Türk Tarihi’nde en çok bilinen isyanlardan birisi de hiç şüphesiz ”Kür Şad İhtilali” ve ”Kutluk İhtilali”dir. Göktürkler, 630 yılında Çinliler ile yaptıkları Yinshan Muharebesi’ni kazanamamışlar ve bağımsızlıklarını kaybetmişlerdir. Bu savaştan sonra halk 6 farklı eyalet bölgesine yerleştirilmiş, bu yolla kültürel olarak asimile edileceklerine inanılmıştır. Bunun yanında Çin İmparatoru Tai Tsung [1], Göktürk Devleti’nde yer alan bazı yüksek rütbelileri kendi bünyesine almış ve mevki sahibi yaparak tecrübelerinden ve neticesi olarak da başarılarından faydalanmak istemiştir. O kişilerden biri de 588’de savaş meydanında (bazı kaynaklara göre de zehirlenen) ölen kağan Ye-Hu’nun küçük oğlu ve T’ang imparatorunun saray muhafızlarında vazife gören Kür Şad’dır. [2]

İmparatorun planı Türkler’i 6 farklı eyalet bölgesine yerleştirmek ve asimile etmekti. Fakat planı tam olarak tutmamış ve Türk milleti dilini, örfünü, kültürünü ve dinini unutmamıştı. Tüm bunları fırsat bilen Kür Şad, 39 arkadaşı ile anlaşmış ve ihtilal girişiminde bulunmayı planlamışlardır. Amaçları, her gece dışarı çıkıp dolaşan Çin prensi Li Chih’i yakalamak, sabaha karşı da sarayın kapıları açılınca saraya girip imparator Tai Tsung’u esir etmekti. [3] Fakat plan tam istedikleri gibi işlememiş, o gece ansızın büyük bir fırtına ile yağmur bastırmıştı. Kür Şad ve arkadaşları artık kime güveneceklerini bilemedikleri ve planı ertelemenin tehlikeli olduğunu düşündükleri için kararlarından vazgeçmemişler, isteklerini o gece yerine getirip başarmayı arzulamışlardı.

Kür Şad ve 39 arkadaşı, yağmurun iyice bastırmasıyla birlikte saldırıya geçtiler. İlk anda vurgun yapıldığı için az bir askerle çarpışmışlar ve bir çok kişiyi öldürmüşlerdi. Hatta imparatorun kapısına kadar geldikleri bile tahmin edilmektedir. Lakin tüm muhafızların baskından haberdar olmasından sonra muhafızlar dört bir taraftan akın etmeye ve Kür Şad ve arkadaşları zayıf düşmeye başlamıştı. Geri çekilmeye başlayan ihtilalciler, saray ahırına doğru kaçıp, oradan en iyi atları seçtikten sonra hızlıca Vey (Wei) Irmağı’na doğru kaçmaya başlamışlardı. Ama yağmur ve fırtına dolayısıyla ırmağı geçememişler, ırmak kenarında kendilerini yakalayan Çin askerleriyle çarpışarak orada can vermişlerdir.

Kür Şad ve arkadaşlarının gerçekleştirmeye çalıştığı bu ihtilal denemesi her yerde duyulmuş, Çinli devlet yöneticileri Türkler’den iyiden iyiye çekinmeye başlamışlar ve bir şeyler yapılması gerektiğini düşünmüşlerdir. Türklerin Çin’de yaşamalarının kendileri için iyi sonuçlanmayacağının farkına varan Çinliler, Türkler’i büyük bir orduyla kuzeye gönderdiler. Burada 50 yıl daha kalan Türkler artık tam bağımsız olma düşüncesiyle Çin’den ayrılma planları yapmaya başlamışlardı. İkinci Göktürk Kağanlığı’nın kurucusu olacak olan İlteriş Kağan (Kutluk), gerekli teşkilatı oluşturduktan sonra akıl hocası Bilge Tonyukuk ve askerleriyle birlikte Kuzey’deki Yün-çu eyaletine baskın yapıp 30 bin kadar at, koyun, deve gibi hayvanlar elde ettiler.

Kutluk’un isyan hareketinin güçlendiğini gören diğer boylar da ufak kitleler halinde Kutluk’a katılmaya başlamıştı. Kutluk için asıl hedef Ötüken idi. Kutluk kuvvetlerinin gelişmesinden korkan Selenga Irmağı boyundaki Oğuzlar, Kitanlar ve Çin ile ittifak kurmak istedi. Bu durumu haber alan Tonyukuk’un tavsiyesi üzerine, hızlı hareket edilerek 2000 kişilik ordu ile 6000 kişilik Oğuz ordusu üzerine sefer düzenlendi. Savaşı kazanan Göktürkler, Ötüken’e hakim olunca burada Kutluk önderliğinde bağımsızlıklarını ilan ettiler.

Kutluk, “İl tutan, devleti düzenleyen” anlamındaki ”ilteriş” ünvanını aldı. Bundan sonra Kutluk, kardeşi Kapgan’ı ”Şad” (yüksek askeri rütbe), diğer kardeşi To-si-fu’yu da ”yabgu” ilan etti. Devletin kurulmasında ve savaşlardaki çok büyük katkıları olan Tonyukuk’u ise vezir yaptı. Netice itibariyle Türkler 639’da başlayan kurtuluş macerasını 682’de tamamlamış, Kür Şad’ın başlattığı macerayı Kutluk bitirmiş ve tam bağımsızlıklarını kazanarak II. Göktürk (Kutluk) Devleti’ni kurmuşlardır.

Dipnotlar
[1] Li Shimin ya da Taizong olarak da bilinmekte.
[2] İbrahim Kafesoğlu’na göre Çince’de “Kieşe”, Ahmet Taşağıl’a göre ise “Chie-shih-shuai”dir. Kür Şad ismi ise Hüseyin Nihal Atsız’ın “Bozkurtlar” serisinde geçmektedir. Bu isimle tanınmaktadır.
[3] İbrahim Kafesoğlu’na göre dışarı çıkan kişi prens değil imparatordur.

Yararlanılan Kaynaklar

Muharrem Ergin, Orhun Abideleri, Boğaziçi Yayınları, Ankara 2013
İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü,Ötüken Neşriyat, İstanbul 2012
Ahmet Taşağıl, Kök Tengri’nin Çocukları, Bilge Kültür Sanat, İstanbul 2015
Hüseyin Nihal Atsız, Tarih, Kültür ve Kahramanlar, Ötüken Neşriyat, İstanbul 2015

Bir Cevap Yazın