sdfdsf

 

Birinci Göktürk-Sasani Savaşı (588) Sasaniler ile Batı Göktürk Kağanlığı arasında yapılmıştır.

Türklerin yanında başta Akhunlar olmak üzere vassalları da yer almıştır. İki devlet arasında ki çatışmalar Türkler tarafından İran ülkesi istila edilerek başlamıştır. Peçenek(Oğuz Türk boyu)-Sasani işbirliği sonucunda Göktürk istilaları durdurulmuştur.

Behram Çubin ve Baga Kağan(İran’da Sava Şah olarak bilinir)arasında çatışma

558 senesinde Sasani hükümdarı I.Hüsrev, Akhunlulara son vermek gayesiyle Onoklarla ittifak yaptı. Bu başarılı harekat sonucu Ceyhun nehrinin kuzeyi Türklerin, güneyi ise Sasanilerin kontrolü altına girdi. Buna rağmen Türkler 580’li yılların başından 558 senesine kadar İpek Yolu üzerinde vassalları Akhunlarla birlikte akınlarda ve yağmalarda bulundular.

Bunun üzerine Sasaniler ünlü komutanları Behram Çubin’in önderliğinde seçkin bir ordu oluşturmaya başladılar. (Bu sırada Sasani tahtında IV. Hürmüz bulunmaktadır) Tarihçi Şahbazi’ye göre Behram Çubin’in ordusu 12000 kişilik seçkin Fars askerlerinden müteşekkildi. Müttefik Türk ordusunun kumandanlığını ise Ch’u-lo-hou üstlenmişti. Yapılan savaşların zaferlerinin sahiplerinin kesinliği hakkında bir bilgi yoktur. Sasaniler Gök-Türk’lerin istilalarını durdurması sonucu sırasıyla Balkh’ı (Bactra) ve Herat’ı ele geçirdiler. Çin kaynaklarında adı Ch’u-lo-hou olarak bilinen Batı Türk Kağanı Doğu Göktürk’lere düzenlediği bir sefer sonucunda ölmüştür.

İkinci Göktürk-Sasani Savaşı, Batı Göktürk Kağanlığı ve Akhunlar’ın Sasani kontrolündeki İran’ı istilasıyla 606/607 yılında başlayan çarpışmalar dizisi. Savaş Sasanilerin Ermeni generali IV. Smbat Bagratuni’nin Göktürk ve Akhunlar karşısında zaferiyle sonuçlandı.

Göktürkler 606 veya 607 yılında İran’ın doğusunu kalabalık bir orduyla istila ettiler. Hus yakınlarında 2.000 elit süvari karşısında yaptıkları ilk muharebeyi kaybettiler. Bu muharebede ağır kayıp veren Göktürk ve Akhunlar, Kağan’dan takviye istediler. Ermeni tarihçi Sebeos abartarak 300.000 askerin desteğe geldiğini söyler.

Bu kuvvetle Türkler, Horasan’ı Tus’a kadar işgal etti. Akınlardan sonra ise Isfahan’a kadar geri çekildiler. General Smbat doğu Pers kuvvetlerini hızlıca toparladı ve Türkleri yendi, Göktürk komutanını öldürdüğünü rapor etti.

Komutanlarının ölümünden sonra Türkler düzensiz bir şekilde geri çekildi.

Üçüncü Göktürk-Sasani Savaşı, Batı Göktürk Kağanlığı ve Sasaniler arasında gerçekleşen üçüncü ve son savaş. Önceki iki savaşın aksine Orta Asya’da değil Güney Kafkasya’da gerçekleşmiştir. Bu savaş son Bizans-Sasani savaşının etkilerine karşı oldu ve gelecek yüzyıllarda Orta Doğu’daki güç dengelerini etkiledi.

Avarlar ve Sasanilerin 626 yılındaki Konstantinopolis Kuşatması’ndan sonra eleştirilen İmparator Heraclius kendini politik olarak yalnızlaşmış buldu. Ortodoks Kilisesi tarafından sapkın ilân edilen Hristiyan Ermeni hükümdarlarına ve dini hoşgörüye sahip Persler ile arkadaş olmayı seçen İberya Kralı’na güvenmiyordu. Bu iç karartıcı durumda kendisine tarafsız bir müttefik olarak Tong Yabgu’yu buldu. 568’in başlarında İstemi Kağan hakimiyetindeki Batı Göktürkler, Sasanilerle ticari ilişkiler gerileyince yüzlerini Bizans’a dönmüşlerdi.

625 yılında İmparator Heraclius, Batı Göktürk Kağanı’na askeri yardım karşılığında servet sözü veren temsilcisi Andrew’u görevlendirdi. Kağan, Çin-Bizans arasındaki kendi hakimiyet alanında kalan İkinci Göktürk-Sasani Savaşı’ndan sonra Sasaniler tarafından alt üst edilmiş İpek Yolu’nun güvenliğinden endişeliydi. İmparator’a “Düşmanlarından intikam almak için yiğit askerlerimle geleceğim” sözünü verdi. 1000 atlı Pers hakimiyetindeki Güney Kafkasya’dan geçti ve Bizans İmparatoru’nun Anadolu’daki kampına Kağan’ın mesajını iletti.

Derbent’teki Sasani kalesi

627 başlarında Göktürkler ve müttefikleri Hazarlar, Derbent’in kapılarına ulaştılar. Yeni inşa edilmiş bu kale bereketli Agvanya’ya (günümüzde Azerbaycan) giden tek yoldu. Lev Gumilyov’a göre hafif silahlı Agvanya milislerinin, Tong Yabgu önderliğindeki ağır zırhlı süvarilere karşı hiç şansı yoktu. Tong Yabgu’nun askerleri Derbent’e baskın verip yağmaladı, Agvanya’yı istila ettiler. Ermeni tarihçi Movses Kagankatvatsi’ın Derbent’in düşüşünü ve yağmalanmasını ayrıntılı biçimde anlatır. Muhtemelen bu olaya tanıklık etmişti.

”Türkler, denizdeki dalgalar gibi bir anda Kariye’ye girdiler ve önlerine çıkan her şeyi yok ettiler. Şehirde terör estiren saldırganlar çirkin, gözleri çekik, kadın gibi uzun saçlı ve kapaksızdı. Yetenekli ve güçlü okçular dehşet vericiydi. Vahşi kurtlar gibi şehre ok yağdırdılar, sonraysa şehrin cadde ve sokaklarında önlerine çıkan herkesi vahşi bir kurt gibi katlettiler. Hatta katledilen annelerine sarılan çocuklara bile acımadılar. Çocukların kanlarını süt gibi emdiler.”

Derbent Kalesi’nin düşüşü tüm ülkeye zaptedilemez bir panik dalgası yarattı. Agvanya güçleri başkentleri Berde’ye geri çekildiler. Göktürk ve Hazar ordusu Agvanyalılara Kalankatuyk köyünün yakınlarında yetişti orada onları katlettiler veya esir aldılar. Movses’e göre Göktürkler Agvanya’ya ağır vergiler koydular.

”Kuzeyin Efendisi  tüm ülkeden hasarla öç aldı. Özellikle altın yıkama, gümüş ve demir çıkarma ve bakır eşya yapma konusunda yetenekli zanaatkarlarla uğraşması için adamlarını gönderdi. Sasani otoritelerce vergi konulmuş dirahmiye  ek olarak, büyük Kura ve Aras nehirlerinden gelen balıkçılara ve ürünlere de vergiler koydu

Türk-Bizans saldırısının ikinci hedefi İberya Krallığı’ydı. Buranın hükümdarı Stephanus, II. Hüsrev’e haraç veriyordu. Movses’in anlattığına göre Hazarlar, “lüks madde ticaretiyle ünlü Tiflis’i kuşattı”. Burada görkemli Hazar Ordusu İmparator Heraclius’a katıldı.

Heraclius ve Tong Yabgu (Bizans kaynaklarında Ziebel olarak geçer) Narikala’nın surları önünde buluştular. Yabgu, imparatora doğru at sürdü, omzunu öptü ve ona bir yay yaptı. Karşılığında imparator ona sarıldı oğlum dedi ve kendi diadem’ini ona verdi. Ziyafet sırasında Tong Yabgu’ya imparatorun kızı Eudoxia Epiphania vaat edilirken, Hazar liderlerine bol bol küpe ve kıyafet hediye olarak verildi.

Kuşatma pek ilerleme göstermeden sürüncemde kalmıştı. Ara ara düzenli hücumlardan sonra bir taraf kralını kaybetti. Hazarlar iki ay sonra sonbaharda döneceklerine söz verip bozkırlara çekildiler. Tong Yabgu yeğeni veya oğlu sanılan Böri Şad’ı 40 bin askerin başına Heraclius’a kuşatmada destek olması için bıraktı. Çok geçmeden onlar da ayrılarak Bizans’ı kuşatmada yalnız bıraktılar.

12 Aralık 627 tarihinde Heraclius Dicle Nehri yakınlarındaki Ninova kalıntılarının önünde Pers güçleriyle çarpıştı ve kazandı. Ocak ayında Sasani başkenti Tizpon çevresini tahrip etti.

Heraclius’un zaferinden sonra Tong Yabgu, Tiflis kuşatmasını kış ayında tamamladı ve şehri ele geçirdi. Movses bu konuda

”Kılıçları havada surlara hücum ettiler. Bu izdihamda birbirlerinin omuzlarına basarak duvara tırmandılar. Kara bulutlar vatandaşların üzerine çöktü; bozguna uğradılar ve topraklarını kaybettiler.”

dedi.

Gürcüler direnmeden teslim olmalarına rağmen şehir yağmalandı ve halkı katledildi. Sasani valisi ve Gürcü prensi Tong Yabgu’nun huzurunda işkence edilerek öldürüldü.

Göktürkler yakın dövüş yetenekleriyle nam saldılar. Bu sebepten tarihçi Gumilyov, Tiflis’i Hazarlara atfeder. Bu başarı Tong Yabgu’yu yeni planlar için cesaretlendirmişti. Bu sefer Agvanya’yı yağmalamak yerine işbirliği yolunu seçecekti. Suyab’a dönmeden Böri Şad’a ve generallerine şunları dedi;

”Bu ülkenin soylularının ve yöneticilerinin hayatlarını, oğlumla tanışıp bana boyun eğip; şehirlerini, kalelerini ve ürünlerini askerlerime bırakırlarsa bağışlayın”

Bu sözler Tong Yabgu’nun İpek Yolu’nun batı kısmını da kontrol etmek istediğinin göstergesidir. 630 Nisan’ında Böri Şad egemenliğini Güney Kafkasya’da genişletmeye kararlıydı bunun için Çorpan Tarkan’ı 30 bin süvariyle Ermenistan’ı istila etmekle görevlendirdi. Göçebe savaşçıların klasik taktiğini kullanan Böri Şad, 10 bin askerle karşı saldırıya geçen Şahrbaraz’ın kuvvetlerine pusu kurdu ve orduyu imha etti.

2 YORUMLAR

    • Türk Tarihi küçümsenecek bir tarih alanı değildir. Dünyanın hemen hemen tüm coğrafyalarını adım adım gezmiş olan bu milletin tarihini okumadan dünya tarihini öğrenmekte beyhude bir uğraştır.

Bir Cevap Yazın