arasında Avrupa’nın doğusu ile Orta Asya’da, Tanrı Dağları ve Fergana Vadisi’ni de içine alan bölgelerde bulunmuş konar-göçer bir halktır. İskitler ya da sakalar için Grek veya Eski Yunan kaynaklarında “Skythai”, Asur kaynaklarında “Aşguzai”, Pers kaynaklarında “Saka” ve Çin kaynaklarında ise “Sai” tabirleri kullanılmaktadır.

Menşei

19. yüzyılın ortalarına kadar İskitler’in Türk oldukları düşünülmektedir. Yunan ve Bizans kaynakları onları genellikle diğer Türk devletleri olan Hun, Hazar, Avar, Bolgar ve Göktürklerle ilişkilendirmiş, onları İskitlerle aynı kökenden göstermişlerdir.  İskitler’in İrani dil konuştuğuna dair herhangi bir birinci el kaynak bulunmamaktadır.  İran dili konuştuklarına ait teori diğer kaynaklardaki İskitçe sözlükler üzerinden yapılmış; arkeoloji, antropoloji ve diğer bilim dalları ile desteklenmemiştir. Bu teori linguistik üzerine kuruludur.

Lakin o konuda da yeterli bilimsel donanıma sahip değildir. İskitlerin İran dili iddiasındaki yazarlar derledikleri İskitçe kelimelerin ancak üçte birini İran dili ile açıklayabilmektedirler. İskit kültür ve uygarlığı ondan sonra gelen Türk devlet ve halklarında yer bulmuştur.

İskitler hakkında birçok kaynakta bilgi mevcuttur. Yunan, Asur, Pers ve Hint kaynaklarında İskitlerden bahsedilmektedir. Herodot Tarih  adlı eserinde İskitlerin Asya’dan geldiklerini ve Massagetlerin baskısı ile batıya göç etmeye zorlandıklarını aktarmaktadır.

II. Bölüm

İskitler tarihi kayıtlara göre, ilk önce İ.Ö 680 yıllarında Kafkas geçitlerinden(Demir kapı- Derbend) aşıp Kür Irmağı boylarına yayıldıkları düşünülmekte. Herodot’un ifadesine göre İskitler, Kafkasları doğudan dolaşarak Hazar Denizi’ni izlemişler, Derbent Geçidi’nden geçerek Kimmerlerin ardından Ön Asya’ya girmişlerdir. MÖ 645 – MÖ 617 yılları arasında Suriye ve Filistin’e de girmiştir. İskitler, MÖ 7. yüzyılda Avrupa ile Asya’nın batı kesiminde, Tanrı Dağları ve Fergana Vadisi arasındaki bölgede yaşamışlardır. Hem kurganlardan çıkan arkeolojik kalıntılar, hem de Herodot’un tarih kitabı ile benzeri kaynaklar İskitlerin bir kısmının atlı göçebe, bir kısmının ise çiftçi bir hayat yaşadığını göstermektedir.

Göçebe İskitler at, sığır ve koyun yetiştirmiştir. Herodot, İskitlerin at sütü içtiğini yazmıştır. İskitler yaşadıkları dönem boyunca domuz yetiştirmemiş ve domuz yememişlerdir. Çiftçi İskitler buğday ve arpa gibi tarım ürünleri yetiştirmişlerdir. Grek (Yunan) site devletleri ile yapılan ticaretten dolayı çiftçi İskitlerin ürettikleri buğdayın yarısını bu ticaret için ürettikleri anlaşılmaktadır.

Çiftçi İskitler bildiğimiz anlamda yerleşik değildir. Yarı göçebelerdi. Fakat hasat zamanı bir araya gelip toplanırlardı.

İskitlerin kuruluş evresinde kölecilik veya kölelik yoktur. Ancak ilerleyen zamanlarda tarımda çalıştırmak ve özellikle Yunanlara satmak için köle bulundurdukları veya topladıkları bilinmektedir.

Göçebe İskitler yurt adı verilen çadırlarda kalırlardı. At tarafında çekilen hareketli ve tekerlekli yurtlar da vardı. Göç zamanı kadın ve çocuklar bu hareketli yurdun içinde kalır, erkekler atı sürerlerdi.

İskitler pişmiş topraktan kap kacak yapmayı biliyorlardı. Kurganlarda İskit hayvan üslubu ile işlenmiş pişmiş topraktan kap kacak bulunmuştur.

İskitler maden işlemeyi biliyorlardı. Bronz ve bakırı sıcak (eriterek), demiri soğuk işleyebiliyorlardı. Çeşitli kurganlardan bulunan altın eşyalar altını da iyi bir şekilde işlediklerini göstermektedir. Maden eritmede kullanılan odun kömürünü de kendileri üretmiştir.

İskitler atlı okçu idiler. Ok ve yay en bilinen silahları idi. Bunların yanında kısa kılıç ve mızrak da kullanmışlardır. Herodot onların aybalta da (teber) kullandığını yazmıştır. İlk zamanlarda ordularında piyadeler son derece az olmasına rağmen sonraları sayısı artmıştır. Silahları ile gömülmüş çok sayıda kadın kurganı bulunduğundan, İskitlerde kadınların da savaştığı, savaşçı kadınların bulunduğu bilinen bir gerçektir.

Bir Cevap Yazın