19. Yüzyılın Sonunda Dünyanın Durumu

Dünya tarihinde ilk kez kapitalist düzeni toplumda egemen kılacak olan Batı ve Orta Avrupa, 16. yüzyılın başından itibaren adım adım yeryüzündeki üstünlüğünü kurmaya yöneldi. Keşiflerle dünya ticaretinin aracısız, deniz yolundan işlemesi, Yeni Dünya servetlerinin ve değerli madenlerinin yağmalanması sağlandı. Bu olanaklar, yıpranmış ve soysuzlaşmış feodal sınıfın yanında, özerk kentlerde yuvalanıp gelişebilmiş olan burjuvaziye büyük bir atılım gücü verdi. İktisadi üstünlüğü ele geçiren burjuvazi, artık siyasal egemenliği de ele geçirmeye yöneldi. Bu, ilk kez İngiltere’de Cromwell devrimiyle oldu (1646). Kıta Avrupası 1,5 yüzyıl kadar sonraki Fransız Devrimiyle aynı yolun yolcusu oldu. Fakat İngiliz burjuvazisinin almış olduğu, bu ön, onun Sanayi Devrimini başlatmasını ve I. Cihan Savaşına değin dünyanın en güçlü ülkesi olmasını sağladı.jöntürkler

suleymanicamii19yy

Avrupanın ticareti kolaylaştırmak ve geliştirmek için kurmağa başladığı denizaşırı sömürge imparatorlukları, işgücü (köle) sağlamak bakımından ve yerleşme alanları olarak da önem kazandı (Kuzey Amerika, Güney Amerika, Güney Afrika, Avustralya, Yeni Zelanda gibi). Sanayi devriminin gelişmesi, sömürge imparatorluklarının daha da gelişmesini zorunlu kıldı. Zira sanayinin geniş çaptaki üretimine rahat pazarlar ve bu sanayinin ihtiyacı olan ham maddelerin rahatça sağlanabileceği kaynaklar gerekiyordu.

Bu uğurda sömürgelerde yollar, limanlar yapıldı, ticaret merkezleri geliştirildi, madenler işletildi, çiftlikler kuruldu ya da köylüler sınaî bitki üretimine itildiler. Sömürge halkının sanayi ürünlerine müşteri olabilmesi için yerli lonca sanayileri, bazen zorla, söndürüldü. Sömürgelerin anayurt yöneticilerine, kilise adamlarına, işsiz ve maceraperestlere mevki ve iş alanı sağlama işlevinin de önemli olduğunu unutmamak gerek. 19. yüzyılın son çeyreğine geldiğimizde, kapitalist ülkelerde yeni bir gelişme göze çarpmaktadır.

***

Çelik, elektrik, petrol, sentetik kimya, içten yanmalı motor gibi yeni alanların ortaya çıkmasıyla ‘ikinci’ bir devrim geçiren sanayide, tekelleşme başlamıştır. Küçük şirketlerin yerini tekel ya da yarı-tekel niteliğinde dev şirketler almaktaydı. Bu sürecin sömürge edinme çabasını hızlandıracağı açıkta, Fakat dünyada sömürge olmaya aday olup henüz el konmamış ülkeler (bunlar geri, kapitalizme geçememiş ülkelerdi) azalmış olduğu için bu bir yarış halini almıştı.

Siyasal birliklerini kurmaları zaman almış olduğu için bu yarışa geç katılmış olan Almanya ve İtalya bakımından bu özellikle önemliydi. 1878-1914 döneminin sonunda, Avrupa dışında emperyalist ülkelerden birinin deneti altına girmemiş pek az yer kalmıştı. Gerçi Çin, İran, Osmanlı Devleti gibi sözüm ona bağımsız ülkeler vardı ama bunların bağımsızlığı, emperyalizme dayanıklılıklarından çok, emperyalist ülkelerden birinin onlara tek başına el koyamamış ya da emperyalist ülkelerin bunları paylaşmak konusunda aralarında uyuşamamış olmalarından İleri geliyordu. Bununla birlikte, emperyalistler, kapitülasyon düzeni, dış borçlar, yatırımlar, nüfuz bölgeleri sayesinde buraları ‘ortak sömürgeleri’ durumuna düşürmüşlerdi.

9655653895_710e1edd06_o

***

Balkan ve Latin Amerika gibi iktisadiyatları zayıf ülkeler de -Hıristiyan olmaları, bazılarının nispeten çelişmiş olması gibi nedenlerle resmen sömürge olmak ihtimalleri olmamakla birlikte- dış borç ve yatırımlarla ‘ortak sömürge’ durumundan çok da uzak değillerdi. 1889’da Jön Türk hareketi başladığında, emperyalist ülkeler arasındaki dengede önemli bir değişiklik oluşmuştu. Birçok iktisadî alanda ABD ve Almanya İngiltere’yi geride bırakmaya başlamışlardı.

İngiltere için ABD’nin bu atılımı belki o denli rahatsız edici değildi, çünkü ABD’nin İngiltere’yi tehdit eden bir sömürge edinme hırsı yoktu. ABD, hegemonyasını iktisadi yollardan kurma eğilimindeydi. Ayrıca ABD’nin iktisadi gelişmesi önemli ölçüde İngiliz yatırımlarının eseriydi. Oysa Almanya sömürgelere daha aç bir ülkeydi ve bu uğurda İngilizlerin deniz egemenliğine meydan okumak yönünde adımlar atıyordu. Onun için Almanya’nın iktisadi atılımları İngiltere için gitgide daha çok rahatsızlık veren bir olay olmak istidadındaydı.

Bir Cevap Yazın