Hakaslar

Hakaslar Güney Sibirya’da Sayan Dağlarının kuzey ve batısındaki bozkırlarda yaşayan Türk Dilli geniş bir ulustur. Rusya Federasyonu Hakas Cumhuriyeti (Hakasya) Rusya Federasyonu içinde kendi siyasi egemenliklerinde yaşamaktadırlar. Tarihsel ve etnografik edebiyatta, at ve koyun pastoralistleri, epik efsaneleri, Şamanizm, genizden şarkı söyleme ve özgün telli müzik aletleri – çathan- ile yaptıkları müzik ile bilinirler. Hakasların en eski yazılı belgeleri 13. yüzyıla kadar gider ve Kırgız Devleti, Moğol Göçebe İmparatorluğu ve Zungar Devleti gibi eski siyasal birliklere katıldıkları kaydedilir. Sovyet gücü altında bağımlı ama özerk bir bölge olmuşlardır. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Hakasya Rusya Federasyonu içinde tam bir cumhuriyet olmuştur.

Hakas Kimliği ve Özerkliği

Hakaslar için sıkça kullanılan Rusça etnonim -hakâs/hakâsı- 10. yüzyıldaki siyasi oluşumunun adına esaslanır. -hagas (Butanayev 1994a: 374). Bu ad Temmuz 1917’de, Sovyet döneminin başında, Çarlık vergi sınıflandırılmasında kullanılan “Minusinsk Tatar’’ın yerine seçilmiştir. Kendi ana dillerinde çoğu Hakas kendilerini tadâr/tadalar olarak adlandırmaktadırlar. Hakas Cumhuriyeti’nin kurulması ile, hooray teriminin bölgede yaşayan Türk dilli pastoralistlere atıfta bulunularak kullanılması büyüyen bir hareket haline gelmiştir.

Bu Çin elyazmalarında bulunan bölge halkına dair eski terimlerden biridir. Bir çok yüzyılda, bölgedeki imparatorluklar, bütün Türk dilli halkları birleştirici tek bir ad kullanmış olsalar da, Hakaslar, kendilerini genelde Rus ve Türk belirleyicilerle ayrışan etnik gruplara bölerler. Bunları genel olarak dört grupla ayırt edilir: kaçinets/kachintsı (haas, haas), sagayets/sagaytsı (sa ai), kızıl’ets/kızıl’tsı (kızıl), ve koybal/koybalı (khoybal).

***

Bazı yazarlar Altay Shortse (Şorets/Şortsı) grubunu da Hakasların bir parçası olarak eklemişlerdir (Krivonogov 1997). Her bölgesel grup genelde özel patrilineal soyadlarıyla belirlenen ayrıştırıcı klan bağlarına ya da seoklara bölünür. Soyadlarındaki ve klanlardaki bu süreklilik, etnograflar tarafından erken 19. yüzyıl ile 20. yüzyılın sonuna kadar nesil yapılarındaki değişimi karşılaştırmak açısından anlamlı bulunmuştur (Krivonogov 1997; Butanayev 1994b).

19. yüzyıldan itibaren bölgedeki Türk etnik gruplar tek bir Hakas kimliğine indirgenmiştir. Krivonogov (1997: 38) matorı, arnitsı, yastintsı, ve kasints etnonimlerinin yok olduğunu kaydeder. Butanayev (1994b: 374) ve Oreşkna (1994: 49) sayno-samodiyskiy grubuna bağlı bir lehçe olan koybalstı’nın yakın zamanlarda yokedildiğini kaydederler. Hakasçanın lehçeleri olan Shorets ve Çulım’ın bölgedeki ‘tehlike altında olan’ Türk diller olduğu söylenmiştir (Nasilov 1994; Naslov & Şentsov 1994).

***

Günümüzdeki Hakas Cumhuriyeti’nin geneolojisi arkeolojik kazılarla çok iyi bilinen 6. yüzyıldaki Kırgız Devleti’ne gitmektedir (Kuzlazöv 1993: 73-89). Bu devlet Pers, Çin ve Uygur İmparatorlukları arasındaki ticaret yolunu kontrol altında tutmuş ve bazı akademisyenlerin hakas teriminin ilk kullanıldığı yer olarak saydıkları Çin elyazmalarında yazılı iz bırakmıştır (Kozmin 1925; Kuzlasov 1993: 59-61; ve Butanayev 1995a: 74). 13. yüzyılın sonunda Moğol egemenliği altına girdikten sonra, Sayan-Altay havzasında yaşayan pastoralistler 18. yüzyılda Rus Kosaklarının gelişine kadar civarlarındaki halklarla çok daha mütevazı

ticaret ekonomisini elde tutmuşlardır (Forsyth 1994: 123-130). Etnograf Butanayev (1995a) o dönemde “Hongoray etnik-sosyal birliği”nin mevcudiyetinin altını çizerek bunun yeni ve farklı bir etnonime yol verdiğini ifade eder: horay 18. yüzyıldan itibaren Hongorya/Hakasya tarihi tatar adı altında Rus yazılarından okunur. Rus vergi kayıtlarına göre bu bölgedeki göçebeler Rus Kosak Kaleleri tarafından ve Minusinsk, Açhinsk, Askiz, Abakan yerleşim birimleri tarafından yerleşik “Tatarlar” olarak bilinirlerdi. (Butanayev 1995a: 69-70; Butanayev 1994a: 374).

***

Siyasi, ekonomik ve kabile ilişkileri Rus uçbeyleri ile daha yakından iç içe geçtiğinden, bu bölgeler çeşitli farklı kurumsal biçimler almışlardır. Belki de en ilginç oluşum 1822’de “Bozkır Meclislerinin” (steppnye dumı) yaratılmasıdır. Vergi veren dört bölgenin kendi kendini yönetmesine dayanan, Kaça, Kızıl, Sagay, ve Koybal Bozkır Parlamentolarına bağlı bölgesel örgütler günümüzdeki Hakasların “etnik” alt bölünmeleri olarak kabul edilebilirler: kaçintsı, kızıltsı, sagaytsı, ve kobalayts.

Bu, bu grupların en azından, 19. yüzyılın başından itibaren kimi arazisel ve siyasi bütünlük içinde işleyiş gösterdikleri savına ağırlık verilir (Krivonogov 1997). Rus Devrimi’ni müteakip olarak Komünist Partisi örgütleyicileri, bu bozkır bölgesinde uzun zamandır uygulanan tabiyet ve bölgesel özerkliğin hassas bileşimini kapsayan yeni bir Sovyet terimi aramışlardır. 1922’de bölgenin etnik ortaklığını belirtmek üzere Hakas Milli Bölgesi (uyezd) kurulmuştur. 1930’da, bu bölge Hakas özerk vilayetine (oblast) çevrilmiştir. Kabilelerin (inorodtsev) İkinci Konferansı, 1917 yılında bu siyasi birimler için birleştirici etnonim olan hakası seçti (Butanayev 1994a: 374).

***

Bölgenin, vilayetin ve cumhuriyetin başkenti eski bir Kosak kalesi olan Abakan’dır. Çağdaş milliyetçilerin açıklamalarına göre, son üç nesil Ağustos 1991’deki sondan bir önceki siyasi toplantıya kadar Hakasların uzun süre yitirilmiş devletlerinin yeniden kurulması için devamlı mücadele etmişlerdir.

Hakas devletçilik tarihi bugün çok tartışmalı bir konudur. Rus basınının sayfalarında iki akademisyen arasında bu bölgede yerleşenlerin ilk önce Hakas mı yoksa ilk önce -Horayts mı? oldukları konusunda ateşli bir tartışma yaşanmaktadır. Hakas Devlet Üniversitesi, Etnografik Laboratuvar başkanı, Victor Butanayev 18. yüzyılda Hakas bölgesel özerkliğini kapsayan horayts etnonimini tercih eder. Moskova Devlet Üniversitesi tarih profesörü Leonid Kuzlazov, hakas etnoniminin çok eski çağlara kadar uzandığının güçlü bir savunucusudur.

***

Aynı şekilde, fizik antropologları ve siyasetçiler modern Hakaslar ile onlarla Tunç çağında aynı bölgede yerleşmiş komşuları arasındaki genetik devamlılık üzerine tartışmalı yazılar yayınlamışlardır. Buradaki tartışma dışardan gelenleri asimile eden eski Türk kültürün gücüne (Butanayev 1995a) karşı bin yıllık bir homojenlik modeline odaklanmıştır (Kuzlasov 1993: Bölüm 5).

Dil

Hakas dili Türk dili ailesinin Uygur grubundandır. Bu gruptaki diğer diller, Çulımskiy, Şorskiy, Sarug-Yugar, ve diğer Kuzey Altay dilleridir. Dil, ji seslisinin ch veya n sessizinin yerine kullnılmasıyla özgündür (Donidze 1997). Bugün konuşulan Hakas dili üç ana lehçeden oluşur: Kaçha, Sayga, ve Kızıl. Rusça ve Moğolcanın etkisi cümle yapısında oldukça telafuz edilmiştir (Anderson 2000). Bazı eski kelimeler Yenisey dili ile ilişkiyi gösterir (Butanayev 1995a).

Bölgedeki dilbilim araştırmaları bir Sagay ailesinden doğan, Kazan Üniversitesi dilbilimcisinin adıyla özdeşleşmiştir (Kokova 1993). Araştırması, bugünkü birleştirici Hakas etnoniminden önce bugün Tuvalilar olarak bilinen tadar nüfusuna yöneliktir (Katanov 1903). Çağdaş Hakaslarla ilgili yazıları, halk hikayeleri ve toplu olmayan makaleleri ile sinirlidir. (Katanov 1907; 1963; 1996). Bugün Hakasya’da adına saygıyla yaklaşılır ve ilk Hakas bilim adamı olarak kabul edilir.

***

Hakas arazisinde arkeologlar üzerlerinde Türk dilinde eski yazıların izleri olan taş dikilitaşlar bulmuşlardır. Kazılı işaretler Tuva’dan Hakasya’ya kadar olan bölgede rastlanır ve 8 ve 9. yüzyıllara aittirler. Bu dikilitaşlarla çağdaş Türk dili arasında doğrudan bir bağlantı kurmak zor olsa da, bu sembollerin Türk kökleri olduğu ve o dönemdeki Kırgız devletlerinden biri ile ilişkinin olması gerektiği belirlenmiştir (Kormuşin, 1997). Yine de, Hakasya’daki bu eserlerin varlığı, pek çok Hakas için gurur kaynağıdır.

Hakas edebi dili, 1922’de Kaça ve Sagay lehçelerine dayanarak, ancak üç ana lehçeden kelimeler alınıp birleştirerek oluşturulmuştur. Ortografi altı harfle Rusçadan ayrılan Kiril alfabesine Hakas Çin dayanır. Hakasça olarak haftalık bir gazete ile birlikte bölgesel radyo ve televizyonda kısa yayınlar yapılmaktadır. Aynı zamanda Rusça yayınlanan ve elektronik günlük bir gazete vardır (Khakasiia 2001). Hakas Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla, Rus dilinde olduğu kadar, büyük bir kısmı Abakan’da basılan artan sayıda Hakasça edebiyatı vardır. 1987’de Hakasların %76’sı Hakasçayı ana dilleri olarak kabul etmişlerdir. (Butanayev 1995: 375). 1989 itibariyle %90’ı Rusçayı da iyi derecede bilmektedirler (Donidze 1997).

Ekonomi

Hakasların geleneksel ekonomisi kır merkezlidir. Atlar yarı-göçebe biçimde yetiştirilirdi. Yazın, dağlardaki ortak meralarda yukarılarda tutulurlardı. Kışın, koşunlanmak üzere aşağıdaki yerleşim yerlerine (aal) götürülürlerdi. Atlar kapalı yerlerde tutulmaz kement (arkan) kullanılarak yakalanırlardı.

Geleneksel yemeklerin çoğu pastoralizm ürünleri ile ilintilidir. At haan adı verilen kan sosisi hazırlanmasında kullanılır. Kuzu geleneksel çorba olan ugre yapmakta kullanılır. Mayalanmış inek sütü, ayran yapmakta kullanılır. Bu aynı zamanda toprağın ruhlarına önemli bir ikramdır.

Avcılık pastoral üretime eklenmiştir. Çoğu Hakas erkeği yabani geyik (maraul), ayı, sincap ve samur gibi kürklü hayvanları avlarlardı. Kadınlar avcılıkla ilgili tüm işlerden uzak tutulurlar. Av at sırtında ve dağlık vadilerde düzenli aralıklarla yer alan kabinlerin kullanılması ile yapılırdı. Avcılık teknolojisi 30’dan fazla kapan, tuzak yemi ve tuzak kullanımı ile oldukça gelişmişti (Butanayev 1994a: 375).

***

Bunların arasında tuz yalakları yakınlarında özel avlanma platformları, çiftleşme mevsimlerinde tuzak yemi olarak kullanılan düdükler ve çukurlar vardır. Bir çok Sibirya halklarında olduğu gibi ayı avcılığına çarpıcı bir ritüel önem verilmiştir. Ayılar kendi adlarıyla değil, ‘büyükbaba’ gibi takma adlarla çağrılırlardı. Ayıdan arta kalanlar çok büyük bir saygı ile saklanırdı. Kafatası ağaca asılır ve özel bir cenaze töreni ya da ziyafet avlanan hayvanın ölümünün simgesi olarak düzenlenirdi.

Geleneksel Hakas köyü -aal- ondan onbeşe kadar geniş aile üyelerinin yaşadığı yatay kütük evlerden (ib) oluşmaktaydı (Butanayev 1994b: 377). Yerleşim yerleri nehirlerin ve otlakların yanında yüksek yerlere kurulur. Aal’in bir çok üyesi sürüleriyle birlikte yazlık evlerden kışlık evlere, en iyi yiyecek bulma yerlerine taşınırlardı. Rus kolonileştirilmesine paralel olarak Hakaslarda daha kalıcı yerleşim yapıları oluşturma eğilimi olmuştur. 1840’da 3073 göçebe yurtlara karşılık yalnız 840; 19. yüzyılın sonunda 4047; 1909 itibariyle de 6018 kütük ev vardı (Butanayev 1994a: 380). Bugün çoğu Hakas, Rus mimari stilinde yapılmış merkezi ısıtmalı buhar radyatörleri ya da geleneksel Rus tuğla fırınları ile ısıtılan tuğla veya kütük evlerde yaşarlar.

***

Hakas takviminde kırsal süreç pek çok ana tatil ile belirlenmişti. En önemli tatil olan Tun payram -ilk süt tatili- pastoralistlerin Haziran’da kış hasatından dönüşünü belirler. Bugün Hakasya’nın etrafındaki köylerde, tatil at yarışı, geleneksel dövüş ve geleneksel şarkı söyleme ile belirlenir.

Hakasya’nın Ruslar tarafından kolonileştirilmesi ile, tahıl tarımı Hakasların hayatında artan bir öneme sahip olmuştur. 18 ve 19. yüzyıllarda, ana ürün arpa iken, 20. yüzyılda buğday ve patates olmuştur (Butanayev 1994a: 376). Geç Sovyet döneminde (1950’lerden itibaren) devlet, bozkırları ve otlakları büyük tahıl üreten alanlara çevirmek için büyük kaynaklar aktardı. Çok sayıda Rus ve İdil Almanları büyük yerleşim yerleri kurmak ve devlet çiftliklerini mekanik taşımacılık kullanarak topraktan ürün almak amacıyla bölgeye yerleştirildi. Bu faaliyetlerin çoğu ekolojik açıdan aykırı olsa bile yine de bugünkü tarım ekonomisinin temelini oluşturur.

***

Kamulaştırılmış tarımın dağılmasından sonra devlet çiftlikleri aşağı yukarı aynı şekilde saklanarak kooperatifler olarak özelleştirilmiştir. Hakas aileleri kooperatiflerden veya ortak çiftliklerden kazandıkları, et ve yun satarak elde ettikleri geliri, çam fıstığı, ‘altın’ zhingsing kökleri toplayıp satarak ya da yerel pazarlardan aldıkları sanayi ürünlerini yeniden satarak elde ettikleri gelirle birleştirirler.

1960’lardan beri Hakasya’nın kömür (Çernogorsk) ve alimünyum (Sayanask) işletimine dayalı büyük şehirlerle ve dünyanın en büyük santrallerinden olan devasa hidro elektrik santrali Sayanö-Suşenskiy ile oldukça sanayileştiğini belirtmek gerekir. Cumhuriyet, Abakan Demiryolu Konteyner Fabrikası ile gurur duyar. İyus nehrinin üst taraflarındaki altın madenleri oldukça gelişmiştir. Gorno-Altay ve Tuva Cumhuriyetlerinin aksine, Hakasya’nın kırsal alanı dağınık küçük kırsal aile (aal) ağından türemiş tohum üreten devlet çiftliklerinin birleşmesi ile kalkınmıştır. Butanayev’e göre (1996: 12), 1928’de bölgedeki 567 yerleşim biriminden 295’i “saf’ Hakas yerleşim birimi, 84’ü Ruslarla karışık yerleşim birimiydi.

***

1989’da yüzden az “saf” yerleşim birimi vardı. 1989’da Hakasların, %43’ü (34.736) kentsel yerlerde, %57’si (45.592) kırsal alanda yaşıyordu. Sonuç olarak, her ne kadar Hakasya milli imajının çoğunu kırsal geçmişinden alsa da günümüzdeki kırsal alanın mimari, ekonomi ve yersel özellikleri yaşayan hafızada sınırsız otlaklarından daha çok modern Rus merkezi ile benzerlik göstermektedir.

Folklor ve Dünya Görüşü

Hakaslar edebiyatta en çok zengin müzik ve şiir gelenekleri ile ünlüdürler. En ünlüsü altın-arıg olan 250’den fazla kayıtlı uzun kahramanlık destanları vardır. (Kidayş-Pokrovskaya & Maingoyaşeva 1988). Bu tip kahramanlık destanı kızıltsı tipik bir özelliğidir ancak bütün Hakas grupları arasında paylaşılır. Bu destanlar daha çok bir müzik aleti kullanılarak boğazdan söylenir (hay/haycui). Bu destansı şarkının tipik yapısı özgürlüğünü savunan tanrı-kahraman alup ile çeşitli kötü güçler arasındaki mücadeleyi anlatır. Kahraman, orta dünyadan insanların yaşadığı üç dünya -yüksek, orta ve alçak- arasında gidip gelir.

Yüksek dünyada, fırtına tanrısı kukrgur-çayçu, ışığın yaratıcısı çalturah-çayç ile karşılaşma beklenir. En aşağıdaki dünyada asıl tanrı diğer yedi aşağı dünya tanrısını yöneten Erlikh-khan’dir. Orta dünyada insanlardan başka eezi ya da toprak ve doğanın yerel sahipler vardır. Bu sahipler arasında Nehir Efendisi (Khubai-khan) ve Rüzgar Efendisi (Childei-khan) vardır. Yayınlanmış destan “Atyn-aryg Uçurumdan doğan” üç nesil tanrılar arasındaki babasının sözünü dinlemeyen bir kız çocuğundan kaynaklanan talihsizliğe karşı mücadelenin hikayesini anlatır. Masal kahraman tanrılardan birinin kadın olmasından dolayı emsalsizdir.

***

Pek çok Hakas destansı gösterisine müzisyenlerin dizleri üstünde duran, altı ya da yedi telli arp- benzeri chatkhan. Chatkhan gösteri sırasında çalgıcının tonu değiştirmesini sağlayan her telin altındaki hareket ettirilebilir köprülerden dolayı emsalsizdir. Sibirya’daki pek çok Türki halkta olduğu gibi, gösteriye bir ağız çalgısı khomys da eşlik eder (Stoianov 1996).

Hakaslar 1876’da Rus Ortodoksluğuna geçmiş olduklarından kendilerini Hıristiyan sayarlar. Ancak günlük hayat yerel inançlar ve Ortodoks öğretilerinin sıkı uyumlaştırılması özelliği taşır. Çoğu Hakas çocuklarını vaftiz ederler ve akrabalarını çocuklarına isim ebeveynleri olarak seçerler. Hakas sözlü geleneğine paralel olarak, anneler çocuklarına özgün bir ninni seçerler. Çocukların yetiştirilmesine ilişkin olarak nazar değmesin diye çocukların davranışları ve elbiselerine ilişkin kati kurallar vardır.

***

Seyahatlerden önce, ev değiştirirken, ya da tarım takviminin ana noktalarında, Hakaslar doğanın sahiplerine hediyeler verirler. Bunlardan en yaygın olanları rüzgara ayran, dağ geçişlerine para koymak, ruhani yerlerdeki özel ağaçlara renkli kumaşlar bağlamaktır. Pek çok geniş ailenin oyma put koydukları veya eskiden at bağladıkları yerlerde bıraktıkları ana işaret olan geleneksel ruhani yerleri vardır. Bu noktalar yemek, para ya da kumaş gibi hediyelerle onurlandırılır. At bağlanan yerin imajı Sovyet sonrası dönemde ulusal kültürün canlandırılmasında önemli bir tema haline gelmiştir. Hakasya’da pek çok yerde, hem şehirlerde hem de kırsal alanlarda toprağa ve onun ruhlarına minnetlerini sunan insanlara rast gelmek mümkündür (Anderson 1998).

Hakasya’nın ritüel uzmanları olan kamya da şaman yetiştirme tarihi olmuştur. Hakas Şamanları Ak chaian-ya da ‘Beyaz İnanç’ uygularlar. Şamanlar yarım-yıllık hediye verme ve ruhları yerleştirme ritüellerini yönetirler ve halk ve onların çevresindeki ruhlar arasında aracılık yaparlar. Hakas Şamanlarının Sibirya’daki pek çok Şaman gibi, çocukluklarında verdikleri hediyeleri alan ruhlar tarafından seçildikleri söylenir.

***

İşleri Şamana pek çok güç veren üç etmenden birinde yaşayan ruh yardımcılarının (tesy) kullanılmasından etkilenir. Şamanik vergileri olan genç erkek ve kadınlar dağların kutsal alanlarında aldıkları üç aylık öğretiden sonra tam ritüel uzmanları haline gelirler (Katanov 1996). Hakas Şamanizmi Sovyet döneminde devlet tarafından baskı altına alınmıştır. Hakas Cumhuriyeti’nin kurulması ile birlikte kamusal seanslarla ve Hakas Şamanları örgütü ile Şamanizme karşı büyüyen bir ilgi vardır.

Aydınlar milliyetçi duygulara sahip olsalar da, Hakasya Sovyetler Birliği’ndeki ortak milliyetçi ayaklanmalarla tanımlanamaz. Hakas siyasi hareketleri İslam gibi büyük bir dinle bağlantılı olmama eğilimindedirler. Kendilerini Sibirya ve Kuzey Amerika’daki yerel halklar grubuna ait hissetmelerinden dolayı ilginç ve özgündürler. 1991 ’in basında Leningrad’da küçük bir öğrenci topluluğu Hakaslar ve Kuzey Amerika Kızılderilileri arasındaki benzerlikleri vurgulamak için tun (‘birinci’) adlı bir kültür teşkilatı kurdular.

***

Hakasya Kuzey Sibirya ve Uzak Asya Azsayılı Yerel Halklar Birliği’nin Dördüncü Kongresi’ne, örgüte üyelik için lobi yapmak üzere geniş bir temsil heyeti yollamıştır. Hakas milliyetçilerinin daha geniş yerel halklar topluluğuna aidiyet hissi kendi ülkelerinde ve anavatanlarında azınlık olmalarının bir yansıması ve aynı zamanda çok eski bir İç Asya görüşü olan dünya medeniyetinin ortasında yaşama fikrinin yansıması olarak da yorumlanabilir.

Dr. David G. ANDERSONS

Aberdeen Üniversitesi Sosyoloji ve Antropoloji bölümü / İngiltere

Bir Cevap Yazın