Madem ki Unuttunuz Kür Şad Adlı Çeriyi,
Hatırlatırız Yine Yağmur Kokan Geceyi..

Doğrusu ve Efsanesi ile Kür Şad İhtilali

Kür Şad ya da yaygın ismi ile bilinen Kürşad. Çoğu okuyucu ya da ilgili bu ismi gerçekten yaşayan bir kahraman olarak görür. Çoğu kişi ise sadece bir efsane olduğunu söyler.kürşad ve 40 çerisi

Kürşad… Çin kaynaklarında geçen ismi ile A-shih-na Chieh-she-erh veya Ashina Jiesheer. Peki biz Kürşad’ı nerden biliyoruz? Tabi kide Türk Edebiyatının önemli isimlerinden olan iki isim.. Sabahattin Ali ve Nihal Atsız… Öncelikle bu iki yazarın Kürşad’ı nasıl ele aldığına bakalım.

kürşad
kürşad

Sabahattin Ali’de Kürşad  

Türk tarihinin çok bilinmeyen ama hafızamızda bir yerlerde hep olan bu kahraman ve yaptığı ayaklanma teşebbüsü Türk edebiyatçılarının bir kısmının ilham kaynağı oldu. Sabahattin Ali, Hüseyin Nihal Atsız’ın Kürşad’ı kendisine anlatmasından sonra Esirler adlı piyesi yazmıştır. Sabahattin Ali Yüksek Muallim Mektebi’nden tanıdığı Hüseyin Nihal Atsız’dan bir piyes için tarihi ve kahramanlık içeren bir konu istedi ve Atsız ona bugüne kadar hala dilimizde olan “Kür Şad”ı anlattı.

Sabahattin Ali, 1 Haziran – 1 Eylül 1936 tarihleri arasında neşredilen Varlık mecmuasında yayımladığı Esirler adlı piyes de “Kür Şad” adlı kahramanı aciz bir aşık karakteri olarak kullandı. Fakat bu durum Hüseyin Nihal Atsız’ın pek de hoşuna gitmedi.

atsiz bozkurt
atsiz bozkurt

Nihal Atsız’da Kürşad

Edebiyatçı kişiliğinin yanı sıra aynı zamanda tarihçide olan Hüseyin Nihal Atsız efsaneyi kendi kaleme almıştır. Böylece Türk Edebiyatının en önemli tarihsel anlatılarından biri olan “Bozkurtların Ölümü” adlı eser ortaya çıkmıştır. Bu sayede Kürşad ismi popüler olmuş bazı siyasi fikirlere sahip insanlar Kürşad ismini yaşatmak adına çocuğuna “Kürşad” ismini vermiştir.

1939 yılında Hüseyin Nihal Atsız Kopuz mecmuasına verdiği makalesinde “Kür Şad” ‘dan bahsedip üniversite meydanında tek parçalı sade bir taş ile kırk bir kılıçtan oluşan bir anıtın dikilmesini önerdi. Daha sonra 1946 yılında kaleme aldığı Bozkurtların Ölümü romanında “Kür Şad” karakterini kullandı. 1947 yılında ise Kür Şad mecmuasını yayımlamaya başladı ve derginin ilk sayısı için “En Büyük Türk Kahramanı Kür Şad” adlı makaleyi bizzat kaleme alıp “Yarınki Türkeli”nde Kür Şad için ulu bir anıt düşündüğünü açıkladı.

Peki Kürşad Kimdir?

Kürşad Doğu Göktürk Kağanlığı’nda bulunan Ergenekon Destanı’ndan ta bildiğimiz Aşina ailesinin bir mensubudur. Çin’in Tang Hanedanlığı döneminde Korgeneralliğe kadar çıkmış olan bir generaldir. Kendisi Şipi Kağan’ın oğlu olmakla beraber Tuli Kağan’ın da kardeşidir.

Yin Dağları civarında meydana gelen Yinshan Muharebesi’nde mağlub olan Illig Kağan’ın Çin’e esir düşüp Doğu Göktürk Kağanlığı’nın yıkılması ile Kürşad’da Çine geldi ve 50 yıllık esaret sürecinde makam ve mevki bakımından yükseldi.

Saray Baskını Efsane mi Gerçek mi?

Kürşad’ın yükseldiği gibi bir takım aileler ve ünlü askerler ise tıpkı Kürşad gibi Çin’in emri ve hizmetine alınmıştı. Hizmete alınan bu adamların zamanla Türklük bilincinden uzaklaşarak Çinlilere karışacakları düşünülüyordu. Ama durum hiçte onların düşündüğü gibi olmadı. Hepimizin de bildiği gibi Türkler bağımsızlıklarına düşkündürler ve onlarda bağımsız yaşamak adına Çin’de esir olmalarına rağmen bağımsızlık planları yapıyorlardı.

13 Mayıs 639 tarihinde Tai Tsung yaz mevsiminde kullandığı Chiu-ch’eng Sarayı’na geldi. Kürşad gizlice eski kabileleriyle irtibata geçerek yaklaşık 40 yandaşı kazanıp imparatora karşı hepimizin gözleri dolarak ve gururlanarak gerçekleştirdiği “Kür Şad” ihtilalini planladı. Jiucheng Sarayı’ından Tai Tsung’un prensi olup Tai Tsung’un vefaatından sonra Kao Tsung olarak tahta geçecek olan Chin Kralı Li Chih ‘in dışarı çıkarken açılacak kapıdan yararlanarak sarayın içine sızarak doğrudan imparatorun yatak odasını baskın yapma fikrini düşündü ve bu fikir çok mantıklı gelince bu planı gerçekleştirdi. Ardından İmparator T’ai-tsung esaret altına alınacaktı. Her şey planlandığı giderse Ho-lo-hu Kağan yapılacak ve ulu Göktürk Hanedanlığı yeniden doğacaktı.

19 Mayıs 639 tarihinde Ho-lo-hu’yu korumaya alıp o gece sarayın dışında gizledi. Ancak o gün şiddetli yağmur ve fırtına yüzünden Li Chih’in gelişi aksayınca Chieh-she-shuai şafak vaktinin gelmesinden kaygı duyduğu için saraya saldırdı. Kürşad ve adamları dört katlı perdeleri aştıktan sonra rastgele ok atarak yüzlerce muhafızı ve askeri öldürdüler. Che-ch’ung Sun Wu-k’ai ve adamları mücadele ederek Kürşad ve adamlarını geri çevirdiler. Kürşad ve 40 adamı ahıra sığınarak yirmiden fazla atı alıp kuzeye doğru yola koyuldular. Vey Nehrini geçtikten sonra onları takip eden Tang askerleri tarafından yakalandılar ve kılıçla katledildiler Tuli Kağan’ın oğlu Ho-lo-hu ise sürgün edildi.

bozkır kavimleri
bozkır kavimleri

Sonra Ne Oldu?

Kürşad ihtilalindenn sonra Göktürklerin Sarı Irmak’ın güneyinde olmalarının iyi olmadığını dile getirenlerin sayısı arttı. Tai Tsung da Göktürk politikasını değiştirmeye karar verdi. 13 Ağustos 639 tarihinde Tai Tsung, Li Simo (Aşina Simo)’yu Chilipi Kağan olarak atadı ve Kutao’nun verilmesine, çeşitli eyaletlerde oturan Göktürk ve diğer esir Türkleri Sarı Irmak’ın kuzeyine götürmesine ve orada surlar inşa ederek uzun süre sınır kalelerini korumasına etmesine dair kanun çıkardı. Ancak Chilipi Kağan Seyantolardan korktuğu için kaleden çıkmak istemeyince Tai Tsung, Sinong Kuo Sipen’i Seyontolara yollayarak, Göktürklerle savaşmaması emrini verdi.

Olay Sadece Bu mu ?

Olanlar bunlardan ibaret değil. Asıl önemli olan bundan 1400 yıl önce Çin’e esir düşmüş 40 Türk erinin ve Kürşad isimli bir kahramanın bağımsızlık mücadelesine verdiği önem. Bağımsızlık biz Türkler için er devirde hayati önem taşımıştır. Tarih Kürşad ve onun gibi kahramanları unutmayacak binlerce yılda geçse yazmaya ve anmaya devam edecektir.

Yine esaretten kurtulmayı amaç edinmiş bir başka Türk olan Mustafa Kemal’inde dediği gibi;

“Ya İstiklal Ya Ölüm”

sözünün anlamı ve derinliği tarihsel kaynağını bu kahramanların isimleri ile yaşatmıştır.

4 YORUMLAR

  1. Bu değerli bilgileri bizimle paylaştığınız için teşekkürler. Sitenizi her gün ziyaret ediyorum değerli bilgiler veriyorsunuz. Tekrar teşekkürler…

    • Öncelikle fikrinizi açıkça belirttiğiniz için teşekkür ederiz. Yukarı da bahsettiğimiz kaynaklar Türkiye’de de basılmış gerçek kaynaklardır. Tamamı Çinlilerin tuttuğu hanedan yıllıklarıdır.

      Ayrıca kaynaklara Türk Tarih Kurumu Yayınlarından ulaşabilirsiniz. Kitapları da hatta size biz gönderelim. Adresinizi mail adresimize gönderebilirsiniz. orhundantarih@gmail.com

Bir Cevap Yazın