Bir İnsan Bin Kültür-Mahmut Yılmaz

Hayri Dev… Bin yıllık Türk kültürünün yaşayan eşsiz mirası, o üç telli curanın son ustası, egenin ince uzun dedesi, ege dağlarının yanık sesi… O ömrü boyunca yörük ağaçlarının gölgesinde üç telli curası ile bizlere kuzuların, koyunların çığlığını anlattı. Hatta Hayri Usta’nın bu mütevazi bir o kadar da dolu geçen yaşamı belgesellere konu oldu.

1933 yılında Denizli’nin Çameli ilçesinin Gökçeyaka köyünde doğdu. Yoksul dağ köyünde, yürümeye başladıktan kısa bir süre sonra ailenin en önemli mal varlığı olan birkaç keçinin peşine düştü. Dağlarda yankılanan yanık kaval sesine, düğünlerde dinlediği üç telli saza gönül verdi.[1]

Hayri Dev hiç okula gitmedi. Okuma yazmayı okula giden bir arkadaşından öğrendi. Kendi yaptığı 3 telli curası ve düdüğü ile koyunlara ve kuzulara çaldı. Bağlama ailesinin en küçük çalgısı olan üç telli Cura çalgısını öğrenip, söylemeye o yıllarda başladı. Her türkünün ayrı bir hikayesi olduğunu söyleyen Hayri Dev, bestelerinin çoğunu gençliğinde aşık olduğu Birgül isimli, çok güzel bir komşu kızı için yazar. Yaşadığı Gökçeyaka Köyünün de eski ismi taşıyan ’’Masıt Kırığı’’ denilen dokuz sekizlik mahalli ezgileri çalan ve söyleyen bir usta oldu.

***

İkisi erkek, üçü kız beş çocuğu olan Hayri Dev ailesinden habersiz elindeki üç telli sazı ve çam düdüğünü hiç bırakmadı. Şenliklerde çalıp oynadı, Ormanda, dağlarda çobanlar için çaldı, söyledi. Zaman böyle geçti… Ta ki 1992’ye kadar.Fransa’da edebiyat öğretmenliği yapan Jerome Cler isimli bir Fransız, İspanya’da görevli olduğu sırada bir bağlama sesi duyar. Bu bağlamanın sesine, büyüsüne kapılarak 1992’de Türkiye’ye gelir. 1500 m yükseklikteki Çameli ve Fethiye dağlarında tam 12 yıl boyunca bu sesin kaynağını bulmaya çalışırken bu yörelerin kültürü hakkında da 350 sayfalık tez hazırlar. Doktora tezini ‘‘Güney Türkiye’de müzik ve köy müzisyenleri’’ üzerine yapan Jerome Cler, bu tezle Sorbonne Üniversitesinin Etimoloji doçentleri arasına katılır. Jerome Cler başka bir iş için Denizli’ye geldiğinde de Hayri Dev’in ses kasetini tesadüfen dinler ve bu sesin peşine düşer. Bu arada da Hayri Dev ile tanışma fırsatı yakalar.[2]

Fransız Etimolog Jerome Cler, daha sonra 15 kişilik bir ekiple yeniden Türkiye’ye gelir ve Hayri Dev’in hayatını konu alan “Ormanın Arkası” isimli bir belgesel çeker. Hayri Dev için Ormanın Arkası ifadesi çok önem taşır. Çünkü ilk gençlik yıllarında dedesinin çaldığı bağlamayı gizlice dinlediği yer orasıdır.

***

Bugün kendisinden başka kimsenin yapamadığı, Çam düdüğüne de neden gizli düdük dediğini şöyle anlatır: ”Düdüğü bu ormanın arkasında çalardık, öbür ormanın arkasından duyulmazdı. Böylece kimse çobanların yarenlik ettiğini bilmezdi.” Ormanın Arkası adlı belgeselde, Çameli yaylasında yaşayan 3 telli saz ustası Hayri Dev’in, kemancı arkadaşını ziyaret etmesi, çobanlık yılları ve sabaha kadar süren düğün eğlenceleri konu edilir. Bu film Marsilya ve Strassbourg’da 2 ödül birden alır. Hayri Dev bu filmle bir anda Avrupa’da tanınan biri olur. Birkaç defa yurt dışına da giden Hayri Dev’e ‘Koca Usta’ diyorlar. ‘Koca Usta’ lakabını elinden her iş geldiği için almış. Marangozluk, terzilik (başındaki şapkayı kendisi yapmış), ayakkabıcılık gibi işlerin elinden geldiğini söylüyor. ‘Elin yapacağı her şeyi yaparım’ diyor ve devam ediyor: ‘Ama hiçbirini yapmak istemedim.

Çünkü ben çobanım ve müzisyenim. Çalgıcılıktan çok aç kaldığım oldu ama hiçbir zaman ondan ayrılmadım.’[1] Fransız Etimolog Doç. Jerome Cler’i tanımasıyla hayatı değişmiştir. Cler, Hayri dedeye Avrupa’nın kapılarını aralar. Ülkesinden önce Paris’te tanınır. Hayri Dev, çoban müzisyen arkadaşları, Hasan Yıldırım, Mehmet Şakir ve oğlu Zafer ile beraber enstrümanlarını gazete kâğıdına sararak Paris’e giderler. Çalıp söylerler. 3 telli sazlarıyla resitaller verirler. Çam düdüğü çalıp, kaşıkla oynarlar.

***

Fransızların keşfettiği “YAYLA GRUBU” Avrupa konserlerinin ardından daha da fazla duyulur ve üne kavuşurlar. 1996’da da bu ekiple birlikte 28 gün Fransa ve Almanya’yı dolaşıp etnik müzik festivallerine katılırlar. Bir ödül de Brüksel’den gelir Yayla Grubuna. İpekyolu üzerindeki ülkelerin müziğinin yarıştığı bir festivalden birincilik ödülü alırlar. Brüksel’de kaldıkları 1 ay süresince, toplam 6000 öğrenciye kendi müziklerini tanıtma fırsatı bulurlar.

1997 yılında da Amsterdam’ da, 1998’de Strasbourg Marc Bloch Üniversitesi’nde konserler verirler. Fransa’daki müzik Festivalinden aldıkları birincilik ödülüyle evlerini yaptırırlar. Yayla Grubunun 2 kıdemli üyesi Mehmet Şakir ve Hasan Yıldırım rahmetli olsalar da, Koca Usta lakaplı Hayri Dev, oğulları Bayram, Zafer ve torunu Kısmet onu yalnız bırakmazlar. Köy düğünlerine ve Avrupa Konserlerine beraberce gidip gelirler. Yayla Grubu Avrupa konserlerinin ardından Türkiye’den de davet almaya başlarlar. “Kalan Müzik” ten çıkan “YAYLA” albümü de bu ortak çalışmanın bir ürünü.

YAŞAYAN İNSAN HAZİNESİ KÜLTÜREL MİRAS TAŞIYICISI

Hayri Dev, çocukluğundan bu yana çaldığı yöresel çam düdüğü ile UNESCO tarafından 2003 yılında kabul edilen, Ülkemizin de 2006 yılında taraf olduğu ”YAŞAYAN İNSAN HAZİNESİ KÜLTÜREL MİRAS TAŞIYICISI ” olarak ilan edilir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’mızca, kültürümüzün önemli kollarından biri olan “ÇAM DÜDÜĞÜ” alanında, yurt içinde ve yurt dışındaki çalışmalarından, hizmetlerinden ötürü Hayri Dev’e dönemin Kültür ve Turizm Bakanı tarafından “TEŞEKKÜR BELGESİ” verilir.

Bunun üzerine Hayri Dev düşüncelerini şöyle aktarır:

“Türklerden çok yabancılar ilgilendi benimle, UNESCO’da ismim geçiyor UNESCO herhalde müzisyenlerin üst mertebesi, bilmiyorum. Onlar bu müziği, sazı, gelecek nesillere taşımak istiyor herhalde. Sağ olsunlar yabancılar çok ilgilendi benimle. Bu sazı çalmamdan dolayı Fransızlar, Belçikalılar geldi köye. Ben Fransa’ya gittim. Bana kiliselerinde çaldırdılar, plaket verdiler. Fransızlar geldi filmimi çektiler. 11 kişi bir ay benim yanımda kalıp, benimle dağı taşı dolaştılar. 30 yıl bu işi yaptıktan sonra bizimkiler beni fark etti. Bu tür müziği korumak için benim korunmam gerekiyormuş.”[1]

Yukarıdaki alıntıdan anlaşıldığı üzere Hayri Dev Türk yetkililerine ve insanına sitem ediyor kendisine yabancıların daha fazla sahip çıktığını üzüntüyle belirtiyor. Hayri Dev bu sisteminde haklıdır. Çünkü kendi ülkemizdeki bir çınara tam anlamıyla sahip çıkamadık. Bir Aşık Veysel, Mahsuni Şerif, Karacaoğlan ne ise Türk müziğinde Hayri Dev önemli bir yere sahiptir. Temennim ederim ki Hayri Hoca’ya genç nesil olarak sahip çıkabiliriz.

Böyle olmuştur işte Büyük ustanın yaşam öyküsü…

Koca usta, Hayri Dev şimdi ne mi yapıyor? 80’lik yaşına rağmen tarlasını gübreliyor, buğdayı ambara atınca hep bir ağızdan “çok şükür” diyorlar.

KAYNAKÇA

 

Güven, ÖZKAN,  UNESCO’nun yaşayan hazinesi: Hayri DEV, Star Gazetesi, 22 Haziran 2008

Işık, FERAH,  Denizlili Saz Sanatçısı Hayri Dev’e Büyük Ödül, DHA, 13 Ocak 2010

http://www.turizmhaberleri.com/koseyazisi.asp?ID=2469 Erişim Tarihi: 24 Aralık 2014

Dipnotlar:

[1] Mahmut Yılmaz, Tarih Bölümü, G-mail: mahmut.yılmaz2016@gmail.com

[2] Ferah Işık, Denizlili Saz Sanatçısı Hayri Dev’e Büyük Ödül, DHA, 13 Ocak 2010

[3] Ferah Işık, a.g.m

[4] Özkan Güven, UNESCO’nun yaşayan hazinesi: Hayri DEV, Star Gazetesi, 22 Haziran 2008

[5] http://www.turizmhaberleri.com/koseyazisi.asp?ID=2469 Erişim Tarihi: 24 Aralık 2014

 

Bir Cevap Yazın