Dünyanın Yüzleşemediği Gerçeği Kırım Gerçeği

Kırım Meselesi

450 bin Kırım Tatar Türkü bir sabah evlerinden sökülüp vagonlara dolduruldu. Yanlarına hiçbir şey almalarına izin verilmedi. Sürülenlerin çoğunu kadınlar, çocuklar ve yaşlılar oluşturuyordu. 28 gün aç susuz yolculuğun sonunda Özbekistan çöllerine bırakıldılar. 55 yıl sonra izin verildiğinde sadece 250 bini vatanına geri dönebildi.

18 Mayıs 1944’te 450 bin Kırım Tatar Türkü Özbekistan ve Sibirya’ya sürgün edildi. Sürgün edilenlerin yaklaşık olarak yüzde 80’i kadın ve çocuktu. Tahminlere göre sürgün esnasında en az 50 bin Tatar öldü. Bütün baskı ve asimilasyon politikalarına rağmen milli kimliklerini yitirmeyen 250 bin Tatar, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra ata toprağı Kırım’a dönmeyi başardı.

Nisan ayında Rusya, Ermeni tehcirini “soykırım” olarak tanıdığını ve Türkiye’nin tarihi ile yüzleşmesi gerektiğini duyurdu. Hâlbuki Rusya, 19. yüzyıldan itibaren Kafkasya Müslümanları’na karşı ırkçı politikalar izlemiş, milyonlarcasını sürgün etmiş ve etnik temizliğe tabi tutmuştur. 71 yıldır Kırım Tatarlar’ı Rusya’dan özür ve zararlarının tazmin edilmesini beklemektedir.

Siz hainsiniz! Çıkın gidin!

18 Mayıs Kırım Tatar Sürgünü’nü anma günüdür. Tanık ifadelerine göre 71 sene önce 18 Mayıs sabahı Rus askerleri aldıkları emir doğrultusunda hiçbir şeyden haberi olmayan Tatarlar’ı sürgün etmeye başladılar. Tanık ifadelerine göre “Ne oldu? Neden evimizden çıkarılıyoruz? Nereye gidiyoruz” diye soranlara askerler “Siz Hainsiniz! Sovyet Hükümeti’nin kararı bu” demekle yetinmişlerdi. 18 Mayıs sabahı başlayan sürgün sonunda, Kırım’da hiç Türk bırakılmamış, 450 bin Kırım Türkü evlerinden çıkarılarak Özbekistan’a sürülmüştü.

Rusya için tehdit olarak görüldüler

Sovyetler Birliği Komünist Partisi Kafkas Müslümanları’nın ülke güvenliği için tehlike oluşturduğu iddiasındaydı. Kafkas Müslümanları’nın Türkiye ile tarihi bağları onları korkutuyordu. Bu yüzden vatana ihanet bahanesiyle birer birer hepsini bölgeden sürgün etme kararı aldı. Özerklik taleplerinden çekindiği Kırım Tatarları’nı da topyekûn etnik temizliğe tabi tuttu. Kulaksızlaştırma denen politika doğrultusunda önce mal ve mülklerine el koydu, sonra Sibirya’ya sürgün, orada da açlığa mahkûm etti.

İhanetle suçlandılar

II. Dünya Savaşı’nda Kırım, Alman ordularının eline geçince Komünistler, Naziler’e karşı direnişe geçtiler. Ancak Kırım Tatarları’nı direniş örgütüne almadılar. Tatarlar’a karşı ırkçı bir tutum takındılar. Komünist Partisi üyesi olmalarına rağmen bazı Tatar liderler deşifre edilerek Almanlar’ın önüne atıldılar. Naziler, bunları derhal idam etti. Hâlbuki 20 bin Tatar Kızıl Ordu’ya katılmış ve en az 80 kişi kahramanlık madalyası almıştı. Buna rağmen partizan Komünistler onların ezici çoğunluğunun Naziler’le işbirliği yaptığını iddia ettiler.

Gerçek çok başkaydı

Almanlar 1941 yılında Kırım’ı işgal ettiğinde Tatarlar’ın Naziler’e katıldığına dair bugüne kadar hiçbir delil ortaya konulamamıştır. Bazı Tatarlar Sovyet zulmünden bıktıkları için işgalcilerle işbirliği yapmış bile olsa bunların sayıları asla iddia edildiği kadar değildi. Tarihçi J. Otto Pohl’un yaptığı araştırmalara göre Naziler’e katılan Tatar sayısı sadece 479’du. Partizan Komünistler’in bu iddiasının asıl nedeni “Tatarlar’a karşı tarihi Slav düşmanlığı”ndan başka bir şey değildi. Asıl amaç Tatarlar’ın verimli arazilerine el koymaktı.

Ve sürgün edildiler

1944 yılında Tatar Türkleri haksız yere Sovyetler’e ihanet bahanesiyle sürgün edilmeye başlandılar. Joseph Stalin’in emriyle 11 Mayıs 1944 tarihinde “Tatar Milli Komitacıları”nın Kızıl Ordu’ya sızma ve sabotaj hazırlığında olduğu ve Kırım’ın Tatar olmayan halkına karşı katliam hazırlığı yaptığı iddiasıyla sürgün kararnamesi çıkarıldı. Bir hafta sonra bütün Tatar nüfusun Özbekistan Sovyet Cumhuriyeti’ne gönderilmesine başlandı. 12 gün içinde sürgün tamamlandı. Mal ve mülklerine devlet tarafından el konuldu.

Hiçbir şey almalarına izin yok

18 Mayıs sabahı evlerinden toplanan Kırım Tatarları, yolculuk esnasında ve sonrasında insanlık dışı muameleler gördüler. Erkeklerin çoğu Kızıl Ordu’da silah altındaydı. Bu yüzden sürgün kafileleri yaşlı, kadın ve çocuklardan oluşuyordu. Vatanlarından koparılıp atılan bu insanlar, hayvan vagonları içinde Orta Asya çöllerine sürüldüler. Yanlarına hiçbir şey almalarına izin verilmedi. Günlerce aç ve susuz kaldılar. Sürgünden sağ kalanlar yıllarca tecrit kamplarında yaşadılar.

Vatana dönüş macerası

Milli liderleri Mustafa Cemil Kırımoğlu’nun önderliğinde hiçbir zaman şiddete bulaşmadan, tamamen demokrasi, hukuk ve insan hakları çerçevesinde sürdürdükleri mücadele dünyada büyük takdir topladı. Ancak vatana dönüşleri Sovyetler Birliği dağılıncaya kadar mümkün olamadı. 1989 yılında vatanlarına dönüş izni verildi. 250 bin Kırım Tatar Türkü tamamen kendi imkânlarıyla Kırım’a dönmeyi başardı.

Vagonda ölülerle yolculuk

Fatma Kerimova anlatıyor: “Vagonlar çok pis, havasız ve kalabalıktı. İnsanlar üst üste yığılmış gibiydi. Yiyecek bir şey de yoktu. Zayıf olanlar, ihtiyarlar, ölmeye başladı. Ölülerimizi vagonların bir tarafına yığıp, o rahmetlilerle birlikte yola devam ediyorduk. Zaman zaman yolda tren duruyor ve askerlerin kontrolleri altında trenlerden inebiliyorduk. Bu arada vagonlardaki ölüleri de atıyorlardı. Hiçbirine mezar yapılmadı. Kim bilir, onların ölüleri ne oldu? Kurt, kuş mu yedi? Çürüyüp gittiler mi?”

Rusya’nın yüzleşemediği sürgünler

Rusya, 19. yüzyılın sonlarından beri kendi topraklarında etnik temizlik yapmayı sürdürmektedir. Ancak Rusya, II. Dünya Savaşı sırasında ve Stalin dönemi boyunca, Kafkasya Müslümanları’nı vatanlarından sürgün etmeyi milli bir politika haline getirdi. Karaçaylar, Çeçenler, İnguşlar, Balkarlar, Kırım Tatarları ve Ahıska Türkleri kitleler halinde Sibirya ve Orta Asya Cumhuriyetleri’ne sürgüne gönderildiler. Bu sürgünler sırasında yüz binlerce insan yaşamını yitirdi. Sovyetler Birliği 1950’lilerin sonunda Kırım Tatarları dışındakilerin topraklarına dönmelerine izin verdi. Kırım Tatarları ise Sovyetler’in dağılmasını bekledi.

Tatar lidere Kırım’a girme yasağı

27 Şubat 2014’te dünyaya meydan okuyarak Kırım’ı Ukrayna’nın elinden alan Rusya, 1944 sürgününün yaralarını yeni yeni saran ve Kırım’ı yeniden vatan yapma çabası içerisinde olan Tatarlar’ın ümitlerini söndürdü. Kırım Tatarları’nın lideri Mustafa Cemil Kırımoğlu’nun Kırım’a girişini yasakladı.

Çölde kaderleriyle baş başa bırakıldılar

18 Mayıs 1944 günü şafak vakti evlerinden alınıp yük vagonlarına bindirilen yüz binlerce Kırım Türkü Özbekistan’a sürgün edildi. 28 gün süren yolculuk boyunca aç, susuz bırakıldılar. Tıka basa doldurulan ölüm vagonlarında sevdiklerinin ölü bedenleriyle seyahat ettiler. Özbekistan çöllerine ulaşabilenler ise kaderleriyle baş başa bırakıldılar.

Prof. Dr. Kemal ÇİÇEK

Bir Cevap Yazın